SON DAKİKA

KRİSTOS/CHRİSTOS

Bu haber 10 Aralık 2018 - 14:26 'de eklendi. 76

Kıbrıslı Barnabas ve Tarsus’lu Aziz Pavlus bir yolculuğa çıkarlar ve öncelikle Antakya’ya giderek Aziz Petrus(Simon) ile görüşürler,

Antakya’daki bu görüşmede, İsa’nın getirdiği dinin isminin Christos/Kristos olarak anılması kararlaştırılmıştır.

Kıbrıs/Tarsus/Antakya üçgeninde Christian/Hristiyan dünyasını etkileyecek ciddi kararlar alınmış, bilinen en eski Kiliseler Doğu Akdeniz’de kurulmuştur…

14 Mart 1996’da Kıbrıs’ta bulunan Aziz Barnabas Kilisesi ve Arkeoloji Müzesine bir baskın düzenlenmiştir,

Bu olayı gündeme getiren isim Kıbrıs’lı Gazeteci Kutlu Adalı, baskının sıradan bir soygun olmadığını ve derin bağlantıların bu işin içinde olduğunu iddia etmiştir,

Kutlu Adalı, bu haberinin ardından 6 Temmuz 1996’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirmiştir,

Bu soygunun bir hazine için tertiplendiği iddialarına ek olarak, orada bir İncil’in bulunduğu ve esas sebebin bu olduğu ortaya çıkmış fakat yetkililer bu konuda sessiz kalmıştır. Gazeteci’nin eşi İlkay Adalı ise cinayetin aydınlatılması ve Türkiye bağlantısının araştırılması için hukuki mücadele başlatmıştır.

Yine aynı yıl içerisinde 3 Kasım 1996’da Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın, Ekim ayında Kıbrıs’ta olduğu Susurluk Komisyonu tarafından tespit edilmiştir, (Çatlı’nın ölümüne sebep olan kazanın da şaibeli olduğu ve bir infaz kuşkusu sıkça dillendirilmiştir)

İlkay Adalı ile görüşen Komisyon üyelerinden Fikri Sağlar TBMM’ye Barnabas İncili/Çatlı’nın Kıbrıs’ta oluşu ve Adalı cinayetiyle ilgili soru önergesi vermiştir….

2000 yıllık Mesih senaryosu ile ilgili olarak üzeri örtülmeye çalışan tek olay Barnabas’a ait olduğu iddia edilen İncil’in içeriği değildir,

Bir gerçekliği veya hakikati bütün çıplaklığı ile anlatmaya kalksanız da, karşınızda ki insan bunu idrak etmekte zorlanacaktır,

Çünkü kavramlar ve manalar ile öyle ustaca oynanıyor ki, doğru ile yanlışı ayırt etmek imkansız hale gelmektedir.

Mesela Kuran’da “Yehûd/Yahudi/Yahudi’ler” kavramı geçmesine rağmen, Christian/Christos/Hristiyan tabiri kesinlikle geçmemektedir, bunun yerine Kuran’da “Nasara” sözcüğü geçmektedir,

Peki Kristos ile Nasara/Nasrani arasındaki nitelik fark nedir?

Aslında bütün hikaye yaklaşık 2000 yıl önce, öğrencilerinden başka kimsenin şahsen görmediği İsa adında bir Resulün tebliğleriyle başlamıştı,

Ermeniler/Rumlar/Süryaniler Doğu Hristiyanlığının/Nasraniliğin ilk öncülleri olarak Anadolu merkezli Hristiyanlığın yayılımını amaçlamışlardı, fakat buna karşı Batı Hristiyanlığının öncülleri olan Katolik/Protestan unsurlar çeşitli engellemeler yapmışlardır..

Bu hikayenin bizi ilgilendiren yakın dönemdeki dönüm noktası ise, 13 Temmuz 1917’de Portekiz’in Fatima kasabasında 3 kardeş’in gördüğü birer rüya ile başlamıştı.

Bunun hemen ardından 7 Kasım 1917’de Rusya’da yaşanan Bolşevik devrimiyle Ortodoks dünyasını etkileyecek fiili bir süreç başlamıştır,

Unutulmamalıdır ki, Rusların “Ortodoks dünyasının” hamiliğini üstlenmek gibi bir hedefleri vardır, Vatikan ise bütün Hristiyanlığın tek yönetim merkezi olmak için büyük hesaplar yapmıştır,

Fakat “19 Mayıs 1919” bütün hesapları alt üst etmiştir,

Bunun üzerine Vatikan yeni planlarla, Fatima olayı üzerinden ileride Papa sukiastı sürecine uzanacak bir yol haritası belirlemiştir, Asala/Pkk örgütlerinin kuruluşu da bu olaylardan bağımsız gelişmemiştir,

Ve nihayetinde 1991 yılının Aralık ayında Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte, taraflar rekabetlerini farklı yöntemlerle sürdürmeye devam ettirmişlerdir.

Bu son yüzyıl içerisinde dünyada ve bölgemizde yaşanan birçok önemli olay ve faili meçhul cinayetin, aslında birbiriyle irtibatlı olduğunu rahatça söyleyebiliriz,

Bu olayların hepsini sıralamadım, çünkü bu süreç 1950’li yıllarda güncellenerek NATO/Gladyo konseptinde ustaca tezgahlandı ve izahı gerçekten çok zor girift ilişkilerle örüldü…

Yeşil Kuşak/ılımlı İslam projesi bu planların en önemli ayağını oluşturmuştur, bu projeye uygun olarak birçok cemaat ve tarikat desteklenmiş ve zamanla devleti kontrol etme noktasına getirilmek istenmiştir.. (Bütün bu süreç içersinde perde arkasında hareket eden Yahudilerin etkin bir unsur olduğunu unutmayalım)

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Bu süreci ve hikayenin sonunu Türk Milletinin lehine sonuçlanacak şekilde planladığına ve bunu vasiyet ettiğine sarsılmaz bir şekilde inanmaktayız.

Cengiz Han Güven

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cengiz Han Güven
Cengiz Han Güven[email protected]
Cengiz Han Güven(Araştırmacı Yazar, 18.04.1985) Mersin doğumlu olup, ilk, orta, lise eğitimimi Mersinde tamamladıktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünde yüksek öğrenim gördüm. Uluslararası Türk Medyası Platformu(UTMP) üyesiyim, birçok haber sitesi ve dergide halen yazarlık yapmaktayım.

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın