Kula kulluk özlemi…
“Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz yine de oy vermiyor…”
Yukarıdaki cümleler AKP Genel Başkanına ait. Toplumun herkesimini kucaklayan, onlara balık vermeyi değil de, balık tutmayı öğreten bir devlet büyüğü yaklaşımı değil şüphesiz.
Karnınızı biz doyuruyoruz.
Her türlü ihtiyacınızı biz karşılıyoruz.
Karşılığında da bize nankörlük ediyorsunuz.
Sadaka kültürü bu olsa gerek.
Yine de o karnını doyurdukları, her türlü ihtiyaçları karşılanan % 40-45 civarı kitle, elhamdülillah, yetmez ama evet demeye devam ediyor.
Geriye kalanlar mı?
Gezici.
Zillet.
İllet ve terörist.
Çünkü biliyorlar ki;
Sorgulayabilen akıl, her şeyin farkındalığı ile sorgulamaya devam ediyor. Hal böyle olunca da, bu sorgu, bu karşı tavır, saadet zincirlerine çomak sokuyor.
Muktedir döneminde Türk toplumunu, bundan daha aşağılayıcı söylemler ve eylemler yok muydu diye bir sorunun cevabını ararsak eğer, elimizde, önümüzde, hatıralarımızda bir sürü belgeli gerçek duruyor.
Bana göre birinci öncelikli olanı da;
Bu ülke insanlarının gözlerinin içine baka, baka devletinin, milletinin adını devlet dairelerinden kaldırılması.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adını her yerden silmesi, silmek istemesi.
T.C.’siz bir devlet.
Kimliksiz bir millet.
Sadece ümmet.
Sadece ümmet.
Reddediyoruz.
Evrensel hukukun ölçütleri içerisinde kalarak, bu durumu reddediyoruz.
Ne T.C.’si ya?
Karnınızı doyuruyoruz ya!
Bir devletin resmi kurumlarından adı ne zaman kaldırılır sizce?
O devlet dışarıdan bir müdahale ile ancak fiili bir işgal altındayken.
Ya da; ülke içerisinde siyaseten bir yerlere gelip, demokrasi tramvayı kılıfı ile o ülkenin anayasal düzeninin yerle bir ederek, anayasal rejimi değiştirerek.
İşte bu noktada;
O karnı doyurulan, her şeyleri temin edilenler de, sadaka kültürünün kırbacını şaklatarak malum atın Üsküdar’a geçmesinde aracılık ediyorlar. Her bozuk saatin günde bir kez dahi doğruyu gösterdiği gerçekliği ile, acaba ezberletilmiş çaresizlik bu sefer ufaktan, ufaktan sorgu emareleri göstermeye mi başlıyor, ne dersiniz?
Seçim sonuçlara bakınca ben de aynı cümleyi sarf edeyim;
“Yetmez ama evet!”
Yüce Türk Ulusunun her ferdi, onurlu birer yurttaştır. Bizim ülkümüz yurttaş egemenliğine, yurttaş eşitliğine ve yine yurt ve yurttaşlık birliğine dayanan bir dayanışma ve aidiyetlik kapsamı gerçekliğidir. Adına da Atatürk’ün Türk milliyetçiliği kavramı denir. Milli iradenin tecellisi ile taçlanan Cumhuriyet idaresinde, o tecelli için yurttaşın acziyetinden, karnının aç ya da tok oluşundan faydalanılmaz. Türk milletinin onurlu yurttaşları sadakayla terbiye edilmez, edilemez.
Ülkümüz böyle iken;
Ufacık bir gözlem ile, toplumsal davranış gerçekliğimizin tam tersi olması, Türk toplumunu sadaka ile terbiye noktasına getiriyor.
Kula, kulluk düzeni.
Ne T.C.’si ya?
Çayınızı, kekinizi veriyoruz ya!
Saraylara ejder meyveli smoothieler, geriye kalanına da, millet kıraathanesinde çay ve kekler.
Uyanın, uyanın birader…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!