SON DAKİKA

Osmanlı’nın Kaderini Yaşatıyorlar

Bu haber 13 Eylül 2021 - 0:04 'de eklendi. Son Güncelleme13 Eylül 2021 - 13:53
Rabıta Uğur Mumcu'dan Sonra - Hüseyin Hakkı Kahveci

Osmanlı İmparatorluğu; kuruluşundan itibaren nasıl Yükselme Dönemi, Duraklama Dönemi ve Yıkılış Dönemi yaşadıysa, bu gün aynısı genç Türkiye Cumhuriyetinde yaşatılmaktadır.  Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi kurduğu andan 10 Kasım 1938’e kadar ülkemiz Yükselme Dönemi yaşamış, 11 Kasım 1938’den 2 Kasım 2002 tarihine kadar duraklama dönemi ve 3 Kasım 2002 den günümüze kadar da her alanda Çöküş Dönemi başlamıştır.

Hani diyoruz ya, 2002 yılından bu yana eğitim sistemi 18 kez değişti diye. Tüm bunlar eğitim sisteminin daha iyiye gitmesi için değil, tam tersi daha kötüye gitmesi için uygulanan taktiksel bir yöntemdir. Daha da ileriye gidilip, müfredatlar da sürekli değiştirilerek, hem öğretmen  hem de öğrencide kafa karışıklığı oluşturmak, bocalamaya neden olmak ve yılgınlık yaratmak  içindir. Daha da ötesi iktidarlarını ayakta tutmak içindir.

Pekala, eğitim insan hayatının en önemli olgusu olmasına rağmen “neden bu hükümet tam tersi bir politika izliyor” kısmına geçmeden önce, eğitimin insan hayatında, toplumda, ülke geleceğinde ve insanlığın geleceğinde ki önemine bakmak gerekir.

Eğitimden ; bilim doğar, kültür doğar, teknoloji doğar, hukuk doğar, edebiyat doğar, sanat doğar, felsefe doğar,

Eğitim; kişinin zihinsel olarak algı ve bilincinin açılması, kültürünün artması, bilgisinin artması, becerisinin artması, sosyal, mantıksal, fiziksel ve matematiksel olarak bilgi seviyesinin daha üst noktalara çıkmasını sağlar.

Eğitilmiş insan; aldığı eğitimin seviyesi oranında, olaylara daha akılcı yaklaşır, daha objektif ve mantıksal bakar , daha bilimsel yaklaşır, daha adil irdeler. 

Duruma bir de tersi yönden birkaç örnekle bakacak olursak;

İşveren ya da patron; çok çalışan, verilen hiçbir işe itiraz etmeyen, karnını doyuracak kadar ücrete şükreden, sosyal hak aramayan işçi ister.

Tarikat ve cemaat lideri; ağzından çıkan her söze inanan, ona biat eden ve kulluk yapan, dilediği şekilde yönlendirebileceği müritler ister.

Atatürk'ün Katilleri

Diktatörler sarayındaki lüks ve şatafat içerisindeki yaşamını ayakta tutabilmek için cahil kalmış, hakkını arama bilincinden uzaklaşmış, korkutulup sindirilmiş, araştırmayan, soruşturmayan, biat eden, liderinden başkasını duymayan ve görmeyen, sadece karnının doymasına ve aldığı nefese şükreden bir toplum ister.

Günümüzde yaşadıklarımıza bakacak olursak yaklaşık 20 yıldır algılarla ve yalanlarla yöneten bir iktidar ve yönetilen bir toplumla karşı karşıyayız, Cumhuriyet Dönemi’nin en büyük yolsuzluklarının yapıldığı ve bunu araştıramayan meclis, peşine düşmeyen hukukçular ve sessiz kalan bir toplumla karşı karşıyayız. Devletin asli unsur, hükümetlerin ise devleti yöneten üst düzey memurlar olduğunu bilmeyen bir toplumla karşı karşıyayız. Hükümetlerin asli görevinin; ülkenin yer altı ve yer üstü kaynak gelirleri, kurumlarından elde edilen gelirler, halktan, esnaftan ve sanayiciden  toparlanan vergiler ile halkının yaşam şartlarını çağının en üst düzeyinde yüksek tutmak maksatlı olarak, sağlık, sosyal, kültürel , bilimsel ve eğitimsel alanda hizmetler sunmak ve işçisinin, memurunun, emeklisinin maaşlarını ödemek olduğu halde,  bunu bir lütuf gibi gören ve buna karşılık yolsuzlukları görmezden gelen bir toplumla karşı karşıyayız. Dinin Allah’la kul arasında olduğunu bilmeyip ısrarla araya bir aracı sokarak aracıdan cennet dileyen bir toplumla karşı karşıyayız. Tüm bu olanlara itiraz edenler karşısında kutuplaştırılmış ve terörize edilme aşamasına getirilmiş bir toplumla karşı karşıyayız. 

Ülkede bu güne kadar bilinçli olarak sistemi bozmaya yönelik yapılan uygulamalarda önce üst düzey bir yetkili  basın aracılığıyla kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda ortaya  fikrini atmakta ve ardından toplumun tepkisi ve nabzı ölçülmektedir. Şayet bir tepki yoksa, ardından bu fikir uygulamaya konmaktadır. Son 20 yılda yapılan her şey bu şekilde yapılmıştır. Artık insanların silkinip kendine gelmesinin, kendini sorgulayıp incelemesinin, araştırıp öğrenmesinin ve haksızlıklara karşı tepkisini ortaya koymasının zamanı geldi. Ülkede yaşatılmaya çalışılan bu düzen ve değiştirilmeye çalışılan bu kültür, Arap kültüründen başka bir şey değildir. Bize uymaz. Biz Türk Milletiyiz. Atalarımızdan böyle görmedik. Okumalıyız, araştırmalıyız, eksik kalan yanlarımızı tamamlamalıyız, Birlik olmalıyız, haksızlıklara karşı hep birlikte itiraz etmeliyiz. Bizi ayıran, bölen bütün unsurları elimizin tersiyle itip; Atatürk’ün Türkleri olarak ülke yönetimini ve eğitim sistemini önce fabrika ayarlarına alıp ardından çağın en modernize haline getirmek zorundayız.

Ne Mutlu Türküm Diyene

Saygılarımla

Ercan Çamalan

YAZARA AİT DĞER YAZILAR

Ercan Çamalan[email protected]
01.07.1966 yılında Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Yazır köyünde doğdum. (İlçemiz şu an Boğazkale oldu.) *İlk okulu Ankara Mimar Sınan İlkokulu’nda; orta okul ve liseyi Ankara Tuzluçayır Lisesi’nde tamamladım. *1985 yılında Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksek Okulu Elektrik Bölümü’nden mezun oldum. *1986 yılında Ankara PTT de Elektrik Teknikeri olarak işe başladım. Sonrasında , Türk Telekom’un PTT’den ayrılmasıyla iş hayatıma Türk Telekom da devam ettim. *İş hayatımın 8. yılında tekrar Üniversite sınavına girerek, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Maden Mühendisliği’ni kazandım ve tayinimi Kütahya İl Telekom Müdürlüğü’ne aldırarak, gündüz iş hayatıma devam ederken, akşam ikinci öğretim olarak üniversite öğrenimime devam ettim. Maden Mühendisliği 2. Sınıf sonunda genel not ortalamamın çok yüksek olması sebebiyle aynı okulda Elektrik Elektronik Mühendisliği’ne yatay geçiş hakkı kazanarak, bir alt sınıftan başlamak kaydıyla öğrenimime Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde devam ettim. *1999 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olarak aynı iş yerinde görevime Elektrik Elektronik Mühendisi olarak devam ettim. *2002 yılında Türk Telekom İzmir Bölge Müdürlüğü’nün talebi üzerine İzmir'e tayin olup burada görevime devam ederken yine Türk Telekom Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine 2005 yılında Ankara da Türk Telekom Genel Müdürlüğü İnşaat Emlak Daire Başkanlığı’nda görevime devam ettim. Türk Telekom’un aynı yıl özelleşmesi sonucu kurumda uygulanmaya başlayan çalışma sistemi ve cemaat ağırlıklı kişilerin kuruma doldurulmasının verdiği rahatsızlık sonucu 2007 yılında kendi isteğimle kurumdan istifa ettim. *2007 ile 2010 yılları arası kendi ofisimde müteahhitlik 2010 yılından sonra da yine kendi iş yerimde Kozmetik sektörüne girerek hala aynı sektörde iş hayatıma devam etmekteyim. *İş hayatı dışında vatan sevgim sayesinde buluştuğum ve onur duyarak görev aldığım, Atatürk Atabey19 Türk Ocakları Ankara İl Başkanlığı’nda Genel Sekreter olarak çalışmalarıma devam etmekteyim. *Evliyim 3 kız ve 1 erkek olmak üzere 4 çocuk babasıyım.

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

Parlamento Haber | Korku yok!