SON DAKİKA

TÜRK ULUSU DA KAYDINI TUTUYOR ÇÜNKÜ ER YA DA GEÇ HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK

Bu haber 13 Mayıs 2019 - 9:11 'de eklendi. 102

Birileri tarafından şimdilerde kayıt  tutuluyormuş ya? 31 Martta ‘’terörist, zillet, illet’’ 23 Hazirana giderken de tehditler…

Birileri, T.C. harflerini tabelalardan bir, bir indirirken, Türk milleti de, hepsini kaydına alıyordu.Türklüğümüz,  milliyetçiliğimiz ayaklar altına alınırken, toprak altında yatan ulu köklerimiz dahi kayıttaydı.

Oslo’da “size zorluk çıkaran asker, polis var mı” soruları hep kayıtta. Habur çadır mahkemelerinde “önder Apo’nun talimatı ile geldik” diyenlere “vallaha da, billaha da pişmansınız gelin, geçin” derken tarih kaydını tutuyordu. Dolmabahçe mutabakatlarında mutabık kalmanıza rağmen, sonradan çark etmiştiniz amma, tarihe kayıt edilmişti bir kere.

Bir bir hendekler açıldı.
Bir bir siperler kazıldı Türk yurdunda.
Cizre’de, Sur’da.
Görmeyiniz, duymayınız olayıydı.
Sokak, sokak, cadde cadde teslim edilmişti vatan toprağı. 7 Haziranda devran döndü, 1 Kasıma kadar  Mehmetçik vatan savunmasındaydı.

Her şey olup biterken, hatta bitmez devam ederken
“Türk diye bir ırk yoktur” bile diyenleriniz oldu. Kayıtlarda, hep kayıt altındaydı.

Ergenekon kayıtta.
Balyoz.
Casusluk, fuhuş, şantaj.
Amirallere suikast.
Silivri mahkemeleri, Silivri kumpas şehitleri, kayıt üstüne kayıt.

Kuddusi Okkır’a “Ergenekon’un kasası” dediğinizde, cebinden, evinden beş kuruş çıkmamıştı. Beş parasız ölüp gitti. Zulüm, bir bir kayıt altındaydı…

Emekli Albay Abdülkerim Kırca;
PKK’nın iftira kampanyasına “Dur!” dedi. Dayadı tabancasını şakağına, bastı tetiğe. Ne dediniz?
Ne yazdınız?
Söyleyelim, hatırlatalım;
“Tahta kuruları, nereye?”
“Tahta kuruları, nereye?”
Kayıttaydı, her şey, kayıt altındaydı.

Kaşif Kozinoğlu idi adı.
MİT Orta Asya Başmüşaviri iken tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Birinin İsviçre’de 8 ayrı hesabı var,  belgeleri de Alman devletinde diyordu. Aydınlık gazetesi haber yaptı, mektuplar kitaplaştırıldı. Duruşmasına 13 gün kala,  spor yaparken şüpheli bir şekilde ölümü tarihe kaydoluyordu…

Amirallere suikast kumpası idi adı;
Öğretmen Yarbay Ali Tatar önce tutuklandı, sonra serbest bırakıldı. Bir kez daha kapısına gelmelerini onuruna yediremedi. Ailesine acılı bir veda mektubu bırakarak tabancasına sarılıyordu;

“Sevgili Nilü, ailem ve beni bulan yetkililere, Öncelikle başınızı öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım. Başınızı dimdik tutun. Ama ben bu hukuksuzlukla yaşayamam. Belki benim ölümüm benim durumumda olanların aydınlığa çıkmalarına vesile olur…”
O sonsuzluğa yürürken,  suikast yapacağı iddia edilen komutanları,  tabutunun önünde selam duruyordu….

Deniz Kurmay Albay Berk Erden;
Kumpasçılar ahlaksızca hedef alıyordu Berk Albayı. Hayatına beylik tabancısıyla son verirken, yürekler, vicdanlar ve tarih kaydını tutuyordu…

İlhan Selçuk ağabeyimiz;
Haçlı irticanın hedefinde bu kez o vardı. 83 yaşında sabaha karşı 04.30’da evi basılmış,  2 gün,  gece gündüz sorgulanmıştı. Serbest bırakıldığında yorgun bünyesi bu tempoya dayanamıyor ve de geçirdiği kalp krizini atlatamıyordu.
Elbette, tarih de kaydını eksiksiz tutuyor, nokta, virgül atlamıyordu…

Uçkun hoca.
Uçkun Geray;
Hocaların hocası Profesör Doktor Uçkun Geray da 70 yaşındaydı kumpasçılar kapısını çaldığında. Gündüzleri sorgulanıyor,  geceleri de karayolu ile İstanbul, Konya, Adana üçgeninde dolaştırılıyordu. İlaçlarını alması da engellenince Geray ağır hasarla çıktı, 80 saatlik bu maratondan. Önce böbrekleri çekti iflas bayrağını, ardından kalbi buraya kadar dedi.
Tarih, olanları kaydederken, olacakların nereye varacağını da kaydetmeye hazırlanıyordu…

79 yaşında, kanser tedavi gördüğü evinde gözaltına alınmıştı. Kumpas operasyonlarının üzerinden bir ay bile geçmeden hayatını kaybetti.
Adı Türkan Saylan’dı.
Doktor Saylan, Cumhuriyet kadını, Cumhuriyetçi, Atatürkçü çağdaş nesillerin eğitim gönüllüsüydü.
“Askeri öğrencilere, kimsesiz kızları peşkeş çekiyor” iftirasını atmışlardı. Hatta daha neler, neler.
ÇYDD Genel Başkanının son günleri de tarih kaydında böyle yerini alıyordu…

Kanser olduktan sonra tahliye edilmişti.  Ancak geç kalındı, çok geç kalındı. Peş peşe geçirdiği iki ameliyatın ardından hayatını kaybetti.
Adı, eski Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Teoman’dı…

Emekli Albay Mehmet Haşimoğlu;
28 Şubat tutuklusuydu. Kumpas ile mücadelesi GATA son buldu. Yoğun bakımdayken çıkan tahliye kararını bile öğrenemeden hayatını kaybediyordu.

Engin Aydın;
Bir süre tutuklu kalacak, daha sonra serbest bırakılacaktı. Kumpas operasyonundan sonra sağlığı bozulanlar arasında yerini aldı. Aydın bir süre tedavi görse de kansere yenik düşüyordu…

Stratejist Erhan Göksel de hayatının alt üst olmasını kaldıramıyor,  psikolojisi bozuluyor ve 6 ay sonra da kanserden hayatını kaybediyordu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin evlatlarına reva görülen zulümler hep kayıtlarda.
Yetmedi.
Yetmez ama evetti.
PKK tanık iken, TSK sanık sandalyesindeydi. Tarihse satır satır, sayfa sayfa kayıttaydı.

Tarihin kayıtlarında, bir tarafta ölenler kalanlar, yıllarca zindanlarda kumpası haykıranlar diğer tarafında ise ” ben de bu davaların savcısıyım” diyenler vardı.

İlerisinde, gerisinde neler oldu neler.
17/25 Aralık mesela.
Paralar, para sayma makineleri, sıfırlamalar kayıtta hep kayıtta.
“Milli iradeye darbedir” dendi ve kayıtlara öyle geçti.
Olsa da, olmasa da kayıt, kayıttı.

Derken 15 Temmuz diye bir tuhaf olay yaşandı.
Yine ölenler ve kalanlar.
Milli iradeye darbedir olayı.
Bertaraf edildi bir şekilde, soru işaretleri tarihin kaydında şimdilik cevapsız kaldı.

“Yenikapı’dan demokrasi gelecek” dediler önce. Altından 20 Temmuz KHK  olayı çıktı.Artık milletin iradesi tek adamın KHK’larındaydı.

16 Nisanda “zarflar mühürsüz de olur” dediler. Millet iradesinin sandıklara yansıması engellenemez kılıfı da hazırdı.
Kanun başka,  YSK başka telden şakıdı.
Sandığa #hayır giriyor, sandıktan mühürsüz #evet ler olarak kayıtlara geçiyordu.

24 Hazirana gelmiştik.
AA o gece saat 21 suları, sayımlar bitmeden, çuvallar açılmadan kazananı açıklıyordu.
Muhalefet de “adam kazandı” diyerek sırra kadem basıyordu. Bir diğeri de avukatlarım ile YSK ya yürüyecekti, üç gün sonra ekranlarda ancak arzı endam edebiliyordu. O gece de, o seçim de öyle gelip geçti.
Kayıttaydı olan biten, her şey kayıt altındaydı.

Sonrası malum;
Tek adam rejimi ve Cumhuriyet Türkiyesi kağıt üzerinde kaldı.

Hızlıca geçersek sona doğru değerli okuyucu;
En sonuncusu yeni bir 31 Mart olayıydı. Bu sefer tarihsel geçmişliği gibi 31 Mart, millet iradesi ile  İstanbul’da yeniden bastırılmıştı.
Öncesinde Üsküdar’a dehlenen at, Sarayburnu’nda çakılı kaldı.

“Yok” dediler.
“Bir şeyler olmuş, hissediyoruz” dediler.
“Oy çaldılar vs.vs.”

Hikaye böyle.
Hani “her şey çok güzel olacak diyenlerin kaydını tutuyoruz” diye tehditlerin bini bir para ya şimdi?
Türk Ulusu, Türk yurdu ve tarih de kayıtlarını tutuyor. Hem de öyle buzdolabında da değil. Yüreğinde, yüreğinin ta içinde. Akıl, vicdan ve sabır ile.

Er ya da geç;

Her şey çok güzel olacak.

Çünkü her şey kayıtlarda, kayıt altındaydı…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem AYAZ

Parlamento Haber/Korku yok!

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın