SON DAKİKA

CUMHURİYETE LAYIK EVLATLAR OLAMADIK

Bu haber 29 Ekim 2019 - 16:09 'de eklendi. 54

Düşünelim…
Bir toprak parçası üzerinde,  binlerin, yüz binlerin, milyonların her şeyi bir ailenin, bir adamın, bir zümrenin  iki dudağı arasında yaşıyorduk.
Astığını asıyor, kestiğini kesiyorlardı.
Tıpkı bugünkü gibi.

Bir kişi, bir adam, yani tek adam.

Sadece o biliyor, sadece o karar veriyor. Sarayları, hanları, hamamları da cabası. Saltanat diyorlardı adına. Hatta saltanat kayıkları dahi var.
Bugünkü benzeşlerinin adı da, ‘’gemicik’’ olan.

Torunlarıyız falan diyorlar ya?
Hepsi hikaye.
Kimse kimsenin torunu falan da değil.
Herkes gül gibi değil de, kul gibi yaşıyordu o hanedanlıkta.

Anadolu halkı sefil,sefalet, saraylarda da aynı lale devri.

Hani, bugünkü benzeri ejder meyveli smoti…

Günler günleri kovaladı. O muhteşem fetihlerin ardından, gerilendi, gerilendi. Akıl ve bilim ötelenmiş, kılıçla dünyaya hakim olunacağı zannedilmişti, olmadı, olamadı.

Sonrası malum efendim.
Sonrası çöküş.
Sonrası parçalanış ve işgal.

Bir adam ve bir kaç adam beraberinde çareyi yola düşmekte buldu.
Samsun.
Bir 19 Mayıs sabahı, Odunluk İskelesi, saat 8 suları. İşgal varsa, direniş de vardır diyenlerin ilk adımları.
İnanmış adamlar…

Bir kaç adam yeter mi, yeterli mi sizce?
Halk iradesi,  evet halkın iradesine de ihtiyaç var. Örgütlenmek şart, örgütlü bir mücadele. Elbette, bu mücadeleyi de dosta düşmana ilan edecek bir koca yürek.

Havza.
Amasya
Erzurum ve Sivas.
Yurdun dört bir yanında irili ufaklı bir çok toplantı.
Bir çok çoban ateşi.
Halkın seçtiği temsilciler yani milli irade.

Havza’dan;
“Anadolu’nun işgaline derhal son verilmelidir!”

Amasya’dan;
” Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır!”

Erzurum’dan;

“Manda ve himaye kabul olunamaz”

Sivas’tan;
“Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz.”

Ve Ankara Meclis-i Mebusan.
İstiklal Harbi.
Büyük Taarruz ve 9 Eylül.
Bir hikaye, ‘’Geldikleri gibi gönderilenler…’’

Cumhuriyet idaresi ile taçlanan büyük bir mücadele.  Anka kuşu gibi küllerinden doğan bir Anadolu devrimi. Hem saray ve saltanata hem bugünkü adıyla “dış güçlere” karşı alın teri, gözyaşı ve kanla kazanılan bir zafer.

Sonraki süreci detaylıca yazmaya gerek yok sanırım.

Sonrası belgeler ve ahde vefalı zihinlerde.
10 Kasım Ata’mızın kaybı( katledilişi)
11 Kasım İnönü devri.
Çok partili siyasete zorunlu itiliş.

Sonrası, sonrası ve sonrası.
10 yıllarda çok büyük işler başarmıştık, hatırlayın.
Kimler geldi, kimler geçti sonrasında.
Sonrası mı?
Her geçen gün,  bir önceki günü aratır oldu.

28 Ekim 1923 gecesi;
“Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyenlerin devrinden, bir 16 Nisan, bir 24 Haziran günü YSK, AA  atına atlayıp da Üsküdar’ı geçenlerin devri.

Sonrası yine bilindik.

‘’Başladığımız noktadayız.’’
Yine bir saray ve saltanat.
Yine bir tek adam rejimi.
Yine bir kulluk dönemi.
Halk iradesi, seçim, sandık, iktidar, muhalefet palavraları içinde o ünlü deyiş ile basbayağı “kandırıldık mı, kandırıldık…’’ Kandırılmaya da devam ediyoruz.
Her önümüze konanı onaylıyor, her kravatlıyı adam, her şapkalıyı Atatürk ve devriminin askeri sanıyoruz.

Unutuyor ve unutturuluyoruz.

Soru sormuyor, sorgulamıyoruz…

Özgürlük emek ister.

Özgürlük akıl ister.

Özgürlük birlik ister ve özgürlük fikri hür vicdanı hür insanlar ister.

Ulusumuzun kurtarıcı, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ” onu vicdanımda milli bir sır gibi sakladım” dediği halkın egemenliğini içselleştirerek yüreğimizde taşıyamadık.

Her Cumhuriyet Bayramında olduğu gibi, kutlamalar, övünç dolu şaşalı sözler pek güzel de;

Dost acı söyler.
Ne yazık.
Ne yazık ki;
Cumhuriyete layık evlatlar olamadık…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem Ayaz

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın