SON DAKİKA

Pandora’nın Umudu

Bu haber 22 Eylül 2022 - 14:27 'de eklendi.
Abone ol

İnsanoğlunun dostu Prometheus’u cezalandırmadan bıkmayan Zeus, tekrar ve bu defa kötü bir ceza verecektir… İşte Pandora ve Prometheus arasındaki bağlantı bu ceza sonucu oluşacak ve mitolojiye adını kazıyacaktır. Tüm bunlar yaşanırken Zeus, Hephaistos’u yanına çağırmış ve çamurdan bir kadın yapmasını söylemiştir. Hephaistos’un maden işçiliği o kadar iyidir ki tanrılara çeşitli silahlar, evler yapar. Öyle ki Prometheus’u kayalara bağlayan zincirleri de yine Hephaistos yapmıştır. Hephaistos, biraz toprak alır ve toprağı suyla karıştırır. Yaratacağı kadının yüzü tıpkı tanrıçaların yüzüne, bedeni ise genç kızlara benzemeli ve içine insan sesi konulmalıdır. Zeus, Athena’dan bu yaratılan ölümlü kadına el işleri ve kumaş dokumasını öğretmesini, Aphrodite’den güzelliğini, cazibesini öğretmesini, Hermes’ten içine köpek kalbi, tilki huyu koymasını emretti. Topal tanrı Hephaistos, çamuru tamamen kız biçimine sokmuştu. Hemen Kharitler (Üç Güzeller) altın gerdanlıklarla donattılar kızı. Bahar çiçekleri gibi oldu saçları ve Hermes yüzüne yalanı sakladı. Tüm tanrılar ona hediyeler verdi, altınlarla donattılar, adını Pandora koydular. Çünkü Pandora ”bütün tanrıların armağanı” demekti. Pandora yaratılan ilk insan kadın olmuştu. O güne kadar yeryüzünde yaşayan tüm ölümlü insanlar erkekti ve çoğalamadıkları için altın soy döneminde rahatça yaşıyorlardı. Zeus’un yarattığı bu kadın tüm insanların başına bela olmalıydı ve ancak Prometheus’tan bu şekilde intikamını alabilirdi. Tabii ki intikamı yeni başlıyordu…

Prometheus’un zekâsının aksine kardeşi Epimetheus o kadar zeki ve bilge değildir. Zaten Epimetheus’un anlamı da aklı sonradan gelen demektir. Zeus, Pandora’yı, Epimetheus’a hediye olarak göndermiştir. Epimetheus’ta tıpkı ismi gibi hediyenin altında yatan gerçek sebebi anlamayıp, Pandora’nın güzelliğine vurulmuş hemen kabul etmiştir. Oysa ki Prometheus kardeşine, Zeus’un kendisine göndereceği hiç bir şeyi kabul etmemesi konusunda uyarmış, eğer kabul ederse hem kendilerini hem de insanları tehlikeye sokacağını söylemiştir. Epimetheus, abisini dinlemeyerek Pandora ile evlenmiştir. Bir söylenceye göre evlilikleri çok mutlu giden çifte bir gün, sırtında ağır bir kutuyla yolcu gelmiş fakat kutuyu oraya bırakıp gitmişti. Bu yolcu pek tabii Hermes’ten başkası değildi. Başka bir söylenceye göre ise Epimetheus’a hediye olarak gönderilen Pandora’nın yanında tanrıların verdiği kutuda vardır.

Pandora’nın öyküsüne Hesiodos’un İşler ve Günler’in de rastlıyoruz. Orjinal metinde bir kutu değil topraktan bir kap (Pithos)’tır. Fakat Ortaçağ’da kutu olarak yanlış şekilde çevrilmiş ve günümüze kadar Pandora’nın Kutusu şeklinde anılmıştır. Tanrılar tarafından verilen bu kutunun içi tamamen kötülüklerle doludur, bu yüzden Pandora’yı bu kutuyu kesinlikle açmaması için uyarmışlardır. Fakat gel zaman git zaman Pandora günden güne merakına yenik düşmeye başlamış ve sonunda kutuyu açmıştır. Açtığı kutudan insanlara acı, kibir, açlık, keder, kıskançlık, ölüm, ahlaksızlık, hırs, hastalık gibi tüm kötülükler yayılmıştı. Saniyeler için yeryüzünde mutluluğun yerini bir anda kötülükler sarmıştı. Tam o sırada dışarı çıkacak ve tüm bu kötülüklerle başa çıkabilecek bir iç güdü kalmıştı ki, Pandora telaş içinde kutunun kapağını kapatmıştı. Dışarıya çıkamayan bu iç güdünün adı ”UMUT” idi. 

Tanrılar, Pandora’nın bir gün merakına yenik düşüp bu kutuyu açacaklarını bildikleri için insanlara üzülerek, acımışlar ve kutunun içine tüm bu kötülüklerle başa çıkabilecekleri duygusal inancı, umudu koymuşlardı. Bu şekilde kadının olmadığı erkek fantezisinin egemen olduğu, insanoğlunun tanrılar gibi dertsiz yaşayıp gittikleri dönem sona ermiş oldu. Hesiodos, İşler ve Günler’de Pandora’ya ve kadına olan düşmanlığını açık bir şekilde vurgulamıştır. Başından beri yeryüzüne gelmiş olan tüm kötülüklerin kaynağı her zaman kadın olmuştur. Oysa ki merak duygusu sadece kadına özgü bir durum değildir. Zeus’un intikam için kendi isteğiyle şekillendirip, yarattığı kadın nasıl olurda her kötülüğün, acizliğin ana kaynağı olarak nitelendirilebilirdi? Bu doğru bir yaklaşım mıydı? 

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

Friedrich Nietzsche, Pandora miti ve umut ile ilgili şunları söylemiştir: ”…Zeus öteki kötülüklerden de fazlasıyla eziyet çeken insanın yaşamı kestirip atmamasını, hep yeni eziyetler çekmeye devam etmesini istemişti. Bunun için insanlara umudu verdi. Aslında kötülüklerin en kötüsüdür umut, çünkü insanın çektiği eziyeti uzatır.” Nietzche göre de umut, en kötü şeydi. Peki umut bu kadar kötü bir şey ise, umudunu kaybetmeyerek başarıya ulaşan bir çok insanın açıklaması neydi? Tıpkı sarmaşık dalları gibi hayatımızda başımıza gelen tüm kötülükler etrafımızı kapladığında, bilin ki içimizdeki umut dünyası sizi kurtarmak için hazır ol da beklemektedir. Her gecenin gündüzü olduğu gibi her kötülüğünde kurtuluşu umut sayesinde olacaktır. Umutla beklediğiniz gelecek, elbet bir gün gelecektir. Umudunuzu yitirdiğinizde şunu hatırlayın! Kıştan sonra gelen ılık baharda çiçekler açmaya devam eder. Sizlerde çiçekler açana kadar umut edinmeyi hayatınızın mottosu haline getirin. Peki sizin Pandora kutunuzda hâlâ umut var mı? Sizce umut iyi bir şey mi kötü bir şey midir?

Özgenur Akış

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Özgenur Akış[email protected]
04.07.1996 Eskişehir doğumluyum. İlkokul ve Ortaokul'u Eskişehir'de Sami Sipahi Ortaokulu'nda, Yunus Emre Lisesi'nde ise lise öğrenimimi tamamladım. Ortaokul öğrenimim sırasında Aikido ve tiyatro ile ilgilenirken, okul resim yarışmasında ödül kazandım. Liseyi bitirince özel sektörde Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak çalıştım. Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü mezunuyum. Yükseköğrenimim sırasında Eti Arkeoloji Müzesi'nde staj yaptım. Sanat Tarihi ve Mitoloji alanlarında yazarlık yapmaktayım. Resim ve seramik alanlarında eserler çıkartmak, araştırma yapmak, kitap okumak, tarihi alanları ve müzeleri gezmek ile yakından ilgileniyorum. Orta derecede Korece ve İngilizce bilmekteyim.

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR