Geleceğin Işığı Kadınlar

Yayınlama: 09.03.2023
34
A+
A-
04.07.1996 Eskişehir doğumluyum. İlkokul ve Ortaokul'u Eskişehir'de Sami Sipahi Ortaokulu'nda, Yunus Emre Lisesi'nde ise lise öğrenimimi tamamladım. Ortaokul öğrenimim sırasında Aikido ve tiyatro ile ilgilenirken, okul resim yarışmasında ödül kazandım. Liseyi bitirince özel sektörde Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak çalıştım. Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü mezunuyum. Yükseköğrenimim sırasında Eti Arkeoloji Müzesi'nde staj yaptım. Sanat Tarihi ve Mitoloji alanlarında yazarlık yapmaktayım. Resim ve seramik alanlarında eserler çıkartmak, araştırma yapmak, kitap okumak, tarihi alanları ve müzeleri gezmek ile yakından ilgileniyorum. Orta derecede Korece ve İngilizce bilmekteyim.
+ Daha Fazla

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!

    Öncelikle yazıma büyük Türk ulusunun kurtuluşunu gerçekleştiren ülkemizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkürlerimi sunarak başlamak istiyorum. Kendisini sevgi, saygı ama en çok özlem ile anıyorum. En çok diyorum çünkü tam da şu an da Türk kadını olarak ona saygımızı ve özlemimizi dile getirmemiz gereken gündeyiz. Onun sayesinde Türkiye, birçok Avrupa ülkesinden daha önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren ilk ülke olmuştur. 

    Çağdaş uygarlığın tüm değerlerini, cumhuriyet ile birlikte yaptığı devrimlerle hayata geçirmiş, gerek o dönemin gerekse şimdi bizlerin hayatını değiştirmiştir. Atatürk’e göre devrimlerin temel ilkesi çağdaş uygarlık düzeyine erişmektir. Uygarlık sürekli olarak gelişen, ilerleyen bir kavram olmakla birlikte çağdaşlaşma ise Türk toplumunu çağdaş uygarlığın üzerine çıkartmak için tüm inkılâplardır. Atatürk’ün en büyük amacı ve bizden istediği şey ilerleyen toplum olmamız bunun için ulusal bağımsızlığımızı, haklarımızı, eşitliğimizi, özgürlüğümüzü koruyabilmemizdir. 

    Tüm bunların yanında elbette kadınlar Atatürk için ayrı bir yere sahipti. O, Türk kadınının ne kadar zeki olduğunu ve gelecek nesillere ışık olabileceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden, toplumun her alanında kadınlarında eşit haklara sahip olmaları için gereken adımlar atılarak 5 Aralık 1934 yılında birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanındı. Bu hak, Atatürk Devrimleri’nin en önemlilerinden birisiydi çünkü toplumsal hayatta kadınların ülke yönetiminde söz sahibi olmaları demekti. 

    Atatürk: “Türk kadını, bu kere de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu yetki ve başarıyla kullanacaktır…’’

    “…Bu karar Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir.’’

    Atatürk’ün yaptığı devrimlerin ve söylediği sözlerin aslında şu an bile bizim için ne kadar özel, kıymetli olduğunu bir kez daha anlamamız gerektiğine inananlardanım. Türk kadını kendi hayatının başrolü olduğunu unutmamalıdır. Kadın, karanlıkta kaldığında bile gerek kendine gerekse gelecek nesillere ışık olup, geleceği inşa edendir. 

    6 Şubat tarihinde ülkece yaşadığımız ve hepimizi derinden sarsan deprem felaketi dolayısıyla hepimizin kalbi tek yürek olarak 11 ilimizde atmıştı. Günden güne yaralarımızı sarmaya, yardımlaşmaya devam etsek de yitip giden canlar ve ışığı sadece burada, dünya boyutunda sönmüş ve fakat başka sonsuzlukta ışığıyla karanlıkları aydınlatacak o güzel kadınlarımızın ve vatandaşlarımıza da ayrıca bu günü manevi olarak ithaf etmek istiyorum. Milletimizin bir kez daha başı sağ olsun, hayatını kaybedenlere yaradandan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. 

    Ülkece dönem dönem acı günlerden geçtik, geçmeye devam ediyoruz. Türkiye’nin 100. yılından sonra gelecek olan güzel günlerini görmemizi temenni ediyorum. Umudun her zaman, her an bizim içimizde olduğunu unutmadan her ne yaşarsak yaşayalım, ayağa kalkmayı bilerek ve güzel günlerin gelmesini umut ettiğimizde işte o zaman her şeyin daha farklı olacağına inananlardanım. Umut ettiğimiz gelecek bir gün mutlaka gelecektir. Kıştan sonra gelen ılık bahar gibi, karanlığı aydınlatan küçücük bir ışık gibi kendi haklarımızı hiç unutmadan adaletin, eşitliğin, özgürlüğümüzün devam etmesi için çabalayan başta tüm kadınlarımızın tekrar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlar, saygılarımı sunarım. Umarım bu süreçten sonraki Türkiye’de kadınların el üstünde tutulduğu ve dünyaya kadın gözüyle bakıldığında aslında ne kadar güzel bir hayat olduğunun haberlerini alırız. Kadınları yok sayan, kadınları eğitimsiz bırakmaya çalışan, kadınları toplumdaki yerini silmeye tüm haklarını elinden almaya çalışan zihniyetlerin bir an önce gereken adaleti görmelerini diliyorum.

    Özgenur Akış

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı