Sandıklara sahip cıkamayanlar, oylara da sahip çıkamadılar. Durum böyle olunca da sonuçları biraraya getiremeyip AA’nın sonuçlarını kabul buyurdular. O gece çıkıp da konuşamadılar
Bu durumu itiraf edemediler.
Dürüst davranmadılar.
Degerli okurlarım, olan oldu biten bitti. Şimdi kar ve zarar hesabı yapma vaktidir.
Kurmay aklıyla düşünelim hep birlikte ve neden ve nasıl sorularını soralım.
Karşı tarafın hamlelerini görmeye ve adil bir yarışın olabilmesi için neleri yapmamamızın şart olduğunu tespit edelim.
Bir trajedi içerisinde yapalım bu işi de.O trajedi, mutlaka ve mutlaka bu yarışa karanlık ellerin müdahale edeceği fikri ve inanmışlığı
Öyleyse tekrar tekrar söylüyorum ki, kurmay aklıyla düşünmek zorundaydık ve hala zorundayız.
Harp sanatınıın inceliklerine vakıf olan bir akıl ile.
Harp bile bir er meydanıdır yeri geldiğinde. Önceleri bilek, yürek ve süngü gücü, şimdilerde bu öğelere ilave olan teknolojik üstünlük.
Komuta aklı, stratejik belirleyicidir, elinizdeki güç, karsınızdaki güç ve zafere gidecek olan taktik yol ve yöntemler. Hedefe ilerleme ve sonucunda da zafer.
Her kavganın kazanan ve kaybedeni vardır elbet.
Bir yenilgiden henüz çıkmışken, bizler bu noktada, kazanmak için akıl yürütüyoruz elbette. Vazgeçmeden, ertelemeden, üşenmeyip pes demeden.
Savaşın bile evrensel ölçütlerde kuralları vardır günümüzde uyulsa da uyulmasa da. Yeri geldiğinde de her mücadele kendi içerisinde bir kapışma, birer savaştır baktığımızda.
Kurmay aklı dedik ya;
Büyük bir masanın etrafında toplanarak Türkiye haritasını ve yurtdışında yaşayan vatandaş topluluklarımızı ve 24 Haziran secimlerindeki oy kullanılacak sandıkların yerlerini ve bir önceki secimdeki oy oranlarını da şöyle bir gözümüzün önüne koyalım.
49 bin196 sandık bölgesi ve 180 bin 556 sandık var önümüzde.
Bahse konu sandık bölgelerinde il, ilçe üye bazında durumumuzu gözden geçirelim. Nerelerde varız, nerelerde yokuz, öncesindeki almış olduğumuz sonuçlar nedir.
Soru sorma ve sorulan sorunun cevabını arama ve bulma, o cevaplarla hedefe ulaşmadır kurmay aklı. Sorudan yola çıkıp cevabı ortaya koymaktır bir bakıma. Cevaplar bizleri nihai hedefe götürmektedir son tahlilde, bu da tecrübe ile sabittir.
“Seçime hazırız, bu seçimi alacağız, bak görüyor musunuz meydanlar hıncahınç dolu” ile olmuyor bu işler.
Olmadı da, gördük ve yaşadık.
Öncelikle her sandık bölgesini bir cephe, her sandığında birer siper olduğu düşüncesinden hareket ile, topyekün bir meydan muhaberesi mantığıyla olaya yaklaşılmış mıdır?
Değilse artık yaklaşılmalıdır.
Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır, o satıhta tüm sandık alanlarıdır aklı ile mücadeleye girilmiş midir?
Girilmediyse girilmelidir.
Mahalle, ilçe, il bazında, alan hakimiyetine sahip olunabilinmiş midir acaba?
Olunulmadıysa, olunulmalıdır.
Örgüt bu mücadeleyi, bu meydan muharebesini, sandık bazında gözünde canlandırabilmekte midir?
Canlandırmadıysa, canlanlandırmalıdır.
Her sandıkta siper alınmış mıdır?
Alınmadıysa, her ne pahasına olursa olsun, alınmalıdır.
Teşkilatın başı anakarargah, o satha o muharebeye hakim midir?
Hakim değil ise hakim olmalıdır.
Yoksa, yoksa verilen her mücadele, dökülen her ter, kaybedilen her seçim, tükenmişlik haline sürükler cephe ve siperdeki bizleri.
Hele hele, insanlar gece yarılarına kadar seçim kurulları önlerinde, ellerinde çuvallar cepheye bir kasa cephane yetiştirme derdindeyken, buhar olup da uçup giden kumanda sahiplerinin yönetimi altında harp ediyor olduğunu görüyorsa, diyecek bir şey de kalmıyor aslında.
O gece, sandıklara sahip cıkamayanlar, oylara da sahip çıkamadılar. Durum böyle olunca da sonuçları bir araya getiremeyip AA’nın sonuçlarını kabul buyurdular.
Dürüst davranmadılar.
Ya siperler boş kaldı ya da muharebe meydanının kumandanları, siperdeki erlerini yalnız bıraktılar.
O gece de çıkıp, konuşamadılar
Bu durumu itiraf bile edemediler.
“Adam kazandı” laflarına teslim oldular.
Sözü kurmay aklıyla başlamıştık, o tavsiye ile bitirelim sevgili dostlar.
Mevcut durum:
Yenilgi.
Taktik hedef:
Hep birlikte mücadele.
Stratejik hedef:
Galibiyet.
Tabi bir de, artık her yürüyenin peşinden de böyle mücadelelere girmemek.
Mustafa Kemal Atatürk’ün aklı ile düşünmek ve yola düşmek, bize bu gerek.
Atatürk ile kalın.
Selam ile.
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!