SON DAKİKA

ŞİMDİ DE TİYATROYA ZAM

EKONOMİKÜLTÜR SANAT

TABELALARDA ARAP’IN HARFLERİ YA DA İNGİLİZCENİN DÖNMESİ NE FARK EDER SİZCE?

Bu haber 29 Temmuz 2019 - 21:45 'de eklendi. 31Son Güncelleme29 Temmuz 2019 - 21:57

Emperyalizmin yani işgalcinin yolu ve yöntemi bitmez. Sadece topu tüfeği ile değil,  parası, kültürü ve dili ile de gelir. Her yolu her yöntemi ilmek ilmek işler, yavaş yavaş hücrelere kadar yerleşir.
Kısık ateşin üzerindeki tencerede kaynamaya yüz tutmuş kurbağa misali fark etmeyen, fark edilince de işin işten çoktan geçmiş olan yöntemler.

Bu hususta giriş paragrafının devamı olan gelişme ve sonuç bölümüne konu üzerine konu ekleyebilir,  örnek üzerine örnek verebilir ve tespit üzerine tespit yapabiliriz.

Bugünkü yazımda, güzel dilimiz Türkçenin nasıl eriyip gittiği konusunu ele almak istedim. Nereden aklına geldi demeyin çünkü daha önce de dil bayrağımız olan Türk dilinin feryadını hem ilk kitabımda hem de önceki yazılarımda anlatmaya çalışmıştım ve çalışmaya da devam edeceğim.

Konular elbette birbiri ile iç içe.
Önceleri üzerine eğilerek dikkat çekmek istediğiniz bir konu, ya aynı çerçevede ya da başka bir konunun içinde yer alarak ne yazıktır ki, güncelliğini koruyor.

Konu: Türkçemiz can çekişiyor.

Bildiğiniz üzere zor günlerden geçiyoruz. Ekilenler biçiliyor benzetmesi de bu satırda tam yeri zannedersem. Endişe veren gelişmeler ile karşı karşıya kaldığımız gün geçmiyor gibi.

Bir iki gün önce sancıları yeni yeni hissedilen Suriyeli sığınmacılar gerçeğinin Türk toplumu için yarattığı olumsuz yansımalarını hep birlikte yaşadık.

“Türkler gitsin” duyurmalık (pankart) ları ve çığırtılar (sloganlar)ı ulu orta etrafa saçılıyor. Durumun siyasi evrimi bir yana,  bu resmin bütününe bakıldığında, sığınmacı olayı, nüfus bilimsel (demografik) yapımızı alt üst etmesi bilinci ile atılmış bir adım olabilir mi? Ne dersiniz?
Bu kapsamda, millet olgusu ümmet olgusu karşıtlaştırılarak, Türk kimliği, ulus devlet kimliği hedefe konmuş olabilir mi?

Olaylar ile ilgili görüş ve eleştirileri araştırırken bir konu dikkatimi çekiyor.
Şikayet şu: Her yerde Arapça yazı ve tabela var.

Günaydın diyelim mi hep birlikte?
Günaydınlar efendim, uyanın da balığa gidelim.

İstanbul’un her caddesi, yurdun çeşitli yerleri, her mahallesi,  hemen hemen her sokağına Arapça tabela asan Marslılar mı acaba? İçinde bulunan duruma göre çıkarcı bu yönteme çanak tutanlar kimler?
Bizler değil miyiz?

Başka bir soru:
Sokağa çıktığınızda şöyle etrafınıza bir bakın lütfen. Bakkalından, kasabına, berberinden, dinlence yerlerine verilen isimlerin kaçı Türkçe?
Her yer ama her yerde ya güzel dilimiz başkalaştırarak kullanılmış ya da İngilizce. O da olmadı, İngilizce başlayıp Türkçe, Türkçe başlayıp İngilizce bitmekte. Yıllardır bu iş böyle. Yıllardır eritilip giden, kendi rızası ile vazgeçilen öz dilimiz değil midir?

Arapça tabelalardan şikayet edenleri etraflarındaki tabelalar hakkında da duyarlı olmaya davet etsek mi?

Geldiğimiz noktaya bakınca, iş işten çoktan geçmiş ve bizler kendi dilimizden gönüllü olarak vazgeçmişiz değerli okuyucu.
Acaba her yerde yabancı dil tabelalara göz yuman yerel yönetimler bu işin neresinde?
Neden bu durum yönetilenlerce görmezden gelinir sizce?

Resmin bütününe bakınca, kendi kimliğinden, kendi dilinden bir gönüllü ve istekli vazgeçiş değildir de nedir bu hal ve gidiş?
Bu durumun sorumlusu kim ya da kimlerdir düşündüğünüzde?
İğneyi kendimize batırsak mı biraz düşününce?

“Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri neyi işaret etmekte?

Arap’ın harfleri ya da İngilizcenin dönmesi ev, dükkan, firma isimleri arasında bir fark var mıdır sizce?

“Türkçe giderse, Türkiye gider” diyor Oktay Sinanoğlu belletmenimiz;
Dilimiz nicedir işgal altında dikkatinize…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın