SON DAKİKA

‘Öz’lük ve Aidiyet’

Bu haber 26 Nisan 2022 - 15:48 'de eklendi. Son Güncelleme26 Nisan 2022 - 16:24
Abone ol

Anlamını yitiren bir yaşamın temel sorunu, kendi yaşamına yabancılaşmak, öteki gibi yaşamaktır. Artık arayışa geçme zamanı gelmiştir. Farkına varınca uyanış başlıyor.

 Kişi ancak uyandıktan sonra daha önce uyuyor olduğunu kavrıyor. 

Uyuyan uyuduğunu bilmez ise gördüğünün bir rüya olduğunu 

anlayamaz. 

Peki nasıl yaratacağız bu farkındalığı ?  

Kişisel bütünlük içinde bildiğimizi bilerek, bilmediğimizin farkında olarak. Ve ikisi arasındaki farkın bilincinde gerçeğe sürekli saygılı olarak.

Yarınımızı yaşatmak için güçlü olmamız gerekir. Peki gücümüz nereden gelecek ? 

 “Kim olduğumuzu bilmekten”. 

Yaşamımız kimsenin sorumluluğunda değildir. Sadece kendimiz ve aidiyetinizin sorumluluğunuzdadır.

Mesela neden şimdi “tembellik” bu kadar yaygın ? Neden görmeyiz bize bakan gözleri ? Neden, neyi kınarız ? Neden pişmanlıklar içinde yaşarız ? Tüm bunları varoluşsal arayış bilinci içerisinde irdeleyebiliriz. İnsanın değeri aradığı şeydir. Neyi arzuluyor, neleri hayal edip nelerin peşinde koşuyorsa insan o dur, peşinde koştuğumuz şey ne kadar ulvi ise o kadar kendimize ve memleketimize faydalı olabiliriz. Yetişme tarzımıza ve töremize ters düşen konularda önlem alır tepki veririz. Kutsal değerleri muhafaza etmemiz gerektiğini bilir ona göre hareket ederiz. Atalarımızın önderlerimizin yolundan gider, bize emanet edilenlere sahip çıkarız.

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

Nasıl değişebiliriz ?Gerçeklerin farkına vararak ve farkına vardığımızı yaşayarak, bitmemiş işleri bitirerek. Bitmemiş işlerimizi bitirmeden gerçek gücümüzün farkına varamayız. Farkına vardığımız kadarını yaşayarak idrak etmeye başlarız.

Mesela: Arayış içinde olan insanların en çok sorduğu soru; Bu memleketin hali ne olacak ? sorusudur. Peki cevabını nasıl bulabiliriz? Tabi ki kendimize sorular sorarak.

Kilit sorular; Ben kimim?  Ya da ben ne biliyorum? soruları değil; Nasıl davranmam gerekiyor? Ne yapmalıyım ? Elimdekilerle neler yapabilirim ve bana verilene ben ne katabilirim gibi eyleme geçirecek aktif sorulardır. İnsanları uyanış sürecine taşıyan şey bütünsellik içindeki anlam arayışıdır. Ben bireyim ama tek başıma değilim ait olduğum bir ailem ve toplumum var diyebilmeli insan.

Sokrat : ”İncelenmemiş hayat yaşamaya değmez”der. 

Hangi ortamda ve hangi niyetlerle olaylara bakıyoruz? İçimizde nasıl bir rahatlık var? Sihirbazın hilesine mi kanmışız.? Oysa gerçekler yalın ve çıplaktır. Çelişik paradigmalara düşmeden, gereksiz ayrıntılara takılmadan, kaybolmak üzere olan özümüze ve öz değerlerimize sahip çıkalım. Yarın çok geç olabilir. ATATÜRK ’ün dediği gibi : Temel ilke; TÜRK milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.

Taner Toraman

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

    Taner Toraman[email protected]
    1975 Erzurum doğumluyum. Ziraat Mühendisiyim, Marmara Ünv. İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitimi sertifikası, Temel İlkyardım sertifikası sahibiyim. Tarım, mekanik, inşaat, pazarlama, sağlık alanlarında kamu, özel sektörde teknisyen ve yönetici olarak görev yaptım. Klasik psikoloji, klasik biyoloji, müzik, resim ve tiyatroyla amatör olarak ilgiliyim. Evliyim üçüz erkek çocuk babasıyım. Çalışma hayatıma İETT'de Denetim Amiri olarak devam etmekteyim.

    BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

    BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

    Parlamento Haber | Korku yok!