Ben şimdi buralardan halatlarımı fora edip pupa yelken bir sahil kasabasının sakinliğine demir almak istiyorum.
Bahçesinde evimin, yalınayak çayır çimen üstünde, sol dirseğim tahta bir masaya dayanmış, domates, zeytin, beyaz peynir, zeytin yağı kokusu, bir kadeh buzdan rakı, bir kaç dilim kavun karpuz, serinlemek, serinletmek istiyorum dünyamı.
Rüzgarla dans edip de hışırdayan yaprakların musikisine, dalgaların sesi karışsın. Kuş sesleri fısıldasın huzurun müziğini kulağıma. Kedi, köpek, börtü böcek çıplak ayaklarımla sarmaş dolaş. Duyulur, duyulmaz bir radyo hışıtrtısı bir şeyler, bir şeyler mırıldansın dinlemez kulağıma.
Adımı unutayım ve sanımı.
Nerede olduğumu. Gelmişe ve geçmişe bir küfür kadar yakın. Yarın artık bugündür, hatırlayayım.
Alimiyum sürahideki buzun teri serinletsin ellerimi tuttuğumda. Közde kahve, köpüre dursun, henüz vakti gelmedi. Gün, gece, öğlen ya da akşamın bir üzeri, yelkovan ile akrebin hikayesi artık kimin umurunda. Dönsünler peşi sıra, peşi sıra bir telaş, pür telaş, bu ahir zamanın harmanında.
Bir merhabayı sakınayım, çitlerin önünden geçen silüetlerden. Önceki sahipsiz merhabalara sayılsın. Alacağım var, borcum yoktur bu sahipsiz selamlaşmalar arafında.
Annemin öldüğünü unutayım, babamın dizlerinin artık tutmadığını da. Rüzgar sürsün kızımın saçlarını yüzüme gözüme, öper gibi, koklar gibi. Sarar, sarar gibi olsa da. An gibi geçer gider hayat gözlerinin önünden. Bir geçit töreni misali. Mızıka, trompet çalar anılar. Şimdi, şimdilerde bozdur, bozdur harca onları ne fark eder. Ne fark eder bu Ege akşamlarında.
Belki bir yıldız kayar avuçlarımın içine. Belki sıkı sıkıya yakalar, belki de ıskalarım öncekilerde olduğu gibi. Ne gamdır artık, ya da ne keder bu keyfi bozmaya.
Karınca kardeşe bir merhaba. Masaya kadar tırmanmış bir kırıntı derdine. Emekçidir, bir mücadele, kendi hikayesinde. Ağustos böceğini sorma hiç.
Huyu batsın!
Akortsuzdur sazı, ne nota bilir, ne de sus işareti. Ulu orta çalar, ulu orta söyler.
Bana benzer, huyu benzemesice.
Ben şimdi halatlarımı fora edip, pupa yelken bir sahil kasabasının sakinliğine demir atmak istiyorum.
Ey hayat!
Ey sevenler!
Ey nefreti gözünde tütenler!
Viya artık, viya böyle…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz