Cumhuriyet, fikri hür vicdanı hür nesiller ister.
Hangi Cumhuriyet?
“Ben, manevi miras olarak hiçbir nass-ı katı (Her türlü şüphe ve tereddüdün ve tenkidin üstünde tutulacak şekilde olan kesinlik, kat’ilik, açıklık), hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, bilim ve akıldır…” diyen bir önderin Cumhuriyeti.
Özeti, Türk devrimi.
Özeti Atatürk milliyetçiliği.
Özeti Türk ulus devleti.
Bugünleri çok önceden gören ve söz ve söylemlerinde tanımlayarak yol ve yöntemi işaret eden bir devrimcinin Cumhuriyeti.
Açık ve net.
Bilim ve akıl ile çeliştiğimiz süreçlerin bizleri getirdiği noktadayız.
Fikirler ve vicdanların özgür kılınmadığı bir süreç.
Failini arıyorsak eğer, iğneyi de kendimize batırmamız gerek. O işaret edilen manevi mirasa sahip çıkamadığımız gün gibi ortada. 10 Kasım “saat 9u 6 geçeden sonra , siyasi tarihimize bakınca har vurmuş, harman savurmuşuz.
Bugünlerdir ki, bedel ödeme günleri.
Deniz bitti, miras yendi ve tükendi.
10 Kasım 1938 sürecinden bugünlere devlet aklının bizleri getirdiği son nokta 1919 süreci. Elbette yurttaş aklının da bu nokta da payı ve sorumluluğu var.
Hür fikri ve hür vicdanı elinin tersi ile iten bizden başkası değil. Cumhuriyet ve devrimin kazanımlarından teker teker vazgeçen bizlerden başkası değil.
Siyaset sahnesinde oyunu biz kuramadık, ama önümüze konulan kişiler ve senaryodaki siyaset oyuncularının sıkı birer şakşakçısı ve destekçisi olduk.
Tahlil edip, değerlendirip akıl yürütmedik.
Tarihe bakınca ya da tarih sahnesindeki kendi izlerimize acı tecrübelerden ders almamış, not tutmamış gözüküyoruz.
Şu bir gerçek ki, dersimizi çalışmamış ve ödevimizi yapmamışız.
Hal böyle olunca da, olan bitene, başa gelene şaşırmak, tuhaf olur diye düşünüyorum.
Bir Anadolu ihtilalidir 19 Mayıs 1919.
Havza, Amasya, Sivas, Erzurum ve yurdun dört bir yanında irili ufaklı biraraya gelen düşünce ve amaç Birliği.
Fikri hür, vicdanı hür bir düşüncenin birliği.
Elbette, saray ve saltanat kulluğundan bireyin özgür iradesinin hayata geçmesini hedefleyen adımlar değildi ilk başta.
Önce varlık ve bütünlük.
İlk hedef varlık ve bütünlük için verilecek bir mücadele.
Sonrası malum. Sakarya, İnönü, Kocatepe, 9 Eylül’ü kapsayan geldikleri gibi gidenler, süngü ile gönderilenler süreci.
Sonrası Cumhuriyet.
Sonrası devrim ve ilkeler.
Sonrası alt yapı ve sonrası üst yapı.
Sonrası sanayileşme.
Sonrası, toprak, su, tohum.
Sonrası köylü milletin efendisi.
Sonrası kentli Türkiye.
Sonrası bilim ve akıl.
Sonrası sanat.
Amaç hür ve bağımsız devlet ve yurttaşları.
Ne için?
Cevabına bir cümle yeter:
“Fikri hür, vicdanı hür Cumhuriyet nesilleri için.”
Gelinen nokta, fikirlerin ipotekli, vicdanların zincirli olduğu bir insan topluluğu.
Aynı siperlerde varlığı ve birliği için kan döken bir milletten, ayrı siperlerde birbirinin kanını dökmeye niyetli bir kitleye.
Uyanık olmak lazım!
Bizi bize düşüren bu oyun ve oyuncularına karşı hür düşünce ve hür vicdanlar ile uyanık olmak lazım.
Ne diyor Gazi Paşa?
”Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!”
Mustafa Kemal aklı ile;
Benim penceremden yaşanılanlar böyle gözüküyor.
Sizler de pencerelerinizi açık tutun ve çok iyi tahlil edin.
Yoksa yoksa, satırlar, yoksa yoksa sözler nafile…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz