SON DAKİKA

OTOPARK ÜCRETLERİ BELLİ OLDU

EKONOMİYEREL HABERLER

Ya yutacaksın Sevr oltasını, ya da koparıp atacaksın 1919 ruhuyla…

Bu haber 23 Haziran 2018 - 10:47 'de eklendi ve 71 kez görüntülendi.

Söylenemeyecek her şeyi söyledik, yazılamayacak her şeyi yazdık.

Türk Ulusunun birliği, Türk vatanının varlık ve bütünlüğü, ayyıldızlı al bayrağın yurt toprağı üzerinde tek ve hür dalgalanabilmesi için.

Yaşadığımız son 16 yıla baktığımızda, bu sürecin bir sebep değil de bir  sonuç olduğunu ve Atatürk döneminden sonra yakın siyasi geçmişimizin ayak izlerinin bizleri bugünlere kadar getirdigi, bu hallere düşürdüğü tespitime katılıp katılmayacağınız da sizlerin takdiridir.

İstiklal Harbi cephelerinde, omuz omuza, sırt sırta vermiş, kanları kanlarına karışmış bu toprakların çocukları olarak, sandık başlarında birbirimizi boğazlar hale gelmemiz bir tesadüfi süreç olarak değerlendirilebilir mi?

Bir bakıma o meşhur yedi düvele cephelerde yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı, demokratik ve çok partili sistemi erken bir  zoka olarak yuttuğunda bu süreçlerin içine itilmişti diye düşünenlerdenim.

Elbette demokrasi ve demokratlığın tarafındayız ama, dikkat edin lütfen, bir üst paragrafta, erken ve zoka diye tarif etmemin bir sebebi var derinine dalındığında.

Zamanlaması ve o günün şartlarını göz önünde bulundurulduğunda, Congbayırı, Kocaçimen tepe, Kanlı Sırt’a dayananlar, geldikleri gibi gidenler, paranız bittiğinde Lozan’da aldıklarınızı teker teker geri alacağız diyenlerin kurguladığı sözde demokrasi, gırtlağımıza çöken demirden bir zokadır bakıldığında.

Tarihini bilmeyen, geçmişini görmezden gelen insan toplulukları için allanmış, pullanmış, sağlanmış, sollanmış, etnikleşmiş, dincileşmiş bir  demokrasi zokası o gün bugün ortamızda.

Yurt ve yurttaş birliği, ülkü birliği, and birliği, zedelenmiş, yara almış, yaralanmış, kast edilmiş bir toplumun olta ve balık halleridir bakınca.

Türk yurttaşı! Bizler için yarın bir kez daha olta atacaklar.
Ne söylesek, ne anlatsak, ne yazsak, ne çizsek, doluya koysak, boşu doldursak, alındı mı, alınmadı mı hep beraber göreceğiz nasılsa.

Düşünen akıl, her ne kadar, anlayabilinenden fazlasını, söylemeye, anlatmaya, yazmaya ve çizmeye çalışmış olsa dahi, mücadele ve emeğin karşılığı anlaşıldığı kadar olacaktır.

Olsun.

Hatırlatalım bir kez daha:
Oltaya yakalanmış bir balığın yeme ihtiyacı yoktur ama;
Yarın bir kez daha zoka  önündesin. Ya Atatürk Cumhuriyeti, ya da tek adam kulluğuna.
Ya yutacaksın Sevr oltasını, ya da koparıp atacaksın 1919 ruhuyla…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz 

Parlamento Haber/Korku yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın