SON DAKİKA

SENSİN SORUMLUSU EY YURDUM İNSANI!

Bu haber 22 Ekim 2018 - 13:49 'de eklendi. 58Son Güncelleme25 Ekim 2018 - 13:56

Bir ulus kendi öz varlığından kendi isteğiyle vazgeçiyor.
En azından bir bölümü.

Son Türk devletinin üzerindeki ölü harfiyatını süngüsünün ucuyla kaldıran ve uluslaşma yolunda yürüyeceğini hem sömürgeci dünyaya hem de uyanışlarına örnek olduğu sömürülen, ezilen halklara öğreten bir millet intihar ediyor.

Sık sık duyduğumuz bir söz var.
Ekranlarda özellikle oy avcısı politikacıların,  ekran tellallarının dilinden, muhalefeti ve  muktedirinin ağızlarından sakız gibi düşmeyen  bir söz.

” Seçmenin bir kabahati yok”

Nasıl bir algı yönetimi.
Nasıl bir kurgu.
Hep bir ağızdan, koro halinde söyledikleri tilki kurnazlığında “yıkıcı bir yalan’.

Elbette, bu topraklar üzerinde yaşayan toplumun bir kesimi, adını, tarihini kimliğini sorgulayan, reddeden bir tahakküm düzenine “yetmez ama evet, hatta ve hatta daha da evet” diyorsa yaşanılanların tek sorumlusudur.
Yani acı bal gibi var!

Bu toplum, iyi ya da kötü yaşanan ve yaşanacak olan ne varsa,  birinci öncelikte sorumludur.

Sorgulamayan insan yığınları sorumludur.
Soru sormayan, sorduğu sorunun cevabının peşine düşmeyen herkes olandan, olacak olanlardan şüphesiz ki, sorumludur.
Ve bedeller ne yazık ki, hep birlikte ödenecektir.

Bir toplum öncelikle kendi kendine doğruları söylemeye mecburdur. Toplumun sözde ileri gelenleri o topluma martaval okuyor ve o toplum da bu maskeli balonun şakşakçılığa devam ediyor ise vebali boynunadır.

Evine, tarlasına, dükkanına sahip çıktığı kadar yurduna, özgürlüğüne sahip çıkmayan bir kitle var.
Bir yığın, bu karanlık günlerin sorumluları ile iş birliği içinde.

Bu düzeni alkışlayan, bu düzeni destekleyenler bana İzmir’in işgal günlerinde “yaşa Venizelos” diye bağıranların, yarın da bağırabileceği endişesini veriyor.

Çünkü sorumlu oldukları bu düzen ” keşke Yunan bizi işgal etseydi” diyen odaklar ile iş birliği içinde.

Atila İlhan üstadın dizeleri geliyor aklıma;

“…
nasıl böyle varıp geldin hoş geldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
şol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim Mustafa Kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin Mustafa Kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal
hani bir vakitler Kubilay’ı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
Mustafa’m Mustafa kemal’im…”

Efkarlanmamak mümkün mü?
Değil elbet.

Öte yandan, yüreğinde çoban ateşleri tüten,  bizler var. Hane hane, köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dişlerini kenetleyen, yumruklarını sıkan,  bizler.
Çömez Cumhuriyet diyen zihniyete karşı yüreği mavzer bizler.

Kendine yalan söylemeyen, yurduna, yurttaşına yalan söylemeyen bizler.
Gerisi mi?
Gaflet, delalet ve hatta hıyanete yüz sürüyor.

Topluma gerçekleri söyleyeceğiz.
Topluma, fert fert sorumlusu sizsiniz diyeceğiz.
Şükür namazlarınızın abdesti vaftiz suyundandır, bilin diyeceğiz.

Bir ulus kendi öz varlığından kendi isteğiyle vazgeçiyor.
En azından bir bölümü;

Seçim, sandık, parti, şu, bu hikayedir artık bu maskeli baloda.
Bu ahval ve şerait,  tarihi tekerrürün son perdesidir artık.

Maskeleri birer birer indirip “sensin sorumlusu ey yurdum insanı” diyeceğiz.

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz

Parlamento Haber/Korku yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın