SON DAKİKA

Suçlu Sensin

Bu haber 31 Mayıs 2022 - 0:01 'de eklendi.
Abone ol

Alışveriş yaptığın marketin elemanları, her gün mesaisinin yarısını etiket fiyatlarını değiştirmek için harcıyorsa, suçlu sensin. Her gün yola çıktığında ilk işin benzin istasyonlarındaki fiyat değişti mi diye  bakmaksa, suçlu sensin.  Artık dışarıda bir bardak çay içmek bile lüks geliyorsa, suçlu sensin. Hayat çok pahalandı bu maaşla evimi geçindiremiyorum diyorsan, suçlu sensin.  Sokakta yürürken, trafikte aracınla ilerlerken insanlar gerginse, her an kavgaya hazırsa, suçlu sensin. 

Bu gün bütün özgürlüğün ve demokratik hakların elinden alındıysa,  yanlış olan ve ülkeye zarar veren bir durumu protesto bile edemiyorsan, suçlu sensin.

Eğitim sistemin alt üst olduysa, toplumun  ahlak yapısı çöktüyse,  Hukuk sistemin, haklının hukuku yerine güçlünün hukukuna dönüştüyse, asker sayın düştüyse, ekonomin alt üst olduysa, fabrikaların satıldıysa, toprakların satılıyorsa, tarımın, hayvancılığın, sanayin kısacası üretimin bittiyse, sadece ithalata bağlı yaşıyorsan, yer altı ve yer üstü kaynakların yabancılar tarafından işletiliyorsa, ülkende neredeyse Türk nüfusuna yaklaşan ve Türk olmayan  unsurlar cirit atıyorsa, ege adalarının tamamı yabancı ülkelerin üssü haline gelip namluları ülkene döndüyse, suçlu sensin. 

Biliyorum aranızda ben bu partiye oy vermedim suçsuzum diyenler var. Emin ol diğeri kadar sende suçlusun. Atatürk’ten sonra var olan bütün partiler ve bu partilerin peşinden koşup onları yönetimde tutan herkes suçlu.

Hükümetin kontrolündeki, daha ötesi küreselcilerin kontrolündeki ana akım medya ya veya ülkeyi yönetenlerin lafına kanıp ta , bütün dünya da kriz var biz yine iyiyiz. Avrupa daha kötü diyenler var. Hayır efendim o iş öyle değil, kandırıyorlar seni. 

Senin burada 20 TL ye aldığın meyveyi Avrupalı 1. 15 € ya alıyor yani TL ye çevirdiğimizde o da 20 TL ye almış oluyor. Ancak ortalama maaşı 2.000 €  yani TL ‘ye çevirdiğinde 35.000 TL. Peki sen kaç para maaş alıyorsun?  Avrupalı markete gittiğinde 50 € ya yani maaşının 1/40’na ( Kırkta birine ) haftalık ihtiyacını alıyor. Peki sen haftalık ihtiyacın için ne harcıyorsun ?  minimum 1400 TL  1/4 ( dörtte bir ) desek yanlış değil herhalde. Yine suçlu sensin.

Avrupalı dediklerin, fanatikçe parti tutmaz. Şahsı değil ülkesi önemlidir. Yönetemeyeni hemen alaşağı ederler. Hele bir de yolsuzluğu varsa tuttukları gibi çöp tenekesinin içine atarlar. Cezasını çektikten sonra da onu çöpçü yaparlar. İtalya da olduğu gibi. Senin gibi, hırsızsa bizim hırsızımız demezler. Yaptığı yanlışı bile bile savunmak için o yanlışa kılıf arama mücadelesi yapmazlar. Yani suçlu sensin.

Hiçbir zaman ülkeni düşünmedin, Ülke vatandaşlarını, neslinin geleceğini düşünmedin. Sadece kendi kişisel çıkarlarını düşündün, kendi cebini düşündün. Liyakati, başarıyı, tecrübeyi ve bunlara haiz insanın ülkeye faydalı olacağını düşünmedin, benim oğlum, kızım torpille işe başlasın. Devlete bir kapağı atsın. Başarılı olmazsa olmasın , ülkeye faydalı olmazsa olmasın. Salla başı al maaşı dedin. Bunun için gidip partilerin peşinde koştun, üye oldun. Sonra dindarım dedin, fakat kul hakkı yedin. Suçlu sensin.

Sözde, dindarım dedin.  Allaha ve peygamberine inanıyorum dedin. Ancak, Allah’ın peygamberini,  ona inen kuranı bir yana bırakıp, Peygamberi ve soyunu yok eden Emevi zihniyetine biat ettin. Allah’ın Kuran’ını dikkate almayıp, İngilizlerin, İsraillilerin finansörlüğünde ve yönlendirilmesinde kurulan tarikat ve cemaatlere kul köle oldun. Seni yönetenlerin hırsızlığına, yolsuzluğuna göz yumdun, onların suçuna ortak oldun. Suçlu sensin.

Anadolu, işgal altındayken, düşman kadınlarımıza, kızlarımıza tecavüz ederken, halk savaşlardan, fakirlikten perişan haldeyken, bu ülkeyi düşmandan kurtarıp,  çağın en modern ülkesini kurup, 15 yılda Osmanlının da borcunu ödeyip, sanayisiyle, ekonomisiyle o dönemin en modern ülkesi haline getiren kurucu önderine, kurtarıcına, ninelerinin namusunu kurtarana hakaretler küfürler ettin, ülkeni yıkılışın eşiğine getirenlere alkış tuttun. Suçlu sensin. 

Atatürk, 6 tane ilkeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Devletçilik, İnkılapçılık, Laiklik. Sonrada bu ilkelerin tamamını içinizde özümserseniz o zaman milli birlik olursunuz ve sizi kimse parçalayamaz, yıkamaz dedi. 

Atatürk’ten sonra, iç ve dış düşmanlar birlik olup;  ilk iş olarak bu ilkeleri parçalamak ve her bir ilkeyi savunan ya da tezatı olan siyasi partiler kurarak bizi birbirimizden ayırıp, kutuplaştırdılar ve böldüler. Sizler bunu dahi göremediniz, hissedemediniz ve bu partilerin peşinde koşup küreselcilerin, düşmanların oyununa geldiniz. Suçlu sensin.

Atatürk’ten sonra, hiçbir siyasi partinin ABD’den, İngiltere’den icazet almadan iktidara gelemeyeceğini biliyordun. İcazet almanın biat etmek olduğunu biliyordun. Biat etmenin de sadece sana hizmet edeceğim, senin emirlerini uygulayacağım demek olduğunu, doğal olarak bu ülkeye ya da bü ülke insanına değil, biat ettiği yere ülkenin doğal zenginliklerini sunacağını,  Bu ülke ekonomisinden çok, biat ettiği ülkenin ekonomisine ve o ülkenin şirketlerine kapı açacağını biliyordun. Toplum içinde konuşuyordun.  Tüm bunları bile bile  parti peşinde koştun. Sağcı, solcu, milliyetçi, liberal, laik, anti laik olmak üzere bütün partilerin  kumanda merkezinin aynı nokta olduğunu fark etmedin. Basında halka karşı konuşurken birbirine hakaret eden parti liderlerinin perde arkasında birbiriyle sarmaş dolaş olduğunu fark etmedin.  Okumadın, araştırmadın, incelemedin. Sadece halk olarak kutuplaştın. Kendinden olmayana düşman oldun. Ülkene hizmet etmek için oy verdiğini düşünüp, ABD’ye, İngiltere’ye, İsrail’e biat edenleri destekledin. Suçlu sensin.

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

Bacağından sakatlanan bir yarışçı, hırslı ve liderliği kimseye kaptırmak istemiyorsa, ya yarışları iptal ettirmenin yoluna bakar ya da yarışacağı sporcuların koşu yoluna çivi atar. Biz seçim olmayacak dedik, sizler hala seçim hayalleri kurmaya devam ederken ülkenin bir adım daha batağa yaklaşmasına göz yumdunuz. Suçlu sizsiniz.

Atatürk Sivas ta kadınlar cemiyetinde ki konuşmasında, partiler böler, kutuplaştırır, bizim partilere değil milli birliğe ihtiyacımız var dedi. Sizler,  partilere bölünüp  kutuplaşmayı seçtiniz. Bütün partilerin; Sağcı, solcu, şucu, bucu fark etmeksizin kumanda merkezlerinin aynı olduğunu, seçilenin  geldikten sonra bir kaç ay ağzınıza bal sürüp sonra bir öncekinin kaldığı yerden sana ve ülkene değil icazet merkezine hizmet ettiğini anlayamadın. Suçlu sensin.

Parti olmadan bu ülke nasıl yönetilir, o zaman biz ne yapmalıyız diyorsunuz.

Bu ülkenin sıkıntıları aşmasının, büyük bir güç olmasının ve neslinin bağımsız olarak devamı için bir tek çözüm  vardır. O da Milli birlik olmaktır.

Bunun için kutuplaşmayı, sağcılığı, solculuğu, şuculuğu,  buculuğu bir yana bırakıp, tek bir çatıda, partisiz Atatürkçülükte, Kuvayi Türk’ te, bu vatanın birliği ve bütünlüğü için, bayrağımız için, Türk’ün sonsuza dek var olması için, çocuklarımızın geleceği için  birleşmektir.  İşte o zaman partiler devre dışı kalır ve bütün ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan partisiz olarak teknokratlar hükümeti kurulur ve Atatürk devlet algoritmasıyla ülkeyi yönetir. Kurtuluşun reçetesi partilerle bölünmekte değil, vatan için birlik olmaktan geçer. 

Bu gün siyasi partilere geniş çerçeveden baktığınızda, ülke insanının bölünmüşlüğünü, kutuplaşmasını ve ayrışmayı, düşmanlaşmayı görürsünüz. Her siyasi partinin destekleyeninden misli misli fazlalıkta karşıt olanları görürsünüz. Ülkeyi parçalamaya çalışanların amaç ve hedefleri de budur zaten. Asıl savaş sen ben ya da sağ sol savaşı da değildir. Dünyayı şu an yöneten ve küreselci dediğimiz 13 kişinin tek dünya devleti hayaline karşı, yani yılan oğullarına karşı adam oğullarının verdiği bir savaştır. Dünya hükümetlerinin ve siyasi partilerinin kontrolünü elinde tutan negatif 13 adama karşı,  Türk ve kökeni Türk olan Pozitif tarafın bir savaşıdır. Bu savaş, Şeytanla Tanrının bir savaşıdır ve bu savaş 6. Neslin son savaşıdır. Ya şeytani güçler kazanacak, ya da Tanrısal güçler kazanacaktır.

Ülkemizde Türk halkının kutuplaşmasını ortadan kaldırıp,  Vatan, bayrak ve çocuklarımızın geleceği için, Milli birliğin yani Kuvai Türk’ün tek ve son kalesi, Partisiz Atatürkçülük temelinde hareket eden ve Atatürk devlet algoritmasıyla yönetimi benimseyen, 1924 Anayasasını esas alan adres; Atabey 19 Gençlik Kültür Ocaklarıdır. 

Partilere bölünerek, kutuplaşarak ya da evinde oturarak, klavye başında kahramanlık yapmaya çalışarak vatanını kurtaramazsın. Biri gelse de beni kurtarsa diye de bekleyemezsin. Yapman gereken net ve bellidir. Atatürk’ün Kuvai Milliye ruhuyla tek bir çatıda milli birlik olarak toplanmak Büyük bir güç olmaktır. Çocuklarının ve vatanının geleceğini kişisel çıkarlarından üstün tutan her Türk vatandaşının milli birlik adına bir araya geleceği son kale, tek adres bellidir.  Unutma İstiklal marşının ilk kelimesi korkma der. “ KORKMA”

Saygılarımla

Ercan Çamalan

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Ercan Çamalan[email protected]
01.07.1966 yılında Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Yazır köyünde doğdum. (İlçemiz şu an Boğazkale oldu.) *İlk okulu Ankara Mimar Sınan İlkokulu’nda; orta okul ve liseyi Ankara Tuzluçayır Lisesi’nde tamamladım. *1985 yılında Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksek Okulu Elektrik Bölümü’nden mezun oldum. *1986 yılında Ankara PTT de Elektrik Teknikeri olarak işe başladım. Sonrasında , Türk Telekom’un PTT’den ayrılmasıyla iş hayatıma Türk Telekom da devam ettim. *İş hayatımın 8. yılında tekrar Üniversite sınavına girerek, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Maden Mühendisliği’ni kazandım ve tayinimi Kütahya İl Telekom Müdürlüğü’ne aldırarak, gündüz iş hayatıma devam ederken, akşam ikinci öğretim olarak üniversite öğrenimime devam ettim. Maden Mühendisliği 2. Sınıf sonunda genel not ortalamamın çok yüksek olması sebebiyle aynı okulda Elektrik Elektronik Mühendisliği’ne yatay geçiş hakkı kazanarak, bir alt sınıftan başlamak kaydıyla öğrenimime Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde devam ettim. *1999 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olarak aynı iş yerinde görevime Elektrik Elektronik Mühendisi olarak devam ettim. *2002 yılında Türk Telekom İzmir Bölge Müdürlüğü’nün talebi üzerine İzmir'e tayin olup burada görevime devam ederken yine Türk Telekom Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine 2005 yılında Ankara da Türk Telekom Genel Müdürlüğü İnşaat Emlak Daire Başkanlığı’nda görevime devam ettim. Türk Telekom’un aynı yıl özelleşmesi sonucu kurumda uygulanmaya başlayan çalışma sistemi ve cemaat ağırlıklı kişilerin kuruma doldurulmasının verdiği rahatsızlık sonucu 2007 yılında kendi isteğimle kurumdan istifa ettim. *2007 ile 2010 yılları arası kendi ofisimde müteahhitlik 2010 yılından sonra da yine kendi iş yerimde Kozmetik sektörüne girerek hala aynı sektörde iş hayatıma devam etmekteyim. *İş hayatı dışında vatan sevgim sayesinde buluştuğum ve onur duyarak görev aldığım, Atatürk Atabey19 Türk Ocakları Ankara İl Başkanlığı’nda Genel Sekreter olarak çalışmalarıma devam etmekteyim. *Evliyim 3 kız ve 1 erkek olmak üzere 4 çocuk babasıyım.

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

    BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR