Bağırıyor, çağırıyor, ağzına geleni söylüyorlar.
Metin ol, Metin ağabey.
Bizler de metin olmaya çalışıyoruz herkes gibi her şeye.
Türk yurdu Türkiye’nin adı değişsin dediler. Türk diye bir ırk yoktur bile dediler. Türküm demek ırkçılıkmış Metin ağabey, öz yurdumuz, öz kimliğimiz ile ırkçı olmuşuz iyi mi?
Anlamaya, kavramaya çalıştık olanı biteni, bir de yazmaya ve anlatmaya. Tıpkı senin dediğin gibi, bu hal ve gidiş, gidiş değil babından.
Yazarlar, çizerler, söylerler, mahkeme mahkeme süründüler. Ceza evleri, hapishaneler.
Biliyorsun, Andımız vardı, artık yok Metin ağabey. Ha, büyük büyük mahkeme hala var diyor ama, kim takar Yalova kaymakamını birader.
Ne mutlu Türküm diyene demek de ırkçılıkmış ne haber?
Demokrasi tramvayı bu Metin ağabey. Dura dura, durak durak geldi de “tek durakta” mıhlandı be Metin ağabey.
Anayasa, babayasa, bebeyasa, hepsi kağıt üzerinde. Hukuk cübbesinde ilik ararken topladığı demli çayı kürsülerde hüpürdetiyor birader.
Ol diyor oluyor, kal diyor kalıyor, al diyor, sabahın köründe, gecenin yarısında, yedi yirmidört alınıyor demokrasisi bu, hele bir sokağa çık hak, hukuk de de, yandı gülüm keten helva, saray ne verirse kısmetine, ne güzel memleket bu Metin ağabey.
Hocam canım efendimden FETÖ ye, açılım yoktan, bir kaç hafta önce elin Alamanyasında federasyon incelemelerine, oradan buraya, buradan şuraya bu Üsküdar’a geçen at nemenem atmış be ağabey.
Kimse bacağından salladırılmasın, kimse kurşunlara gelmesin, kimse zehirler ile ölmesin tabi. Ama kimse de, hak ve hukuktan ayrılmasın Metin ağabey.
Hak ve had, herkes içindir, herkes de haddini bilsin, bugünler de geçer metin ol, Metin ağabey.
Elbette sen de darbukatör Bayram, yalnız da değilsin bilesin, kardeşin Cem…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!