İktidar ve muhalefetin o meşhur “dış güçler” tarafından organize edildiğinin farkına hala varamadıysak, çözümün değil sorunun birer parçası olmaya devam edeceğiz.
Demokrasi ve Cumhuriyet rejiminin yer ile yeksan olduğunu hala göremiyorsak, sorunun ortağı olmaya devam edeceğiz.
Nereden çıkarıyorsun bunları derseniz eğer, sorunun farkındayım cevabım hazırdır. Bu hazır cevabı verebilecek olanlarımızın sayısı çoktur umarım.
Siyaseti, dış güçlerin kurguladığı bir sistemde, sağı, solu, muktediri, muhalefeti fark etmez. Verilen rolü oynar, dikilen elbiseyi giyer, eline tutuşturdukları talimatları yerine getirirler.
Bizler mi?
Elimizde partisel flamalar ya da seçim sandıkları önlerinde zarflar, pusulalar, sonucu önceden belli sonuçlar ve ezberletilmiş çaresizlikler.
Çünkü, sonu baştan bilinen bir film senaryosunun ya seyircisi ya da seçmen denen piyonlarıyız.
Muktedir ya da muhalefet tarafı olmak fark etmez bu durumda. Her iki tarafın piyonuyuzdur bakınca.
Demokrasiymiş bizdeki değerli okuyucu.
Önceden seçileni seçtiriyor, senaryoyu da sana bana onaylatıyorlar sonunda.
Seçim ve sandıkla kurtarılmamış vatan, kurulmamış Cumhuriyet, eziliyor, lime lime ediliyor demokrasi tramvayının rayları arasında.
Lafı uzatmayalım;
Cumhuriyet iki numara büyük geldi bu halka.
Bizdeki siyasetçiler de ise cuk oturmuş, maskeye de gerek yok hani adeta maskesiz bir kumpanya.
“Geldikleri gibi gidenler” vardı ya, bizdeki sağ, sol, orta, kenar, davet edici, yer göstericidir bu demokratik tiyatro oyununda.
Genel mi, yerel mi?
Seçim mi?
Sayan saydırmadan kazanıyor, kaybeden ortadan toz oluyor unutma.
Tek adam ve sözde muhalefet, şerbet mi şerbet, haydi iyi seyirler.
Tiyatora nasıl ama?
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!