SON DAKİKA

OTOPARK ÜCRETLERİ BELLİ OLDU

EKONOMİYEREL HABERLER

İstikrar ve ittifakımız ancak ve ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda.

Bu haber 23 Şubat 2018 - 22:49 'de eklendi ve 311 kez görüntülendi.

İTTİFAK ARAYIŞLARI

Emperyalizm ve onun yerli taşeronları bir ittifak arayışında.

Tek taraflı bakıp da emperyalizmi Batı ile sınırlamazsak, resmin bütününe anlar gözlerle bakabilme fırsatımız olmaz mı kanımca?

Ne diyordu AKP?
Nasıl sesleniyordu Türk milletine? ( Hatırlatma: Satırdaki Türk kelimesi bana aittir.AKP için şimdilik sadece millettir. Bir sonraki aşaması teba ve ümmet özlemidir.)
” Başımıza ne geldiyse KOALİSYON dönemlerinde geldi. Koalisyonlar kötüdür. İktidarın tek başına olduğu yönetimler istikrarı getiririr. İstikrarlı yönetimler de toplumun huzuru ve refahını”

Öyle mi oldu?
2002 yılından bugünlere, bu istikrar ne getirdi Türk milletine?

Toplumda duygusal ayrılık, benden, senden, bizden, ondan, şundan ve bundan olayı.
Bugün dahil, artık her iki kişiden biri diğerine kem gözlerle bakar olmuştu ve hala öyle.

Parti doğruları, ülke ve yurttaş doğrularının önüne geçmedi mi?
Geçti elbette.
Binlerce, yüzlerce belgeli örnekleri varken ortada, yalan diyebilir miyiz bu gerçeklere?

HAÇLI VE (SÖZDE) ŞERİAT EMPERYALİZMİ

Ergenekon, Balyoz ve benzer davalara bakın.
Bu davaların ” savcısıyım” diyene.
Kahraman savcı Zekeriya Öz’lerin altına zırhlı makam arabası çekenlere.
Silivri AKP+FETÖ mahkemelerine.
Haçlı ve şeriat emperyallerinin eli Mehmetçik’in boğazında, nefesini kesmekte.

Ekonomiye, üretime, ithalat ve ihraç ürünlerine. Eşşeğin önündeki samandan, Kurban’da kesilen Angus’a oradan da sofranızdaki nohut, pilav, kurufasülyeye.

Sağlığa, eğitime, bilime bakmaya, söz etmeye gerek var mı? Gereksiz bence.

MEMLEKET AÇILIMCILAR YÜZÜNDEN BU HALE GELMEDİ Mİ?

Terör?
Neredeyse sıfır terör ile devraldıkları Türkiye’yi önce Oslo masalarında peşkeş çekmediler mi?
Cizre’de, Sur’da emperyal patronları tarafından Türk vatanı için İsrafil’in borusunu üfleyip de , hendekler, siperler bir bir kazılır açılırken, Oslo’cular ” biz buraya beyefendinin talimatı ile geldik, sizlere rahatsızlık veren vali, asker, polis var mı, varsa söyleyin” dememişler miydi?

T.C tabelaları duvarlardan, resmi evraklar ve logolardan birer birer silinme sürecinde degil miydi?

Meali: Bıraktık yapın, göz yumuyoruz geçin yerleşindi.
Asker, vali, polis mi?
Asker kışla, polis karakol, Vali’de üç maymun olayında değil miydi?
Kanunsuz istikrarın ortağı değiller miydi?
Elbette, şüphesiz ve kesin öyleydi.

Bir Allahın kulu, bir devletin görevlisi, bir Cumhuriyetin savcısı ” ne oluyor, neden oluyor” demedi, diyemedi.
Açılımdı adı, bu memleket bu hale açıla açıla gelmedi mi?

AKP İTTİFAKLARI ENGELLİYOR

7 Haziran genel seçimleri sonucunda hüsrana uğrayan AKP, koltuğunu kaptırmasın diye Bizans oyunlarının kralı ile ittifak ve koalisyonları teker teker engellemedi mi?
Engelledi.

Buyrun vatan savaşına.
Oslo masaları şimdilik dağılmış, AKP sandığın mesajını almış, askeri hendeğin önüne atıvermişti.
Açılım da buzdolabındaydı ama unutmayın, raftan alınacağı günü beklemekteydi.

Hendeğe bu istikrar göz yummuş, Mehmetçik ise o hendekleri yerle bir etmişti.

Elbette ki şehitler, elbette ki gaziler ve elbetteki yitip giden hayatlar, bu ihanet oyunun bedeliydi.
Bu duruma sebep olanlar ise, lafa gelince de milliydi.

Yine hiç kimse, neden, nasıl, ne zaman, nerede ve kimdir sebebi diyemedi.

TAKUNYALI MİLLİLER

17-25 Aralıkta istikrarlı bir telaş almıştı bu takunyalı millileri. Paralar, kutular, makinalar ortaya saçılıverdi.
Gezi’nin kahraman, bugünün FETÖ zanlısı Muammer Güler mahdumuna ” ne kadar para var oğlum sende” derken, mahdum” 1 Trilyon baba, cep harçlığım” deyivermişti.

“Sıfırla paraları, onu çağır, bunu çağır” diyene de cevaben ” Şehrizar konaklarında bir kaç daire daha alayım mı babacım” denmişti.

İşin ilginç yanı, o paraların, pardon “o milli iradenin” miktarının dahi belli olmaması ve para sayma makinaları temin etme yoluna gidilmesiydi.
Anlayacağınız, ayakkabı kutularının içindeki ” milli irade”nin miktarı bile bilinmezlerdeydi.

VAFTİZLENMİŞ İSTİKRAR

Sonuç?
Ne oldu?
Ne değişti?
Bir sonraki seçimde sözde islam, Müslüman geçinen toplumun %49’luk kesimi “yetmez ama evet” deyiverdi.
İstikrarı vaftiz suyu ile abdestledi.
Yine kimse, ne oluyor, ne dönüyor diyemedi.

AKP-Hoca efendi evliliği şiddetli geçimsizlik, menfaat çatışması ile sona erdi.

VATAN SAVAŞINDAN FETÖ SAVAŞINA

Satır aralarında bir çok örneği atlamış olabirim. Her biri çay toplamayan ve toplamayacak olan bağımsız yargı elinde birer iddianame konusu günü geldiğinde elbette.

Gele, gele geldik 15 Temmuz gününe ve haydi üç, beş tank Boğaz Köprüsüne.
Çok bilinmeyenli bir denkleme.
Birbirine yılllarca yol ve yön veren bir şeytan ikilemine.
Şimdilik bir Guam çukuru olduğu şüphesiz, izliyoruz hep birlikte.

O karanlık günde, haçlı ve sözde hilal emparyalizmi kardeşliğinin zafer günüydü diye düşünüyorum, askeri öğrenci Murat Tekin’in gırtlağını kestikleri, er Ali, er Ahmet ve er İsmail’leri kemerlerle linç ettiklerinde.
İşin sırrı sırıtan bir damat ve “Allahın bir lütfu” söyleminde.

YENİKAPI NEREYE AÇILDI?

Derken Yenikapı er meydanı günleri ve demokrasi nutukları kürsüde.
İnandırıcı gelmedi elbette.
Anası, yavrusu muhalefeti de kendini gösterme derdinde.
Hulusi beyin elleri, Cübbeli’nin elinde.
Lütuf buydu sanırım, lütuftur dendiği andan itibaren memlekette.

Geldik gördük ki, yaşadık bildik ki, Yenikapı dedikleri 20 Temmuz KHK Cumhuriyetine dönüşüverdi hızlı bir şekilde.
Artık ya saray ve saltanatçıydın ya da FETÖ’cuydun son tahlilde.
O gün, bugün bu halde.
Yenikapı demokrasisinden olağan üstü hallere.

16 NİSAN VE MÜHÜRSÜZ YSK

Sevr bu topraklarda tek adam yönetimi istiyor diye sokaklara çıkmıştık. Yapmayın, etmeyin dedik. Vatanın bütünlüğü ve milletin birliğini bir kişinin iki dudağı arasına bırakmayın. Yurttaş egemenliğini, bireysel ve toplumsal özgürlüğünü, karar verme hakkını hiç bir kişi, hiç bir kurum ve zümreye vermeyin dedik.

Biz bunları derken elbette YSK’yı bu kurguda hesap edemedik.
Her seçimde olduğu gibi oyu veren değil de sayan kazanırmış bilemedik.

Oyunu görüyorduk elbette ama biz hukukun içindeydik.
Bu YSK’nın kerameti kendinden mi, yoksa esareti FETÖ”den mi bilemedik.

Hayır’dı netice, YSK ” yetmez ama evet ” deyiverdi sonucu önceden kestiremedik.

ABDESTLİ VATANSIZLAR

Sevgili dostlar,
şimdi, bugünlerde adı var kendi yok meclis denen sahnede 26 maddelik bir ittifak yasası usülen görüşülecek.

Maddeleri buraya almadım.
Lütfen araştırın, zahmet buyurun ve okuyun.
Saray rejimi koktuk telaşında.

Hatırlayın!
Koalisyonlar kötüdür, çok kötüdür, istikrar sürsün denen süreci.

Hileye hurdaya başvurmanın adına yine yeni bir yasal kılıf uydurma peşindeler. Hakkın rahmetine kavuşmuş bir MHP ile muhafazakar milliyetçi görünümlü abdestli vatansızların işbirliğine ihtiyaçları var, bir de YSK’nın yeni bir lütuf eylemesine.

Cumhur cephesiymiş adı, cumhur bu tek adam sultasının neresindeyse, bakınca bilemedik, bakınca göremedik nedense.

ÖZÜ 

Uzun lafın kısası:

Suriye’ye, Ege’deki adalarımıza bu yazıda değinemesek de, hendekleri açtırmak, adalarımızda Yunan’a mangal yaktırmak arasında bir fark yok aslında.

Afrin ise tam bir muamma. İslamcıyız diyenler, Müslüman kasaplığında, adı da RABITA.

Bakmayın dayılandıklarına, her şehit yüzde bilmem kaç oymuş Abdulkadir Selvi’nin mantığıyla.

Analar ağlıyor, vatan daha büyük bir oyuna perde aralıyorsa, adınız da, istikrarınız da batacak Kuvvacı ruhumuzdaki baş kaldırımızla.

İstikrar Anıttepe’de bizleri gözlüyor. Bizlere yol ve yöntem gösteriyor.

Bakalım bir kez daha Hector’un öcünü alabilecek, Aşil’leri topuğundan vurabilecek miyiz, tam bağımsızlık sevdamızla?

İstikrar ve ittifakımız ancak ve ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda.

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem AYAZ

 

Parlamentohaber/Korku yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın