Daha önceki bir köşe yazımda “Çanakkale geçildi mi?” diye bir soru yöneltip cevabını aramıştım.
Sorunun bir sürü cevabı vardı bakıldığında.
10 Kasım 1938 saat 9’u 5 geçe kapılar aralanıyordu artık. Sonrasında da ardına kadar hep açık kalacaktı.
Her kapının da bir adı vardı tarihimizin kayıtlarında. Süt tozu oldu, zeytin yağlı yiyemem, basma da fistan giyemem aman oldu, oldu da oldu.
Açan ellere dur diyelim demiştik oysa. Sümerbank, Eti, Demir çelik, tayyare fabrikası vs. vs. “Dur, ne gerek var” dediler. “Sen yapma, biz veririz, kapat gitsin”.
O günlerin ” sen yapma, biz veririz” diyenleri bugünlerde dağımız, taşımız, ovamız ve akarsuyumuzu “sen yapma, biz kazarız, sen yapma biz kazanırız” diyorlar.
Kaz dağlarındaki yağma ve peşkeşin tarihsel serüveni budur.
O günlerde “küçük Amerika olacak, her mahallede milyoner yaratacağız” diye yola çıkanların bugünkü mirasçıları, ayakkabı kutuları bir yana, hem içeride hem de dışarıda milyonerler yaratmayı başarmış gözüküyor.
Bu arada da “sıfırladın mı oğlum paraları” sözleri tarihin kaydında tutuluyor.
Artvin’de milletin orasına koyanlar HES HES yollarına devam ederken, her sandık döneminde “yetmez ama biraz daha koy” takdiri ile karşılanıyor.
Soma’da madenler hala “yaşam odasız” biliyor musunuz? TBMM’deki iktidar temsilcileri ve yedek lastiği “madenlerde yaşam odası olmalıdır” tasarısını REDDETMİŞTİ, hatırlatalım. 330 değil 3330 madenci yaşamını yitirse de, yaşam odası tasarısı reddedilse de, Soma, bir sonraki hesap (seçim) gününde “yetmez böyle devam et” diyordu.
Yurdun altı üstü, doğası, insanı sarf malzemesiydi bu sistemin içerisinde. Sarf eden ve ettiren tutarlı olduğu kadar sarf edilenler de şükür secdelerindeydi. Musa’ya verilen cevaptaydı işin sırrı:
“Sen haklısın Musa ama karnımızı da Firavun doyuruyor.”
Ölsek de, kalsak da her devrin Firavunları Tanrısal sofra olarak gördükleri yaşamlarımızı, toprağımız, suyumuz ve havamızı kendilerine hak, geri kalanlarına da helak görüyordu.
Hal böyle olunca da yağma ve talan düzeni devam ediyordu. Tıpkı bügünlerde olduğu gibi.
Çanakkale geçildi mi sorusunun bir çok cevabı vardır demiştik ya hani?
Kaz dağları, Artvin ve nice yurt toprağındaki peşkeşe bakınca ” çoktaaan!” demek doğru cevaptır diye düşünüyorum, ne dersiniz?
Çoktan geçildi.
Ne varsa satıldı, ne varsa yağmalandı, ne varsa sıfırlandı.
Sonrası mı?
Bundan sonrası mı?
Yıllardır yolunacak KAZ muamelesi görüyorduk sıra dağına da geldi.
Bakalım bu halk kalan dağları taşları da elinden gitmeden derin uykularından uyanacak mı?
Kaz dağlarında yağma kol geziyor…
Diren Türk halkı ve onun dağı taşı..!
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz