SON DAKİKA

Ruh ve Beden

Bu haber 23 Ocak 2022 - 0:14 'de eklendi.
Abone ol

İnsanlar da diğer tüm canlılar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.

İnsan, bir beden ve bu beden içerisinde ruhtan ibarettir. Ana rahminde bebek oluşmaya başlarken ruh gelir ve o bedene yerleşir. O bedenle bütünleşir. Bazı ruhlar tanrıya hizmetkar ruh, bazı ruhlar ise şeytana satılmış ruhlardır. Her ruh bir bedene girmeden önce  hizmet ettiği kudret tarafından ( tanrı ya da şeytan ) ona verilen ve gireceği bedende yapacağı görevlerle gelip o bedene yerleşir ve görev bedene alın yazısı olarak işlenip ruhun geçmiş hafızası tamamen silinir. İnsan doğumundan itibaren yaşamı boyunca alın yazısı ya da kaderi dediğimiz görevleri yaşamaya ve uygulamaya başlar. Bazıları bu dünyadaki görevini bilmeden , fark etmeden yaşar, uygular ve ölür. Bazıları da bunu fark ederek,  görevini bilinçli bir şekilde yerine getirir ve uygular.

Dünyaya geliş sebebini, görevini , alın yazısını ya da kaderini fark etmek nedir, nasıl olur.?   Bazen bunu bir fısıltı şeklinde kulağınızda duyarsınız, bazen sadece hissedersiniz, bazen dalgınlaşırsınız gözünüzün önüne hayal şeklinde gelir, bazen de rüyalarınız yoluyla size bildirilir.  Belirli bir zamana kadar bazı aşamalardan geçersin, bazı denemelerden geçersin ve artık bazı şeylerin zamanı gelmiştir. İşte o his, o hayal, o fısıltı ya da o rüya sana asıl görevini hatırlatmadır. O görevi sana veren kudretin hatırlatmasıdır. Artık asıl görevini ifa etmenin zamanı gelmiştir. Sen o görev için seçilen kişisindir. 

Seçilen derken; pozitif ya da negatif yönde, kimi dünyanın geleceğini değiştirecek kişi, kimi ülkenin geleceğini değiştirecek kişi, kimi insanlığın geleceğini değiştirecek kişi, kimi soyun geleceğini değiştirecek kişi, kimi ailenin geleceğini değiştirecek kişi, kimi bu yoldaki yolcu, kimi yolcuya yol arkadaşlığı yapacak kişi, kimi yol arkadaşlığı yapacak kişiye yol gösteren kişi, kimi de yol göstereni hazırlayan kişi, kısacası  her insan dünyaya bir görevle gelir, görevini yapar ve gider. Kiminin görevi çok büyük, kiminin orta büyüklükte kiminin ise küçüktür. 

Dünya üzerinde var oluştan bu yana sürekli savaşlar yaşanır. Hayattaki her aşaman, her yaptığın bu savaşın bir parçasıdır. Ruhunu o bedene yollayan kudret,  senin ruhunu bulunduğun bedene yollarken bu savaştaki görevinde zaaflık göstermemeni ister. Ancak, kimileri görevini tam anlamıyla yerine getirirken, kimileri karşı tarafın oyunlarına gelip, zafiyet göstermeye başlar. Görevini yerine getiremeden hem bu dünyada, hem diğer alemde ceza çekmek zorunda kalır. Bu alemde ızdırap içinde bir yaşam sürmeye, diğer alemde de cezalı bir ruh olarak kalmaya mahkum olmuştur.

Dünya üzerinde verilen bu savaşlar kimi zaman oklarla, mızraklarla, kimi zaman kılıçlarla,  kimi zaman silahlarla kimi zaman da oyunlarla, yalanlarla, parayla, ya da kısacası psikolojik ve sosyolojik hareketlerle senin  düşünme kapasiteni engelleyerek, ekonomik yönden sıkıntı yaşatarak, hukuksal yönden korku yaşatarak asıl amacını unutturup yapman gereken görevi yapamaz hale getirerek yaşanmaktadır. Gelme bu oyuna ve KORKMA!!

 Şayet kaderindeki görevini yapmıyorsan, uyutulduysan, korkutulduysan, bir başkaları seni silkeler, uyandırmaya çalışır. Kendine gel, kim olduğunun farkına var, uyan diye çaba gösterir. Önemli olan tek şey vardır o da kendi benliğini bulabilmek, kim olduğunun farkına varmak, kimliğini bulabilmek, kan hafızanı hissetmek, tarihine bakmak, düşünebilmek ve UYANMAK ‘ tır.  Karşı tarafın da görevleri vardır. Onun görevi de sana benliğini unutturmak, tarihini, kültürünü unutturmak, kan hafızanı unutturmak, ahlağını çökertmek, karakterini bozmak, görevini yapamaz hale getirmektir. İşte burada seçim sadece sendedir. Ya uyanıp görevinin başına döneceksin ya da  görevini yapmayıp, cezanı çekeceksin. Karar senin.

Türk Milleti, Dünyanın var oluşundan bu yana bu savaşların içinde olmuştur. Tanrının  askeridir. Doğarken asker doğar. Türk Milleti, şeytanın ordusuna, şimşektir, yıldırımdır, kasırgadır. Nice kahramanlar çıkarmıştır. Oğuz ata ile Hun devleti, Bumin ata ile Göktürk devleti, Alparslan ata ile Anadolu Selçuklu devleti, Ataman ata ile Osmanlı devleti, Mustafa Kemal Atatürk ata ile Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Karşı taraf tarih boyunca boş durmadı. Türlü oyunlarla, türlü hilelerle onlar yıktı, biz kurduk. Bu gün ülkemizde geldiğimiz noktaya bakın, oyunlar hep aynıydı. UYANIN.

Tarihimizdeki Türk devletlerini kuranlarda ( Oğuz han, Bumin kağan, Alparslan, Ataman gazi, Mustafa Kemal Atatürk) zamanlar farklı, suretler farklı ama ruhlar aynı ruh tu. Bu gün ise o ruh yeniden aramızda, size düşen ise korkmadan uyanmak ve,  

Gelenler hep aynıydı.

Suretler farklıydı.

Gelenlerin hiçbirisi ben değildi.

Ben hepsiyim. 

diyen Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci’nin yanında asli görevinizi yerine getirmektir.

Saygılarımla

Ercan Çamalan

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Ercan Çamalan[email protected]
01.07.1966 yılında Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Yazır köyünde doğdum. (İlçemiz şu an Boğazkale oldu.) *İlk okulu Ankara Mimar Sınan İlkokulu’nda; orta okul ve liseyi Ankara Tuzluçayır Lisesi’nde tamamladım. *1985 yılında Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksek Okulu Elektrik Bölümü’nden mezun oldum. *1986 yılında Ankara PTT de Elektrik Teknikeri olarak işe başladım. Sonrasında , Türk Telekom’un PTT’den ayrılmasıyla iş hayatıma Türk Telekom da devam ettim. *İş hayatımın 8. yılında tekrar Üniversite sınavına girerek, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Maden Mühendisliği’ni kazandım ve tayinimi Kütahya İl Telekom Müdürlüğü’ne aldırarak, gündüz iş hayatıma devam ederken, akşam ikinci öğretim olarak üniversite öğrenimime devam ettim. Maden Mühendisliği 2. Sınıf sonunda genel not ortalamamın çok yüksek olması sebebiyle aynı okulda Elektrik Elektronik Mühendisliği’ne yatay geçiş hakkı kazanarak, bir alt sınıftan başlamak kaydıyla öğrenimime Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde devam ettim. *1999 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olarak aynı iş yerinde görevime Elektrik Elektronik Mühendisi olarak devam ettim. *2002 yılında Türk Telekom İzmir Bölge Müdürlüğü’nün talebi üzerine İzmir'e tayin olup burada görevime devam ederken yine Türk Telekom Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine 2005 yılında Ankara da Türk Telekom Genel Müdürlüğü İnşaat Emlak Daire Başkanlığı’nda görevime devam ettim. Türk Telekom’un aynı yıl özelleşmesi sonucu kurumda uygulanmaya başlayan çalışma sistemi ve cemaat ağırlıklı kişilerin kuruma doldurulmasının verdiği rahatsızlık sonucu 2007 yılında kendi isteğimle kurumdan istifa ettim. *2007 ile 2010 yılları arası kendi ofisimde müteahhitlik 2010 yılından sonra da yine kendi iş yerimde Kozmetik sektörüne girerek hala aynı sektörde iş hayatıma devam etmekteyim. *İş hayatı dışında vatan sevgim sayesinde buluştuğum ve onur duyarak görev aldığım, Atatürk Atabey19 Türk Ocakları Ankara İl Başkanlığı’nda Genel Sekreter olarak çalışmalarıma devam etmekteyim. *Evliyim 3 kız ve 1 erkek olmak üzere 4 çocuk babasıyım.

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR