Her Şey Bir Alamet…

Yayınlama: 10.04.2021
28
A+
A-
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

    Kırmızı gül demet demet, sevda değil bir alamet.

    Her şey bir alamet.
    Silivri günlerini hatırlıyorum. Duruşmalar, aralar, bekleyişler. Ksfasını kaldırıp da ne kahramanların, ne izleyici sırasındaki bizlerin yüzlerine bakamayan kürsüdeki CIA çetesi Fetullahçıların.
    Kelepçe kimin elinde belli değil.
    Kelepçe kimin elinde belli değil…

    Ne diyor şair;
    “Canı cehenneme rahat uyuyanın
    Kapısını örtenin perdesini çekenin
    Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
    Duvarları ancak çarpınca görenin
    Canı cehenneme başkasının yangınıyla
    Evini ısıtıp yemeğini pişirenin…”

    Ne rahat uyuduk, ne kapımızı kapattık ne de perdemizi örttük. Yüreğimizi yüreklere katmıştık oralarda.
    Duvarlara çarpmadan görsün diye millet.
    Duvarlara çarpmadan.
    Millet dediysek bir adı var.
    Tarihten gelmekte.
    Türk milleti.
    Türk milleti.

    O manzarayı, o duruşma anlarını gün gibi hatırımda tutuyorum. Eşime dostuma, tanıdık, tanımadık herkese anlatmak için. Yaşayan bilir.
    Oradak devrimin yargılandığı kesin.
    Orada milletin yargılandığı kesin.
    Orada Türk’ün, orada Atatürk’ün yargılandığı kesin.

    “Biz haklıyız, biz kazanacağız” diyorduk o günlerde. Yağmur, çamur, gece gündüz bir Ağustosun yakıcı sıcağı.
    “Silivri duvarları yıkılacak”
    O gün neredeyse bugün oradayız.
    Bugün neredeysek, dün de oradaydık.

    Bugünlerin o günlerden bir farkı yok. Sadece eldiven değişmiş.
    El aynı.
    El bildiğimiz el.
    Kast değişmemiş, hedef değişmemiş, yol ve yöntem birebir aynı.
    Her şey bir alamet.

    Bir söz var.
    Sık sık kullanırım yazılarımda.
    “Kapımıza dayanacaklar”
    Emekli Amiral Türker Ertürk’ün.
    O söze hep bir ilave yaparım yazılarımda. “Er ya da geç”
    Er ya da geç kapımızı çalacak, er ya da geç ocağımızı basacaklar. Emir böyle, görev ve zorunlulukları böyle. Çünkü, halka verilecek, çünkü millete ödenecek hesap çok.
    Gününü bekliyor.
    Gününü bekliyor.
    Er ya da geç…

    “Uzun masallar ardında mağrur
    Boynunda ölüm çanıyla oturan güç
    Senin de senin de canın cehenneme
    Ey sultan hamit tuğralı korucu alayları
    Kardeşi kardeşe kırdıran siyaset”

    Bir gün elbet bir gün elbet
    Örter üstünü bu ağır yanlışın
    Sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen
    Bir dal incelik,bir simli gülüş
    Bir kardeş mavi… ” diyor Şükrü üstad.

    Şiirden öteye söz olmuyor bazen. Boğaza dayanan bir el, boğaza dayanan bir yumruk. 104 hançer yarası yaralı aslanın bağrında.
    Dinleyene,duyana;
    Ne söylüyor bu şiirler?
    Ne söylüyor bu türküler?
    Bu satırlar ne söylüyor okuyan, anlayan, farkında olana.
    Ne döşeklerimiz rahat, ne de uykularımız derin.

    Bugün, yarın ya da yarından sonra dayansalar da kapıya ne gezer?
    Duruş, vatan millet ve Sakarya!
    Anadolu yine türkülerini söyleyecek insanlığa.
    Türkü adına.
    Türk’ün adına.
    Silivri günlerini hatırlıyorum.
    Silivri günlerini hatırlatıyorum!
    “Kırmızı gül demet demet, sevda değil bir alamet”
    Her şey bir alamet:
    Ne rahat uyuyoruz, ne kapımız kapalı ne de örtülü perdeler.  Yüreğimize yürekler katıyoruz, Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’si sevdasına.
    Her şey bir alamet, farkında olana…

    Atatürk ile kalın.
    Selam ile…

    Cem Ayaz 

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı