Osmanlı‘nın kuruluşunda etkili olan “Türk Ocak / Dergah Sistematiği”, Türk‘ün “Bilinç Kodlarını” aktarıcı insiyatik bir yapıydı.
Osmanlı sadece kuruluşunu değil, yükselişini de bu sisteme borçludur.
Dolayısıyla Osmanlı, sadece Tü
Ahilik ve Bektaşilik gibi oluşumlar da söz konusu sistematiğin içinden çıkmıştır, ancak zamanla bu oluşumlar da tahrif edilmiştir.
Bu Milletin “Bilinç Kodları“nın pasifize oluşunun “İslam” yüzünden olduğu tezini kabul etmiyoruz, çünkü Yunus Emre gibi “Evrensel bir bilinç” ile çağının ötesine seslenebilen bir Âlim, Kur’an‘dan bu ilhamı alabilmiştir.
Demek ki mesele algılayış/kavrayış
*
İnsanın davranış/eğilim kalıpları sadece genetik
Meksika‘da kadim tabletleri inceleyen Tahsin Mayatepek, bu konuya ilişkin “Anadolu kültürüne ait” olduğunu düşündüğü bir bilgiyi “7 numaralı” raporunda Atatürk‘e sunmuştur.
Raporda Ruh/Nefs/Bilinç
*
Konumuzun başına dönersek Osmanlı, kendi kuruluşunu ve yükselişini sağlayan “düşünce/bilinç sistematiği”yle kavgalı hale gelip, bu sistemi tahrif ederek yıkılmıştı.
Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni düşünelim.
Eğer ki yöneticiler/hükümetler, bu “Devleti/Cumhuriyet’i“
Cengiz Han Güven