Bir noktada tıkanınca her şey
Dön yüreğinle, tüm bedeninle o yüce dağlara,
Ve haykır içinde ne varsa.
Yalancı çiçek açmış zehirli zambaklara,
Ona, buna, şuna, kendine, sevdiğine, hayata ..
Kimlere dolduysan boşalt içini.
Bağır, hakaret et, çığlıklar at.
Yankılansın sesin sonsuz boşlukta,
Yankılansın dağlarda, tepelerde,
Ağla nehirlerce.
Kız, köpür şelaleler gibi durmadan çağla.
Ve sonra koy elini toprağa,
Avuçla gaia anneyi sıkıca.
De ki: “Ben özüm; ben lazımım bana ..
Bu iş böyle gitmez daha!”
Evet her şey doğada bir diğerine katarak yaşar da,
“Ben ben olamazsam eğer, kime neyi kime kimi katabilirim!” de; unutma.
Ay’ı al koynuna kolye yap gerdanına,
Yıldızları al topla tak kulaklarına,
Güneş, açmış bir kozalak olsun dimağına.
Monotonluk maratonundaki farelerden ne farkımız kalır yoksa.
Muhteşem Şems-i Tebrizi’nin muhteşem doğruluktaki lafı kalır akıllarda:
“Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının, üstünden daha iyi olmadığını?”
Buşra Gürsoy