SON DAKİKA

Deliliğin En Güzel Rengi: Van Gogh – 2

Bu haber 23 Haziran 2022 - 0:45 'de eklendi. Son Güncelleme23 Haziran 2022 - 01:41
Abone ol

”Dâhi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğu vakit herkes onlara delilik der.” -Mustafa Kemal Atatürk

Van Gogh, dünyayı algılayış biçimini resimlerinde kendine özgü ve tamamen kendini ait hissettiği bir dünya olarak yansıtmıştır. Onun resimlerine baktığımız da nasıl bir yaşama sahip olduğunu anlayabiliriz. Tabii eğer görmek istersek, resimleri okuyabilirsek. Yaşamındaki yalnızlığı ve acılarını resimlerinde bulabiliriz. Mektuplarında aylar sonra yapacağı resimlerin eskizlerine yer vermişti. Van Gogh, kimilerine göre bir deli, kimilerine göre bir dehaydı. Aslında ikisi de aynı şey değil midir? Dâhilikte biraz delilik, delilikte biraz dâhilik yok mudur? Her ne kadar ikisinin de ayarını tutturamamış olsa da gerçekten hasta olduğunu kabul edip, mektuplarında sıklıkla hastalığını ve geçirdiği krizleri dile getiriyordu. Bir yandan hastalığını kabul ederken, diğer yandan harcamalarının hesabını kuruşu kuruşuna not tutarak Theo’ya yazan bir dâhiydi. Etrafındaki kişilerin, etkenlerin onun hastalığına payı olduğunu asla kabul etmiyor, hastalığının suçunu yine kendisine atıyordu. ‘’Hiçbir zaman, hiçbir konuda, yararlı, başarılı bir şeyler yapamayacağım.’’ Bu cümle kendini nasıl suçladığı, kendinden nasıl nefret ettiğinin en büyük kanıtıydı. Resimlerinin satılamaması, yaptığı hiçbir işte başarılı olamaması, yalnız olması, birinin onu sevememesi, yaşamak istediği hayatı yaşayamamış olmasının, tüm bunların tek bir suçlusu vardı, o da kendisinden başkası değildi. 

Bir çok doktor Van Gogh’un fazla alkol tüketimi, epilepsi, bipolar veya şizofreni gibi hastalıklara sahip olduğunu öne sürmüşlerdir. Ancak Vincent’in yazdığı mektuplarına baktığımızda, kendini, etrafındakileri ve olayları anlatma biçimleri, bir şizofreni hastası olma niteliğini gözden çıkartıyordu. Özelliklede Karl Jaspers, şizofreni görüşüne sahipti. Fakat Vincent’in, hastalığını son derece kontrol altında tuttuğundan da bahsederdi. Vincent, yaptığı resimlerle ve resimlerinde kullandığı renklerle hastalığını kontrol altında tutabilmiştir. Resimlerinde ki renkler özellikle yeşil, kırmızı ve Van gogh sarısı dediğimiz ki severek kullandığı o sarı renk ile. Bu yüzden bu renkler deliliğin en güzel renkleridir. Vincent için renkler çok ayrı bir öneme sahipti. Renklere verdiği önemi ve düşüncelerini Theo’ya yazdığı mektubunda geçen şu cümlelerden öğrenmekteyiz: ‘’Burada her şeyi renkler yapmalı… Aslında kesin, mutlak siyah yok ama beyaz gibi siyah da hemen hemen her rengin içinde var ve sonsuz gri çeşitleri oluşturuyor. Hepsi de ton ve güç bakımından birbirinden değişik. Öyle ki, doğada bu ton ve koyultulardan başka bir şey görmüyor insan gerçekte. Yalnız üç tane temel renk var: kırmızı, sarı, mavi; karışımlar ise turuncu, yeşil ve mor.’’

Mektuplarında, ‘’hiçbir şeyi, hiçbir zaman başaramayacağım’’ diye haykırsa da resimden vazgeçmemiştir. 1880-1882 yıllarında tam anlamıyla kendini resme veren Vincent, bir yandan teknik konularda yeni şeyler öğrenmek için çabalarken, bir yandan da tonlar, renkler için çabalar. Resimlerine hayatını yansıtmaz ama gerçekten görmek isteyen insanlar resimlerinde onun hayatını da görür. Onun için yaşamın devamı resmin devamlılığıyla olabilirdi. Resim yaparsa, yaşamaya da devam edecekti ve yaşadıkça resimlerindeki çizgilerle, renklerle konuşacaktı. Vincent ile konuşmak ve pek tabii onu anlamak istiyorsanız, o halde resimlerindeki çizgilere ve renklere, ruhunu anlamak için ise yazmış olduğu belki en iyi yazarların bile kıskanmasını sağlayacak kalemine yani mektuplara bakmalısınız.

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

Sık sık kendi isteği ile hastaneye yatan Vincent’in son kez hastaneye yatışının sebebi, Arles’da Vincent’in durumunu bilen, ona deli gözüyle bakan çevresindeki 33 kişi, Vincent için imza dilekçeleri toplamaları sonucu olmuştur. Kaldığı odanın penceresinin etrafını çevreleyen kapalı buğday tarlası Vincent’i büyülüyordu. 27 Temmuz günü tarlaya çıkan Vincent, adını Tarlada Kargalar koyduğu tarlanın resmini çizmiştir. Lakin atladığımız şey oradaki kargalar ve manzaranın buna benzer olduğu muydu? Yoksa öleceğini bilen Van Gogh tarlayı bu şekilde mi resmetmek istemişti? Bunun cevabını bilemiyoruz, bildiğimiz tek şey Van Gogh’un o resmi yaparken öleceğini kesinleştirmesi ve son resmini yapmış olmasıdır. Resmini bitiren Van Gogh, kavurucu güneşin altında revolver ile kendisini göğsünden vurmuştur. Vurulduktan sonra sürünerek odasına gitmeyi başarmıştır. Bazı araştırmacılara göre ise Van Gogh bir başkası tarafından öldürülmüştür çünkü bir insan intihar ettiğinde sürünerek neden odasına gitmelidir ki? Belki küçük bir ihtimal doğru olabilir ancak bu Van Gogh’un öldüğünün gerçeğini değiştirmez. Ertesi gün Vincent, yaşadığı bu yalnız ve ızdırap dolu hayata gözlerini yummuştu. Bedeni ölmüştü fakat düşünceleri, deliliğin ve dâhiliğin birbirine karıştığı o eşsiz resimler yaşamaya başlayacaktı. 14 Ekim 1875’te kardeşi Theo’ya yazdığı mektubunda, babasının Vincent’e, Ikarus’un öyküsünü unutma dediği ve Ikarus’un düşüşü öyküsünü anlattığı yazı da aslında Ikarus’u bir kuşa, kuşu da kendine benzetmişti. Kendini dışarıdaki kuşlara bakarak, kafesin içinde acıdan deliye dönen kuşa benzetmesi aslında ne kadar özgür bir hayata sahip olmayı istediğinin kanıtıdır. Ne yazık ki 37 yıllık kısacık hayatında tadamadığı özgürlüğü, ölümünden sonra ruhu ve yıllar geçse de yaptığı eserler tadacaktı. 

Özgenur Akış

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Özgenur Akış[email protected]
04.07.1996 Eskişehir doğumluyum. İlkokul ve Ortaokul'u Eskişehir'de Sami Sipahi Ortaokulu'nda, Yunus Emre Lisesi'nde ise lise öğrenimimi tamamladım. Ortaokul öğrenimim sırasında Aikido ve tiyatro ile ilgilenirken, okul resim yarışmasında ödül kazandım. Liseyi bitirince özel sektörde Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak çalıştım. Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü mezunuyum. Yükseköğrenimim sırasında Eti Arkeoloji Müzesi'nde staj yaptım. Sanat Tarihi ve Mitoloji alanlarında yazarlık yapmaktayım. Resim ve seramik alanlarında eserler çıkartmak, araştırma yapmak, kitap okumak, tarihi alanları ve müzeleri gezmek ile yakından ilgileniyorum. Orta derecede Korece ve İngilizce bilmekteyim.

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

    BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR