MADDELEŞME VE ÖLÜM

Yayınlama: 11.03.2019
Düzenleme: 10.03.2019 00:59
6
A+
A-

Küresel Sermayenin, Kurumsallaşmış Devlet yapılarıyla olan evliliğinden oluşan sistemde; Üretime katkı açısından hepimiz potansiyel birer işçiyiz,
Karşılıklı menfaatlerimizin temini açısından tüccarız, esnafız,
Sisteme olan koşulsuz bağlılığımız açısından Memuruz…

Din, Kültür, İdeoloji gibi öğelerin de içselleştirilmeden birer kalıp gibi insana giydirilmesini isteyen bu Sistemde İnsanoğlundan;
-Maddenin gücünü,
-Sermayenin egemenliğini,
-Paranın Tanrısallığını kabul etmesi istenmektedir.

Kısaca bu sistem, insanoğlunun Ruhani/Manevi yönünü öldürerek, onu maddesel bir form haline getirmek istemektedir,
Böylece tüm duyguların/iyilik hissiyatlarının törpülenmiş olduğu bir insanlık, büyük savaşlar/çatışmalar yaşayacaktır.

Maddesel bir form dışında niteliği kalmamış bir insan topluluğu nerede huzurlu ve sessiz durabilir?
Tabiki mezarlıklarda,
Çünkü orada farklı birçok dinden/görüşten insanlar hiçbir çatışma yaşamadan aynı toprağa karışmanın birlikteliğini sağlıyorlardır,
Peki ya onları yaşarlarken insan yapan özleri/bilinçleri nereye gitmektedir?

İnsanoğlunu maddeleştiren ve ardında çatıştıran temel unsur “Nefs” olgusudur,
İşte bu sebeple İnsan bedenin en zararsız ve masum kaldığı dönem, Nefsinin üzerinde hakimiyet sağladığı dönemdir,
Bunu yaşarken başaramayan insanlar, “Nefsin” Bedenden ayrıldığı dönemde yani ölümde bunu tadacaktırlar.

Bedeninin ötesinde bir öz varlığı olduğunu unutmaya başlayanlar için ölüm bir yokoluştur,
Öz varlığının bilincine varanlar içinse ölüm sadece bir form değiştirmedir.

Bu konuyla ilintili olarak, tasavvufta sıkça kullanılan “Ölmeden önce ölünüz” sözünü düşünebiliriz.

Cengiz Han Güven

Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı