SON DAKİKA

TERÖRİST, HAİN, ZİLLET MİYİZ?

Bu haber 13 Mart 2019 - 9:04 'de eklendi. 58

”Çıktık açık alınla on yılda her savaştan, demir ağlarla ördük anayurdu bir baştan!”

Ne güzel eylemişler.
Ne güzel yazmış, ne güzel söylemişler.

Sonrası mı?
Sonrası malum.
Sonrası yine başka bir “ağın” konusu. O ağ ki, bugünlere kadar uzanır.

İşte o alnı açık milletten,  zillete kadar gelen bir süreçtir bu. Siyasetin yurdu ve yurttaşı getirdiği nokta;
O açık alından “alnını karışlar, ebelerini de belleriz” noktası. Aslında bu dil, bu üslup, nokta da değil hani. Sözlerine virgül koyup sövmelere devam ediyor, ellerinden geleni ardına koymuyorlar.
Terörist, şer cephesi vs. vs.

Bu duruma hayret ediyor, şaşırıyoruz bile diyemiyoruz ne yazık ki
Hayret etmiyor, şaşırmıyoruz.
Ne yazık değil mi?
Ne kadar yazık.

Her ağıza gelen, her akla gelen söylenir mi? Bu mudur bizleri bir arada, kardeşçe, yurt ve yurttaş birliği içinde tutacak olan eylem ve söylemler?
Kime, neye hizmet eder bu davranış biçimi?

Cevaplar mı?
Soruların cevabı elbette biliniyor.
Cevap; Elbette ki belli.
Bize, bizlere, biz olmaya, biz olarak kalmaya hizmet etmiyor bu uslüp.
Şüphesiz ki, etmiyor.

“Türk’üz,  Cumhuriyetimiz göğsümüzde tunç siperi” diye bilirdik her birimiz, her birimizi.

Maalesef, manzara-i umumiye öyle gözükmüyor.
Kardeş,  kardeşi için sanki siperler kazıyor, kazdırıyor memlekette.
Tekrar soralım mı?
Kim için?
Ne için?
Cevabı belli, cevapları hazır ne yazık ki…

Kısa bir süre sonra, yaşadığımız köyde, kasabada ve şehirlerde yerel yöneticilerimizi seçecek, tercih bildirgemizi oylayacağız.
Al bu köyü, al bu kasabayı, al bu şehri bizim yerimize yönet, bizlerin yerine karar ver diyeceğiz. Alt yapısı, üst yapısı, yolu, parkı, bağı, bahçesi, ulaşımı, çarşısı, pazarı, düzeni, hakkaniyeti senin diyeceğiz. Çoban da olsak, profesör de yurttaşlık ödevimiz ve hakkımızı ifa edeceğiz.
Her yiğit, kendi yüreğinde yatan aslanın yelesine saracak, yelesine sarılacak.
Elbette normal şartlar ve hukukun normal düzeni içerisinde olması ümidi ile.

Bu satırları okuyunca, kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Sanırım hiç kimsenin itiraz edeceği bir husus değildir bu ümit edilen nokta.

Ya genel manzara?
Ya ortalarda gezinen, bağıran, çağıran, tehdit eden, küfrün bini bir para kafa?
Bir nedeni var değerli dostlar.
Bu manzaranın bir nedeni var.

“Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz:
Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz.
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz” diyorduk Onuncu Yıl Marşı’nın devamında.

Bilgi ve görüşte, ülkü ve gidişte uymuyoruz artık birbirimize. Örnek de değiliz hani bıraktığımız yeni izlerde.

İmtiyaz, sınıfçılık, sendenci, bendencilik ile kaynaşmayı bırak, fokur fokur kaynıyoruz, öfkelerimiz kabarıyor birbirimize. İçten içe hatta apaçık yüzümüze gözümüze.
Böl, parçala ve yönet sisteminde, oltaya takılmışız bir kere. Yine de yemliyor, amaçlarından vazgeçmiyorlar dikkat ettiğinizde.

Kendimize gelmenin tam zamanıdır diye düşünüyorum her seferinde. Artık bu siyaset, bu kao-politik düzende nasıl olacaksa bu iş, kendimize gelmez, kendimizi bilmez isek eğer, acı bedelleri de hep birlikte ödeyeceğimize inancım kuşkusuzdur son tahlilde.

Taşeron dinci ve taşeron etnik bölücülüğün nihai hedefi ulusal devlet yapısı, yönetim şekli ve dahasında da, bölünmez yurt ve yurttaş birliğidir resmin büyüğünde.

“Türk’üz, Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi; Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!” diyorsak yurt ve yurttaşlık bilinci ile;
İzleri takip edelim, izlerin yönü, iyiyi, birlik ve beraberliği işaret etmiyor bu despotizm düzeninde.

Terörist miyiz?
Hain miyiz?
Zillet miyiz?
Hayır!

Demokrasi, barış ve hukuk olgusu, en kirlenmiş kavramlardır bu günlerde.
Efendim, dikkatinize.

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz

Not: İkinci kitabım “Saat 9’u 6 Geçe” 1 Nisan’dan itibaren kitap severler ile buluşuyor. Bir millet, bir devlet ve bir ulusun yasını kaleme aldım. Ebedi Başkumandanımız, devletimizin kurucusu, sonsuza dek önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatına yakın dönemi ve sonrasını yazdım. Okurlarıma açtığım bölümde de, sizlerden gelen düşünceleri paylaştım.
O acının izlerini, bazen hüzünlü, bazen de acı bir tebessüm ile yeniden yaşayacağız.
İyi okumalar efendim, saygı ve sevgilerim ile.

Parlamento Haber/Korku Yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın