İNTİKAM

Yayınlama: 21.01.2024
104
A+
A-
1989'da, İstanbul'da doğdu. Eğitimlerini İstanbul'da Orman Mühendisi olarak tamamlayıp ardından İş Güvenliği Uzmanı olan; televizyon, spor, finans, hukuk, ticaret, mühendislik, iş güvenliği gibi farklı sektörlerde çalışma deneyimi olan yazar, uzun yıllar Güney Amerika'da ve Almanya'da çeşitli eğitimleri ve iş tecrübelerini de kariyerine eklemiştir. Çocukluğundan beri deneme, şiir, makale yazmayı seven yazar, müziği, seyahat etmeyi ve kitap okumayı hayatının ayrılmaz parçaları olarak betimliyor. Özel ilgi alanlarının tümünü ise "Ezoterizm" ana başlığı altında toplayan yazar, ayrıca Basketbol, Badminton ve Hentbol oyunculuğu geçmişine de sahiptir. İyi derecede İspanyolca, İngilizce ve Almanca konuşmaktadır.
+ Daha Fazla

    Hepimizin bildiği ve en çok da bilmediği düşmanları var bu hayatta. Tüm düşmanlarımızı mutsuz
    etmenin en yegane yolu başarılı olmaktır. Bundan daha güzel bir intikam yolu şuana dek
    görmedim. “İntikam almak tarzım değil ama ödeşmek adettendir.” lafını severim, ama ödeşme
    yöntemi konusunda titizim. Bugüne dek hayattan aldığım tecrübelere dayanarak söylüyorumki,
    Yüce Allah’ın ellerine bıraktığımızda konuyu ve olabildiğince o mevzuyu arkamızda bırakıp hayata
    devam etmeye çalıştığımızda, öyle acaip senaryolar yaşıyorki düşmanlarımız; diyoruzki “Ben
    planlasam bu kadarını planlayamam, hadi planlasam gerçekleştirmeye gücüm yetmez böylesine bir
    senaryoyu.”

    “Unutmak”,“Affetmek” basit işler değil. Öyle pislikler varki, öyle leş kişiler varki, elbette yaptıkları
    da aynı kendileri gibi lağım kokusu lağım pisliği bırakıyorlar hayatımızda. Çünkü herkes ancak
    KENDİNDE OLANI bize verebilir, bize bulaştırabilir. Güzellik, iyilik, temizlik sahibi olmayan bir
    ruhtan, kendinde bulunmayan bir şeyi bize yaşatmasını bekleyemeyiz. Bize bulaştırdıkları pisliği
    sadece kendi refahımız ve iyiliğimiz için alanımızdan temizleyip, olabildiğince arkamızda bırakıp
    önümüze bakmamız gerekir. İşte bunu denemek, çok yüksek sabır ve kuvvet gerektirir. Biz bu
    dirayeti gösterdikçe hayat da sabrımızı cömertçe ödüllendirecek ve bizlere dertlerimizi unutturacak
    muhteşem güzellikler, yenilikler sunacaktır.

    Hayatın bir matematiği hem var hem yok. Kelebek etkisi dediğimiz ufak dokunuşlarla devasa
    değişikliklere gebe bu evren her zaman; işte bu sebeple kesinlik-netlik-formül her konuda her
    zaman olamıyor.

    Öyle bir güç ki bizi Yaradan, bir “OL” demesiyle AND Dağları’nı yok eder; “OL”
    demesiyle yoktan bir anda var eder. Olmaz dediğini oldurur, kesin olur dediğini oldurmaz. Her
    şeye, her ihtimale her an gebe, her an her ihtimalin dişlilerinin dönmeye hazır olup, her an her
    şeyin başkalaşabildiği katrilyonlarca ihtimaller evreninde kumar oynuyoruz .. Bazen “Ya tutarsa”
    dediğimiz tutuyor, bazen hüsran oluyor. Ama her ne oluyorsa her şey ilahi adalet terazisine
    katılıyor. Kimsenin ahının yerde kalmadığı güzel ama zor bir sistemde yaşam savaşındayız.
    Şuan dünyasal olarak yaşadığımız süreç tamamen karanlık tarafın kontrolünde bir yaşam sistemi
    olsa da; Dünyanın, içinde nokta bile olmadığı, büyüklüğü hayal edilemeyecek devasalıktaki bu
    evrenin sahibinin düzenini kimse alt edemez, ettiğini sanabilir .. Öyle insanlar tanıdık ve hala
    tanıyoruzki, “Arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez.”, demişler ya tam o kıvamda ve bir
    de o kadar çoklarki!

    İyi olmanın salaklık sanıldığı, kötü olmanın gurur duyulacak bir şey haline geldiği saçma sapan bir
    evresindeyiz bu hayatın. Ağır sınavlar hızlıca veriliyor. Dizinin son bölümlerine yaklaşırken olayların
    delice hızlandığı gibi, Dünya yaşamının bu evresinde her şey hızla kalite, değer, nitelik düşüşüne
    uğramaya devam ediyor. Azmış, sapıtmış, yüzsüzleşmiş, kokuşmuş ruhsuzların arasında Allah
    hepimize sabır versin, dayanma gücü bahşetsin ve olabildiğince bu pisliklerin hayat sınırlarımızdan
    uzak kalmasını sağlasın. Bu, bizlerin savaşı .. Siz 1 taraf, Biz 1 taraf! İyiliğin, kötülüğün dili, dini, ırkı
    yoktur. Ruhunu şeytana satmışların, tipleri, isimleri, giyindikleri, mevkiileri, söyledikleri değişiyor
    ama ait oldukları yer hiç değişmeyecek! Bu Dünyanın çivisini sizler çıkarttınız.

    Her şeyi toparlamaya çalışan bir kısım iyi niyetli topluluğa inat, her geçen gün daha da azıttınız. Bedel ödeme sırası geldiğinde, yüce Allah’ın sizlere sunacağı muhteşem ödeme planlarını çekirdek çitleyerek izliyor ve sizlere kararmış ruhlarınız için ışık diliyor olacağım.

    Ben, bizler, sizlerle mücadele verirken size benzememe mücadelesi de veriyoruz aynı zamanda. Ne
    demiş zaman yolcusu, sır muhafızı Barış Manço; “4 kapıdan geçemezsem, geldiğim gibi giderim.”
    Kötülerle mücadele ederken kötülere benzemek tuzağına takılıverirsek, bırakalım geldiğimiz gibi
    gitmeyi bir de daha da düşerek öze dönmek tehlikesi var bu yolda. Sizlere bu konuda izin
    vermeyeceğiz. Sizlere benzemeden, sizlerle mücadele vermeye devam edeceğiz. Ödeşmeyi ve tüm
    hesapları yüce Yaradan’ın ellerine bırakarak, en iyi versiyonumuza ulaşmaya çabalarken, 4 kapıdan
    geçip öz kaynağa varmaktır amacımız.

    BUŞRA GÜRSOY

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı