SON DAKİKA

DÜN SIĞINILACAK LİMANDI, YA BUGÜN?

Bu haber 30 Mayıs 2018 - 19:08 'de eklendi. 115

Bir önceki hafta sonu gibi, geçtiğimiz hafta sonu da Almanya’da gurbetçilerimizle beraberdik ve yine 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen etkinliklere katıldık. Bu sefer duraklarımız; Hannover ve Hildesheim’di. Bu mükemmel organizasyona imasını atan Hildesheim Atatürkçü Düşünce Derneği’ni ve onun değerli başkanı Fatma Anders’i gerçekten kutlarım.
Bu tür etkinlikleri, özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa’da düzenlemek gerçekten zor. Çünkü Türkiye’deki iktidar iradesi, milli bayramlarımızın kutlandığı bu tür etkinlikleri desteklemiyor, hatta düşmanca yaklaşıyor. Yabancı ülkelerde bulunan diplomatik temsilciliklerimiz de iktidarın korkusundan bu tür etkinliklere katılmıyor, katılamıyor! Türkiye’de de milli bayramlarımıza karşı ne gibi şeytani düşmanlıklar yapıldığını yaşayarak gördük ve görüyoruz. Güçleri tamamen yettiği anda, milli bayramlarımızı kaldıracaklar ve yasaklayacaklar.
Çağdışı Bir Kimlik Peşindeler
19 Mayıs, önemli bir tarih. Bir anlamda; akıl ve bilim ilkeleri üzerine inşa edilen, laik, demokratik bir hukuk devleti olması planlanan Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum günü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babası. İktidar için sorun burada başlıyor! Çünkü halen Türkiye’yi yöneten iktidar iradesi Siyasal İslamcı; yani laikliğe, akli olmaya, evrensel hukuka, ulus devlete ve ulus kimliğe karşı. Yani iktidar; çağdışı bir dünya görüşünün, çağdışı bir devlet ve kimlik yapılanmasının peşinde!
İşte, iktidarın bu çağdışı ideolojisi nedeniyle ülkemiz felakete sürükleniyor ve iç barışımız dinamitleniyor. Din üzerinden yapılan siyaset toplumu birleştirmiyor, bölüyor, parçalıyor ve un ufak ediyor. Almanya’da yaşayan gurbetçilerimiz, din üzerinden yapılan siyasetin toplumu nasıl paramparça ettiğini adeta ispatlayan bir laboratuvar gibi.
Veremeyecekleri Ödün Yoktur!
İktidarın tek bir hedefi var; 24 Haziran, bilemediniz 8 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı seçimini her ne pahasına olursa olsun almak. Çünkü; büyük suçlar işlendi, hesap verebilir durumda değiller! Bu nedenle; iktidardan gitmemek için ülkemizin ve milletimizin geleceğinden, güvenliğinden ve yaşamsal çıkarlarından veremeyeceği ödün yoktur!
Geçen hafta biz Almanya’da iken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Londra ziyareti yaptı. Bu ziyaret sırasında Almanya Milli Takımı’nın Türk kökenli oyuncuları olan ama İngiltere’de top koşturan Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’la görüşülmüş, medyada boy boy fotoğrafları yer almış ve imzalı formalar verilmişti. Esasında; bu gençler seçim malzemesi olarak kullanılmış, yaşadıkları ve yaşamlarını kazandıkları ülkede gelecekleri ve güvenlikleri yok sayılmıştı. Gerçekten de böyle oldu ve Almanya basınında ve kamuoyunda bu olay geniş şekilde tartışıldı, eleştirildi ve her iki oyuncunun Almanya Milli Takımı’ndan atılması ve cezalandırılması dahi gündeme geldi.
Almanya’da İnfial Vardı!
Her iki oyuncu, sanırım danışmanlarının da tavsiyesi ile Almanya kamuoyundaki infiali yatıştırabilmek için Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’i ziyaret etmek istedi. Ziyaretten sonra oyuncularla fotoğraflarını paylaşan Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier; “Yanlış anlamayı düzeltmek, iki futbolcu için önemliydi” diye yazdı. Almanya basınının ve kamuoyunun Özil ve Gündoğan için itirazları ve infiali; “Nasıl demokrasiyi katleden, insan hak ve özgürlüklerini yok eden otoriter birisinin yanında durarak, onun seçim manipülasyonuna malzeme olursunuz!” şeklindeydi. Bunu Almanya’da bizzat yaşayarak gördük!
Dün ve özellikle Atatürk zamanında Türkiye, Almanya’nın Nazi rejiminden kaçanlar için sığınılacak bir limandı. Çok sayıda bilim insanı ülkemize sığındı ve üniversitelerimizde çalıştı. Bazıları, Nazi rejimi çöktükten ve harp bittikten sonra bile geriye dönmedi ve hep ülkemizde yaşadı!
Edirnekapı Şehitliğinde Yatıyor
Bunlardan birisi de Alman mimar ve kent tasarımcısı Bruno Taut’dur. Nazi rejiminden kaçarak, 1936’da Türkiye’ye sığınır ve bugün Mimar Sinan Üniversitesi olan Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümüne öğretim üyesi olur. Bruno Taut (1880-1938), Milli Eğitim Bakanlığı mimarı olarak eğitim yapıları tasarlar.
Taut’un Türkiye’deki bazı eserleri; Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Trabzon Lisesi, Ankara Atatürk Lisesi, İzmir Cumhuriyet Kız Enstitüsü, Ankara Cebeci Ortaokulu ve Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’ndaki katafalkıdır. Atatürk’ün hayranı olan Taut, Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre sonra yaşamını kaybeder ve Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilir.
Mimari Bir Harika
Almanya’da iken, Bruno Taut’un Bremen yakınlarında bulunan ve çok görmek istediğim müze evini gezdim. Bana bu imkânı sunan Bremen ADD’nin Başkanı Aydın Genca’ya ve yardımcısı Recep Ali Tüfek’e teşekkür ederim. 10m² taban alanı üzerine oturtulmuş, üç katlı ve doğanın içine gömülmüş bir yaşam alanı. Her metre karesi değil, her milimetre karesi gözetilmiş ve kullanılabilir kılınmış. Tam bir mimari harika, mutlaka görmelisiniz!
Türkiye’nin kucak açtığı isimlerden biri de Prof. Dr. Ernst Hirsch’dir. Atatürk’ün vefatı sırasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesiymiş. Derste öğrencilerin üzgün halini görünce, rektörü arayıp “Bugün ders veremeyeceğim, ne yapmamı önerirsiniz?” diye sormuş.
Rektör de “Sizin memleketinizde büyük bir adam ölünce ne yapılıyorsa, onu yapın” demiş. Prof. Dr. Hirsch; “Bizim ülkemizde hiç bu kadar büyük bir insan ölmedi” yanıtını vermiş. Bana bu anekdotu bir Alman vatandaşı anlattı.
Skolastik Düşünce ve Engizisyon
Atatürk Türkiye’si, Avrupa’nın faşizmin çizmeleri altında ezildiği bir dönemde, gerçekten aklın, bilimin ve hoşgörünün egemen olduğu kaçılacak ve sığınılacak limandı. Ama bugün, tam tersi bir iklim var ülkemizde. Ülkemizin nitelikli insanları; baskı, zulüm, hukuksuzluk, adaletsizlik, soygun ekonomisi ile bozulan ekonomik şartlar ve liyakatin yok sayılması gibi nedenlerle yabancı ülkelere gidiyorlar.
Halbuki bugün, insanlığın ulaştığı medeniyet seviyesine ancak ve ancak nitelikli insanlarla ulaşabiliriz, Cübbeli Şukufettin Hoca gibi çağdışı dünya görüşünün temsilcileri ile değil! Avrupa’yı Avrupa yapan, çağdaş ve gelişmiş ülkeleri bulundukları duruma getiren skolastik düşünce (dinsel düşünce) ve engizisyon (dinsel mahkeme) değil, sorgulayıcı aklı esas alan, bilim egemen kafa yapısıdır. Bugün ülkemizi felakete sürükleyen iktidar; hiç şüpheniz olmasın, bir anlamda skolastik düşüncenin ve engizisyon kafasının günümüzdeki temsilcisidir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Türker ERTÜRK
Türker ERTÜRK[email protected]

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın