İzmir Hatay semti.
Caddenin adı İnönü.
Büyük bir anacadde…
Sabah saatleri ve yazıhaneme gidiyorum. Genellikle o saatlerde kaldırımlar ve cadde vızır vızır kalabalık olur. İşine yetişmek için telaşlı insanlar, trafik ışıklarında bekleşen araçlar. Kapı önlerini mesken tutmuş kediler, köpekler vs.vs.
Bir ıssızlık ve sessizlik var . Çıt çıkmıyor. Kimse kimseyle konuşmuyor, kimsenin yüzü gülmüyor. Derin bir matem havası, derin bir hüzün.
Gavur diye tabir ettikleri İzmirli sözde 33 Mehmedinin katledilişinin matemine bürünmüş, nefes dahi almıyor.
İnsanların yüzlerine bakıyorum.
Yüzler düşmüş, bakışlar donuk. İçler acıyor. İçler çok acıyor. Yan dükkandaki garson genç “ağabey fazla bayrağınız var mı?” diye kapıdan sesleniyor. “Var” diyorum. Yüzü al al öfkeden, hızlı hızlı isyanını anlatıyor.
“Halkın tercihi bu. Halkın bir kaç fazla oy ile saltanata seçtiklerinin verdiği kararların sonuçları bu” diyorum. Anlar ya da anlamaz gözlerle bana bakıyor. Söylüyor, yazıyoruz ama testi yine kırılıyor.
Henüz Mehmetçik toprağa verilmeden, ejder meyveli smoti gülümsemesi ekranlarda alkışlanıyor.
Türkiye ağlıyor, birileri gülümsüyor…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz