İnsanlar da diğer tüm canlılar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.
İnsan, bir beden ve bu beden içerisinde ruhtan ibarettir. Ana rahminde bebek oluşmaya başlarken ruh gelir ve o bedene yerleşir. O bedenle bütünleşir. Bazı ruhlar tanrıya hizmetkar ruh, bazı ruhlar ise şeytana satılmış ruhlardır. Her ruh bir bedene girmeden önce hizmet ettiği kudret tarafından ( tanrı ya da şeytan ) ona verilen ve gireceği bedende yapacağı görevlerle gelip o bedene yerleşir ve görev bedene alın yazısı olarak işlenip ruhun geçmiş hafızası tamamen silinir. İnsan doğumundan itibaren yaşamı boyunca alın yazısı ya da kaderi dediğimiz görevleri yaşamaya ve uygulamaya başlar. Bazıları bu dünyadaki görevini bilmeden , fark etmeden yaşar, uygular ve ölür. Bazıları da bunu fark ederek, görevini bilinçli bir şekilde yerine getirir ve uygular.
Dünyaya geliş sebebini, görevini , alın yazısını ya da kaderini fark etmek nedir, nasıl olur.? Bazen bunu bir fısıltı şeklinde kulağınızda duyarsınız, bazen sadece hissedersiniz, bazen dalgınlaşırsınız gözünüzün önüne hayal şeklinde gelir, bazen de rüyalarınız yoluyla size bildirilir. Belirli bir zamana kadar bazı aşamalardan geçersin, bazı denemelerden geçersin ve artık bazı şeylerin zamanı gelmiştir. İşte o his, o hayal, o fısıltı ya da o rüya sana asıl görevini hatırlatmadır. O görevi sana veren kudretin hatırlatmasıdır. Artık asıl görevini ifa etmenin zamanı gelmiştir. Sen o görev için seçilen kişisindir.
Seçilen derken; pozitif ya da negatif yönde, kimi dünyanın geleceğini değiştirecek kişi, kimi ülkenin geleceğini değiştirecek kişi, kimi insanlığın geleceğini değiştirecek kişi, kimi soyun geleceğini değiştirecek kişi, kimi ailenin geleceğini değiştirecek kişi, kimi bu yoldaki yolcu, kimi yolcuya yol arkadaşlığı yapacak kişi, kimi yol arkadaşlığı yapacak kişiye yol gösteren kişi, kimi de yol göstereni hazırlayan kişi, kısacası her insan dünyaya bir görevle gelir, görevini yapar ve gider. Kiminin görevi çok büyük, kiminin orta büyüklükte kiminin ise küçüktür.
Dünya üzerinde var oluştan bu yana sürekli savaşlar yaşanır. Hayattaki her aşaman, her yaptığın bu savaşın bir parçasıdır. Ruhunu o bedene yollayan kudret, senin ruhunu bulunduğun bedene yollarken bu savaştaki görevinde zaaflık göstermemeni ister. Ancak, kimileri görevini tam anlamıyla yerine getirirken, kimileri karşı tarafın oyunlarına gelip, zafiyet göstermeye başlar. Görevini yerine getiremeden hem bu dünyada, hem diğer alemde ceza çekmek zorunda kalır. Bu alemde ızdırap içinde bir yaşam sürmeye, diğer alemde de cezalı bir ruh olarak kalmaya mahkum olmuştur.
Dünya üzerinde verilen bu savaşlar kimi zaman oklarla, mızraklarla, kimi zaman kılıçlarla, kimi zaman silahlarla kimi zaman da oyunlarla, yalanlarla, parayla, ya da kısacası psikolojik ve sosyolojik hareketlerle senin düşünme kapasiteni engelleyerek, ekonomik yönden sıkıntı yaşatarak, hukuksal yönden korku yaşatarak asıl amacını unutturup yapman gereken görevi yapamaz hale getirerek yaşanmaktadır. Gelme bu oyuna ve KORKMA!!
Şayet kaderindeki görevini yapmıyorsan, uyutulduysan, korkutulduysan, bir başkaları seni silkeler, uyandırmaya çalışır. Kendine gel, kim olduğunun farkına var, uyan diye çaba gösterir. Önemli olan tek şey vardır o da kendi benliğini bulabilmek, kim olduğunun farkına varmak, kimliğini bulabilmek, kan hafızanı hissetmek, tarihine bakmak, düşünebilmek ve UYANMAK ‘ tır. Karşı tarafın da görevleri vardır. Onun görevi de sana benliğini unutturmak, tarihini, kültürünü unutturmak, kan hafızanı unutturmak, ahlağını çökertmek, karakterini bozmak, görevini yapamaz hale getirmektir. İşte burada seçim sadece sendedir. Ya uyanıp görevinin başına döneceksin ya da görevini yapmayıp, cezanı çekeceksin. Karar senin.
Türk Milleti, Dünyanın var oluşundan bu yana bu savaşların içinde olmuştur. Tanrının askeridir. Doğarken asker doğar. Türk Milleti, şeytanın ordusuna, şimşektir, yıldırımdır, kasırgadır. Nice kahramanlar çıkarmıştır. Oğuz ata ile Hun devleti, Bumin ata ile Göktürk devleti, Alparslan ata ile Anadolu Selçuklu devleti, Ataman ata ile Osmanlı devleti, Mustafa Kemal Atatürk ata ile Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Karşı taraf tarih boyunca boş durmadı. Türlü oyunlarla, türlü hilelerle onlar yıktı, biz kurduk. Bu gün ülkemizde geldiğimiz noktaya bakın, oyunlar hep aynıydı. UYANIN.
Tarihimizdeki Türk devletlerini kuranlarda ( Oğuz han, Bumin kağan, Alparslan, Ataman gazi, Mustafa Kemal Atatürk) zamanlar farklı, suretler farklı ama ruhlar aynı ruh tu. Bu gün ise o ruh yeniden aramızda, size düşen ise korkmadan uyanmak ve,
Gelenler hep aynıydı.
Suretler farklıydı.
Gelenlerin hiçbirisi ben değildi.
Ben hepsiyim.
diyen Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci’nin yanında asli görevinizi yerine getirmektir.
Saygılarımla
Ercan Çamalan