SON DAKİKA

İyi İnsan Olma Dersleri

Bu haber 09 Nisan 2021 - 12:38 'de eklendi.
Rabıta Uğur Mumcu'dan Sonra - Hüseyin Hakkı Kahveci

Çam sakızı çoban armağanı…

Bir toplumun çivisi nasıl çıkar ya da nasıl çıkmış etrafımıza bakınca görmemek elde değil.

Eğitim de kalmadı ya,  ilk okuldan itibaren müfredata ABC’nin hemen ardından “iyi insan olma” dersleri konulmalı.
Olabildiğince iyi, olabildiğince birbirine saygılı insan olma dersleri.

Nereden aklına geldi, bu kadar toplumsal sorunumuz varken derseniz eğer, bence birbirlerine her açıdan ölçülü, saygılı bireyler olmakla, yaşama ve çevremize daha fazla anlam katabilir, var olan sorunların içerisinde çözümün birer parçası olabiliriz diye düşünüyorum.

Yaşadığım ya da gözlemlediğim olayları, insan davranışlarını hafızamda tutabilmek gibi bir özelliğim var. İyi bir gözlemci olduğumu düşünürüm sık sık.

Örneğin kitap fuarı için bir kaç yıl önce bulunduğum Ankara, Kızılay meydanında kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, yeşil ışığın yanması ile beraber, her iki taraftan bir  insan selinin kendini karşıya atma olayına şahit olmuştum.

Elbette ki, bir yolun sağı ya da solu mu kullanılır sorusunun cevabı dahi hala insanımızda çözümünü arayan çok bilinmeyenli bir denklem. Bu karşılıklı iki insan grubunun yolun  ortasına geldiiği esnada bir meydan muharebesi manzarası vermesi, çözülmesi gereken cehalet denklemlerinin sadece bir kaçında biri, hem de en basiti.

İster istemez, ben de, sizler de her gün bir çok benzer olaya şahit ya da o olayların öznesi olabiliyoruz.

Yolda yürümekten, bir merdivenin neresinden çıkıp, neresinden inileceğinden, yaya geçidinde bekleyen birilerine durup da aracımızla yol vermemiz gerekliliğinden,  toplum içerisindeyken yüksek sesle konuşmamak ve bunlar gibi binlerce eksiğimizden hatırlatma yapmak istedim sizlere.

”İyi gitmeyen bir şeyler var”

Sosyal, ekonomik ve siyasal olaylar sarmalının içinde yaşayan mutsuz, tatminsiz ve yarınlarına güvensiz bir toplumun sıkıntı paydaşları olarak, davranışlarımızdaki bu ölçüsüzlükler de gerginliğimiz üzerine gerginlik katıyor gibi.

İyi gitmeyen bir şeyler var.
Bizim, bizlere iyi gelmeyen bir şeylerimiz var.
Haksız mıyım?
Ne dersiniz?

İki kere ikinin dört ettiğini bilmek yetmiyor bazen. O dördü eşit parçalara böldüğünüzde her bir parçasının birer 1 olduğunu ve 4’ü tamamladığını düşünmek de gereklidir ara sıra.
Tümden gelim ya da tüme varım.
Toplum olarak yaşam ve davranış biçimlerimiz ile birbirimizi tamamlayıp dört edebiliyor muyuz acaba?
Üzerine eğilmemiz gereken bir nokta.

Atatürk'ün Katilleri

Yine bir anı.
Yer İstanbul, sabah 08:00 civarı.
Beylikdüzü, Söğütlüçeşme arası o meşhur metrobüs içinde ortalarında bir yerde.

Ön kapıya doğru genç bir kadının sesi yükseliyor.Küfürlü. Belli ki biri onu rahatsız etmiş. İtişme var. Kadın adamı, adam da kadını tokatlıyor. Yanlış okumadınız, adamda kadını.
Aramız bayağı açık, müdahale edemiyorum. Çok kalabalık ve adım atacak yer yok. Yakın çevresi, akşamları izledikleri dizilerden olacak ki, reklam arası olmasın der gibi olayı izliyor.

Metrobüs şoförü mü?
Kendisine tahsisli dümdüz ve bomboş metrobüs yolunda bile kaza yapabilme rekorunu kimseye kaptırmayan şoförlerden olsa gerek. Onun bu dizide rolü üç maymun. Olayı duyuyor görüyor görmezden gelip yoluna devam ediyor.

İtişme, kakışma. Bir kadın bağırıp,  çağırıyor,  adam da karşılık falan,  araç durukta durunca da adam iniyor. Kadın ardından hala haykırıyor. Tuhaf olanı kimsede ses yok. Kimsede tık yok. Artık ikisi arasında ne yaşandıysa tam olarak göremesem de, bir kadının aniden yükselen hiddetli sesi, tatsız bir şeyleri işaret ediyor.

” Polis çağırın ” diye bağırıyor kadın ama direksiyondaki üç maymun. Etrafını sorma. Hem polis çağırsan ne ola ki? Kan yoksa,  ölmüyorsan, sorunu da büyütmek gereksiz baktığında.

Hele konu kadın, kadına şiddet olunca, olan oldu bir kere, çocuklarımıza el sürenlere dahi “bir kereden bir şey olmaz” dememişler miydi yakın zamanda?

”İğne bana, çuvaldız da okuyucuya”

Bizleri yönetenlere, “tepeden tırnağa  yasa dışılar, kanunsuzlar, yobaz ve pervasızlar” diye eleştriler getiriyoruz ya?
Onlar da bizlerin, bu toplumun yansıması aslında.
İster saraylarda ister sokaklarda,  seviye diplerde, anlar gözle bakınca. Kadını dövülen, çocukları istismar edilen, nitelik ve niceliksiz  yığınlar halindeyiz manzaraya bakınca.

Dost acı söyler de, cehalet kol geziyor bu ortamda. İğne bana, çuvaldız da okuyucuya.
Çam sakızı, çoban armağanı.
İyi insan olma dersleri.
Uygar ve aydınlık yarınlar için kalın sağlıcakla…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem Ayaz

Çam sakızı çoban armağanı…

Bir toplumun çivisi nasıl çıkar ya da nasıl çıkmış etrafımıza bakınca görmemek elde değil.

Eğitim de kalmadı ya,  ilk okuldan itibaren müfredata ABC’nin hemen ardından “iyi insan olma” dersleri konulmalı.
Olabildiğince iyi, olabildiğince birbirine saygılı insan olma dersleri.

Nereden aklına geldi, bu kadar toplumsal sorunumuz varken derseniz eğer, bence birbirlerine her açıdan ölçülü, saygılı bireyler olmakla, yaşama ve çevremize daha fazla anlam katabilir, var olan sorunların içerisinde çözümün birer parçası olabiliriz diye düşünüyorum.

Yaşadığım ya da gözlemlediğim olayları, insan davranışlarını hafızamda tutabilmek gibi bir özelliğim var. İyi bir gözlemci olduğumu düşünürüm sık sık.

Örneğin kitap fuarı için bir kaç yıl önce bulunduğum Ankara, Kızılay meydanında kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, yeşil ışığın yanması ile beraber, her iki taraftan bir  insan selinin kendini karşıya atma olayına şahit olmuştum.

Elbette ki, bir yolun sağı ya da solu mu kullanılır sorusunun cevabı dahi hala insanımızda çözümünü arayan çok bilinmeyenli bir denklem. Bu karşılıklı iki insan grubunun yolun  ortasına geldiiği esnada bir meydan muharebesi manzarası vermesi, çözülmesi gereken cehalet denklemlerinin sadece bir kaçında biri, hem de en basiti.

İster istemez, ben de, sizler de her gün bir çok benzer olaya şahit ya da o olayların öznesi olabiliyoruz.

Yolda yürümekten, bir merdivenin neresinden çıkıp, neresinden inileceğinden, yaya geçidinde bekleyen birilerine durup da aracımızla yol vermemiz gerekliliğinden,  toplum içerisindeyken yüksek sesle konuşmamak ve bunlar gibi binlerce eksiğimizden hatırlatma yapmak istedim sizlere.

”İyi gitmeyen bir şeyler var”

Sosyal, ekonomik ve siyasal olaylar sarmalının içinde yaşayan mutsuz, tatminsiz ve yarınlarına güvensiz bir toplumun sıkıntı paydaşları olarak, davranışlarımızdaki bu ölçüsüzlükler de gerginliğimiz üzerine gerginlik katıyor gibi.

İyi gitmeyen bir şeyler var.
Bizim, bizlere iyi gelmeyen bir şeylerimiz var.
Haksız mıyım?
Ne dersiniz?

İki kere ikinin dört ettiğini bilmek yetmiyor bazen. O dördü eşit parçalara böldüğünüzde her bir parçasının birer 1 olduğunu ve 4’ü tamamladığını düşünmek de gereklidir ara sıra.
Tümden gelim ya da tüme varım.
Toplum olarak yaşam ve davranış biçimlerimiz ile birbirimizi tamamlayıp dört edebiliyor muyuz acaba?
Üzerine eğilmemiz gereken bir nokta.

Atatürk'ün Katilleri

Yine bir anı.
Yer İstanbul, sabah 08:00 civarı.
Beylikdüzü, Söğütlüçeşme arası o meşhur metrobüs içinde ortalarında bir yerde.

Ön kapıya doğru genç bir kadının sesi yükseliyor.Küfürlü. Belli ki biri onu rahatsız etmiş. İtişme var. Kadın adamı, adam da kadını tokatlıyor. Yanlış okumadınız, adamda kadını.
Aramız bayağı açık, müdahale edemiyorum. Çok kalabalık ve adım atacak yer yok. Yakın çevresi, akşamları izledikleri dizilerden olacak ki, reklam arası olmasın der gibi olayı izliyor.

Metrobüs şoförü mü?
Kendisine tahsisli dümdüz ve bomboş metrobüs yolunda bile kaza yapabilme rekorunu kimseye kaptırmayan şoförlerden olsa gerek. Onun bu dizide rolü üç maymun. Olayı duyuyor görüyor görmezden gelip yoluna devam ediyor.

İtişme, kakışma. Bir kadın bağırıp,  çağırıyor,  adam da karşılık falan,  araç durukta durunca da adam iniyor. Kadın ardından hala haykırıyor. Tuhaf olanı kimsede ses yok. Kimsede tık yok. Artık ikisi arasında ne yaşandıysa tam olarak göremesem de, bir kadının aniden yükselen hiddetli sesi, tatsız bir şeyleri işaret ediyor.

” Polis çağırın ” diye bağırıyor kadın ama direksiyondaki üç maymun. Etrafını sorma. Hem polis çağırsan ne ola ki? Kan yoksa,  ölmüyorsan, sorunu da büyütmek gereksiz baktığında.

Hele konu kadın, kadına şiddet olunca, olan oldu bir kere, çocuklarımıza el sürenlere dahi “bir kereden bir şey olmaz” dememişler miydi yakın zamanda?

”İğne bana, çuvaldız da okuyucuya”

Bizleri yönetenlere, “tepeden tırnağa  yasa dışılar, kanunsuzlar, yobaz ve pervasızlar” diye eleştriler getiriyoruz ya?
Onlar da bizlerin, bu toplumun yansıması aslında.
İster saraylarda ister sokaklarda,  seviye diplerde, anlar gözle bakınca. Kadını dövülen, çocukları istismar edilen, nitelik ve niceliksiz  yığınlar halindeyiz manzaraya bakınca.

Dost acı söyler de, cehalet kol geziyor bu ortamda. İğne bana, çuvaldız da okuyucuya.
Çam sakızı, çoban armağanı.
İyi insan olma dersleri.
Uygar ve aydınlık yarınlar için kalın sağlıcakla…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem Ayaz

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

Parlamento Haber | Korku yok!