SON DAKİKA

TANRI İNANCININ TAPINAĞI: TÜRKİSTAN

Bu haber 25 Temmuz 2017 - 12:53 'de eklendi. 477Son Güncelleme25 Temmuz 2017 - 13:27

TANRI İNANCININ TAPINAĞI

1990’dan başlayarak Türkistan ülkelerine gezilerim oldu. Kazakistan’ın Türkistan Kalesindeki (şehir) Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’ni Tonguç (ilk) başkanı olarak 14 yıl yönettim. Bu arada bölge insanlarıyla yoğun görüşmelerim oldu. Anılarımı Türk Dünyası Deyince adlı kitapta yazdım.

Bu yazıda başlıktaki konu ile ilgili gözlemlerimi yazmak istiyorum.

MÜSLÜMAN OLSALAR DA…

Kazaklar-Kırgızlar, yüzeyde Müslüman olsalar da derinlerde eski inançları yaşamayı sürdürüyorlar. Söz gelimi yedi atanın çocuklarının birbiriyle evlenmemesi kuralı, eski inancın gereğidir ve bugün de geçerlidir. Bu yüzden tüm Kazak-Kırgızlar yedi atalarını ve onlardan gelen yakınlarını bilmekle yükümlüdürler.

Bu durumu bir örnek olarak verdim, asıl anlatmak istediğim başka… Türkistan’a gitmeden önce de çocukluğumda başlayan ilgim dolayısıyla bu bölgedeki insanların yaşayışlarıyla ilgili bilgilerim vardı. Buna rağmen birçok olay bana da şaşırtıcı geliyordu.

ARÇA EVLİYA

Kazakistan’da ilk yıllarımdan biriydi. “Arça Evliyaya yemek yemeye gideceğiz.” dediler.
Arça Evliyaya gittik. Bir büyük ardıç ağacının altında kurulan sofrada kımızlı, kazılı, kuzulu bir yemekten sonra “Arça Evliya nerede bir ziyaret edelim.” dedim. Şaşırdılar. “İşte burada ya, bu ağaç arça ağacı ve evliya budur.” dediler. Şaşırmak sırası bana geldi: “Ne yani, burada evliya mezarı yok mu?” demem üzerine “Yok, yok, mezar yok, bu ağaç evliyadır.” dediler.

Başka bir gün Çimkent’te “Damçı Evliya”da yemek yedik. Artık öğrenmiştik, Damçı Evliya, çok güzel bir bulak idi. Damla damla akan sular, derecikler oluşturuyor, onlar da birleşip dere olup Seyhan’a doğru akıp gidiyorlardı.

ŞAMAN

1992 yılında Almatı’da “Dünya Kazaklarının Kurultayı” yapıldı. Kurultay Başkanı ile birlikte sahnede oturduk. Salonda oturanlara bakarken gözüme en önde oturan ilginç bir kişi takıldı. Akpak giyinmişti, elinde ak bezlere sarılmış bir asa tutuyor ve dimdik oturuyordu.

Başkan’a bunun kim olduğunu sordum. “Sarı Evliya” dedi. “Yani kim?” diye yeniden sordum. “şaman” dedi, “baksı” dedi.

Akşam televizyonda Sarı Evliya ile söyleşi vardı. Evliya sağaltıcı ve durugörücü idi. Sunucu soruyor, “Evliya” karşılık veriyordu. Arada şöyle bir konuşma geçti:

-Sarı Evliya gücünü nereden alıyorsun?
-Tanrı Dağlarının ruhundan…
-Müslümansın, dağların ruhu olur mu?
-Elbette vardır, olmasaydı Kur’an’da “Biz emaneti dağlara vermek istedik de kabul etmedi.” denmemiş mi?

SONSUZLUK BİR EVE NASIL SIĞAR?

Sarı Evliya gerçekte atalarının inancını yaşıyor, ama buna Kur’an’dan da delil buluyordu.
Atalarının inancı ağaçlara, sulara, dağlara “evliya” diyen bir inançtı.
“Binlerce yıl Tanrı inancıyla yaşayan, bu inançla içini yüceltip toplumda barış ve dinçlik sağlayan, iyiliği izleyip kötülükle savaşan Türk Atalardan neden camiler, kiliseler, havralar gibi ‘tapınaklar’ kalmamıştır?” sorusunun karşılığı işte tam bundadır.

Tanrı İnancında olanlar için Tanrı her yerdedir. Yeryüzü tapınak’tır. Dağların, tepelerin uygun yerleri, suların başı, ağaçların altı ya da çadırların, evlerin içi Tanrı’yı tek tek ya da topluca anmak için tapınaktır. Tanrıyı anmak, O’na ulaşmak isteyen için her yer tapınaktır. Ayrıca tapınaklar yapılmaz.

Açık havada Güneş’i ya da Ay’ı görmek için en uygun yerler Ataların İnancındaki tapınma için yeterlidir. “Tanrı’nın Evi” diye bir kavram Ataların İnancında yoktur.

Çünkü Tanrı’nın evi olmayan ev yoktur. Sonsuzluk bir eve, bir yapıya nasıl sığar?

Namık Kemal ZEYBEK

Parlamentohaber.com | Soruşturma haberin adresi!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Namık Kemal ZEYBEK
Namık Kemal ZEYBEK[email protected]

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın