SON DAKİKA

TANRI’NIN YÜRÜDÜĞÜ TOPRAKLAR – 3

Bu haber 09 Eylül 2018 - 1:01 'de eklendi ve 331 kez görüntülendi.

“Türkiye AKP iktidarı sayesinde bölgesel bir güç haline geldi, Türkiye siyasi ve ekonomik olarak çok güçlendi.” sözleri “Davos şovu” ile süslenerek Türk milletine psikolojik operasyonlar yapıldı. Türkiye’nin temel dinamiklerinden olan makro milliyetçiliği yani Türk milliyetçiliği “ırkçılık” yaftası ile suçlanırken, mikro milliyetçilik etnisite, İslam’ın arkasına saklanarak sürekli kışkırtılıyor.

1950’li yıllarda Toynbee’nin “Medeniyetler çatışması” sözünü 1990’larda”Medeniyetler Çatışması” kitabında teorik bir sistematiğe oturtan Samuel P. Huntington, “soğuk savaşın” sona ermesinin ardından Yahudi-Hristiyan temellere sahip Batı medeniyeti ile İslam dünyasının karşı karşıya geleceğini öne sürmüştü. Sonra topyekun “Haçlı Seferi” lafı, Bush tarafından dillendirildi. Aslında BÜYÜK İSRAİL için kuruluş ilanına HAÇLI SEFERİ maskesini taktılar.

Sonra, 11 Eylül 2001 saldırıları, Afganistan ve Irak’ın işgali, Hedefe konduğu açıkça ilan edilen İran. Açıkça tehdit edilen tek nükleer güç sahibi Müslüman ülke Pakistan  ve İslamist kimliğiyle iktidarda tutulanlar eliyle açılan bir DİN savaşı.

Nihayet Bay George Friedman’ın öngördüğü “Türkiye-ABD savaşı” yayınlanan haritalar?

Bu arada daha tazeliğini koruyan, küresel finans spekülatörü Macar Yahudisi Amerikalı Soros’un “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü Türk ordusudur” sözü.

2004 yılında Süleymaniye’de Türk Özel Kuvvet mensubu subaylarımızın başına çuval geçirilmesi ile başlayan TSK’ya yönelik psikolojik operasyonlar, “Ergenekon” adı verilen ucube ile Türk ordusuna yönelik saldırılar.

Elbette Türk ordusu içinde Kenan Evren gibi, Çevik Bir gibi hele hele “çuval hadisesinden” sonra hala aklına estikçe demeçler veren Hilmi Özkök’ü ne Türk milleti ne de tarih affedecektir. Hulusi Akar unutulamaz.  Ancak Türk ordusu etkisiz hale getirilebilirse bu ülkeyi kim koruyacak? Elbette “Seccadeyi serdiğim yer vatandır” diyebilecek kadar milli şuurdan ve Hz. Peygamberin yolundan uzak “Dırar Mescidi” Müslümanlarına söylenecek bir sözüm “var veya yok”. “Metal Fırtına”yı içlerine sindirebildiklerine göre?

Türkiye Damat Feritler, Dürrizadeler familyasının elinde, Bay Friedman ve benzerlerinin alkışları eşliğinde. Böyle giderse önümüzdeki on yıl içinde “tek bir kurşun” dahi atılmadan “bilim-kurgu” sanal “bölgesel güç Türkiye”, “Ekonomik olarak büyüdünüz, büyüyorsunuz” şakşakları eşliğinde; Yeni Dünya Düzeni Tarikatı’nın Süleyman Tapınağı’nda keseceği “kurbanlık bakire düve”ye dönüşecek.

Ve bir gecede uçan dolar kuru. Sonra aynı nağme HAÇ ve HİLAL savaşı .

Bakın bir başkası Güney Afrika doğumlu, Türkçe, Arapça ve Farsça bilen 1987’den beri Türkiye’de yaşayan, ABD’nin bir başka Yahudi patronajlı gazetesi olan Wall Street Journal’ın eski Türkiye temsilcisi Hugh Pope. Bay Pope İstanbul Galata’daki ofisinde yandaş  yazar Nagehan Alçı’ya verdiği mülakatta döktürüyor.

Bay Pope, “Uluslararası Kriz grubu” adlı 23 ülkede faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşunun Türkiye masa şefliğini yapıyor. Bu kuruluşu 23 ülkenin hükümetleri, bazı fonlar (Hangi fonlar?) ve içinde bulunduğu toplumların güçlü isimleri destekliyor.

Şimdi sıkı durun! Türkiye’deki destekçileri: Dışişleri Bakanlığı, Sabancı Holding ve TOBB. (Akşam, 26 Ocak 2009)

Bay Pope haddini iyice aşarak özetle şunları söylüyor: “Ergenekon’da ismi geçenler bu ülkenin imajına dışarıda zarar verenler, 301’i destekleyenler, Türkiye’de yeni bir anayasa ve yeni partilerin bir an önce ortaya çıkması lazım. Gülen hareketi çok iyi bir grup. Zaman gazetesi Türkiye’nin en saygın gazetelerinden biri, Türkiye Ortadoğu’da ABD’den kaynaklanan boşluğu doldurdu. Erdoğan’ın Davos’ta verdiği tepkileri biraz safça buluyorum. Bence İsrail Türkiye’nin bu yönde tepki vereceğini hesaplamıştır. İsrail ve Türkiye arasında iptal edilen bir şey yok. Türk hükümeti şunu düşünmeli; Ortadoğu ülkeleri Türkiye’yi neden böyle sevip sayıyor? AB ile ilişkileri yüzünden AB ülkeye önemli para getirdi. 2005’e kadar yabancı yatırımcılar büyük yatırımlar yaptılar Türkiye’ye.”

Bay Pope soralım. Hangi servisler adına çalışıyorsunuz? Annenizin en akıllı oğlu musunuz?

George Friedman başkanlığını yaptığı Stratfor tarafından yayınlanan küresel istihbarat dergisi Stratfor’un 2 Şubat 2009 tarihli internet sayfasındaki yazısının başlığı “Erdoğan’ın çıkışı ve Türk devletinin geleceği”. Şimdi yazıdan alıntılarla bir özet.

“Türkiye başbakanının, Türkiye’nin ılımlı İslamcı halkı arasındaki yandaşlarına İsrail’in politikalarına karşı olduğunu göstermeye ihtiyacı vardı. Önceden hesaplanmış olsun veya olmasın, Erdoğan’ın Davos’taki hiddeti, İsrail’e  doğrudan da İsrail cumhurbaşkanına  karşı muhalefetini seslendirme şansı tanıdı, üstelik İsrail ile ilişkileri tam manasıyla riske atmaksızın. Erdoğan iş dünyasını, orduyu ve dini kesimi aynı anda memnun etmek istiyor. Erdoğan, İsrail ile ilişkileri koparmak istemedi. Bu yüzden moderatöre kızmıştı. Türkiye’nin gücünün uzun vadedeki gelişimi kaçınılmazdır ve bu hususun üzerinde dikkatlice düşünülmesi gerekir.”

Prof. Erol Manisalı, Cumhuriyet gazetesinde “Ünlü Türkologlar falcı mıydı?” başlıklı makalesinde özetle şunları dile getiriyor:

“1960’lı yılların sonunda Londra’da tanıdığım Türkolog ve oryantalist Dr. Andrew Mango, 1990’lı yılların başına kadar Kıbrıs’la ilgili olarak şöyle demişti: “Kıbrıs’ta statüko zamanla kemikleşecek ve adada iki devletli yapı, ileride de değişmeyecek.” Dr. Mango 1990’lı yılların ortasından itibaren görüşlerini değiştirmeye başlamıştı.

Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu ABD ve AB’nin Türkiye politikalarının bu kadar keskin değişeceğini görmemiş miydi?

AB konusunda ise benzer görüşleri eskiden de paylaşıyorduk; “AB’nin Türkiye’yi içine almadan ikinci bir halka içinde tutacağını” savunurdu. Onun “periferi” dediğine benim verdiğim ad “arka bahçeydi”.

“Periferi”den öte Türkiye artık Batı tarafından çözüştürülerek denetim altına alınmak isteniyor. Andrew Mango’nun “ikinci halkası” artık “parçalanmış ikinci çember” oluyordu. Ergenekon, bunun kavgası ve çatışması değil miydi?

Amerika-İngiltere-İsrail üçlüsü Araplar, İran ve Türkiye’nin dışında kendi denetimleri altında bir Kürdistan istiyorlar artık. Kuzey Irak’ta oluşturdukları ayağın Türkiye, Suriye ve İran’a uzatılarak bu ülkelerin denetim altına alınmaları, Büyük Ortadoğu Projesi’nin odak noktasını oluşturuyor.

İşte Andrew Mango’yu da şaşırtan bu oldu. ABD-İngiltere ve İsrail bu stratejik hedefe yönelik olarak Türkiye ve Kıbrıs politikalarını hızlı bir biçimde uygulamaya koydular.

Kıbrıs’tan Türkiye’nin tasfiyesini, Denktaş’la başlattılar. 2002’de destekleyerek iktidara taşıdıkları AKP ile birlikte M. Ali Talat’ı da yönetime oturttular.

AB süreci ile Türkiye’yi Brüksel’in güdümüne aldılar; AB-IMF-AKP üçlüsü, Washington Uzlaşması’nı “Türkiye’yi açarak ve içini boşaltarak” yerine getirdiler.

Dr. Andrew Mango bile bu kadarını tahmin edememişti. ABD’nin Yahudi kökenli stratejistleri BOP’ta “ABD-İngiltere-İsrail stratejik ortaklığı” kurdular.

Kıbrıs’tan Türkiye’nin tasfiyesi, Barzani yönetiminin AKP tarafından meşrulaştırılması ve Türkiye içinde dinci ve Amerikancı bir yapılanmanın sağlanması BOP’ta, birbirlerini tamamlayan ayaklardır.

Türkologların ittifak halinde oldukları bir konu vardı: “Türkiye Avrupa’dan farklı bir kimliğe (aidiyete) sahiptir ve bu nedenle Avrupa’daki birliğin içinde yer almayacaktır.”

Türkiye’den katılan “Avrupacı ve Batıcı simalar” yabancı Türkologların bu görüşüne çok şaşırmışlardı. Bizim seçkinlerimiz bu hatayı zaten hep yaptılar.

Bu ünlü Türkologlar Ergenekon’un başımıza çökeceğinin ipuçlarını, sanki bir falcı gibi 20 yıl önce Girne’de söylemişlerdi.”

Evet, görüldüğü gibi Türkiye DİN-FELSEFE-SİYASET temelinde BOP için 1978’den beri Yeni Dünya Düzeni Tarikatı tarafından siyasi, ekonomik, dini, sosyolojik ve psikolojik olarak tekrar formatlanıyor.

Eski Başkan Obama tarafından atılan temeller, Trump misyonunu ile tamamlanıyor . Trump son olarak “ Müttefiklerimiz olmaz. Uşaklarımız olur. Denileni yapmazlarsa sopayı kafalarına vururuz “ dedi. Eski Başkan Obama “Amerikan halkının (bütün halkların) ABD yönetimine güvenini yenilemek ve bir kez daha dünyaya liderlik etmek.” (B. Obama, Foreign Affaires, Temmuz/Ağustos 2007) olarak açıklamıştı.

Obama yönetiminin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da ABD Senatosu’nda ataması görüşülürken yaptığı konuşmada, ABD liderliğinin dünyada eksikliğinin hissedildiğini, bu eksikliği gidermek için “AKILLI GÜÇ DENEN ŞEYİ” ellerindeki “bütün diplomatik, ekonomik, askeri, siyasi, kanuni, kültürel araçlar içinden en uygun olanı veya olanlarının bileşimini kullanacaklarını” söylemişti.

Gelde gülme. Şimdi Brunson denilen rahip AKILLI GÜÇ oluyor. Aslında küçük sinek sayesinde  mide bulandırıyorlar.

Devam edecek….

Son kitabım MÜHÜRLÜ VAGON çıktı.

Mühürlü Vagon - Hüseyin Hakkı Kahveci

Bir ricam var.

  • RABITA UĞUR MUMCU`DAN SONRA
  • ATATÜRK `ÜN YASAKLANAN KİTABI
  • ATATÜRK VE CUMHURİYETE KUŞATMA – YAHUDA
  • MÜHÜRLÜ VAGON kitaplarını okuyunuz.
  • Kitaplara Dost kitabevi, Kitapsan kitap mağazaları, İnkılâp, Remzi, Kırmızı kedi, D&R kitap mağazalarından rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Yine internet üzerinden www.kitapyurdu.com, www.dogukitabevi.com, www.sozcukitabevi.com, www.dr.com.tr  ve google üzerinden arama yaptığınız takdirde birçok fiyat seçeneği ile adresinize teslim olarak ulaşabiliyorsunuz. Şimdiden iyi okumalar.

Sevgi ve saygıyla !

Atabey H.Hakkı Kahveci

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Hüseyin Hakkı KAHVECİ
Hüseyin Hakkı Kahvecihhakkikahveci@parlamentohaber.com
Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci, Yazar, Stratejist, Siyaset ve Terör Uzmanı olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. 19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara'da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA'de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD; Master düzeyinde Uluslararası İlişkiler ve Management eğitimi almıştır.

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Get it on Google Play