Cumhuriyet direniyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasının ilk dört maddesi ve yine o anayasanın eksiği, fazlasıyla tamamı için cumhur direniyor.
ANAYASANIN İLK 4 MADDESİNDE NE YAZIYOR?
‘’I. Devletin şekli
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
İLK 3 MADDE NEDEN DEĞİŞTİRİLEMEZ?
1982 Anayasası’nda görüldüğü üzere ilk 3 madde devletin şeklini, Cumhuriyetin niteliklerini, Devletin bütünlüğünü, resmî dilini, bayrağını, millî marşını ve başkentini düzenlemektedir. 4. madde ise ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini düzenlemektedir. 4. maddede bir hususa değişnmek gerekir. Maddede yer alan “değiştirilemez” ifadesinin hemen sonrasına ve bağlacıyla “değiştirilmesi teklif edilemez” hükmü getirilmiştir. Bu maddelerin değiştirilmesi için teklif zaten zorunlu bir unsurdur. Anayasanın 175. maddesi anayasa değişikliğinin yapılabilmesi için en az 184 milletvekilinin imzasını aramaktadır. Dolayısıyla 4. maddede geçen “değiştirilmesi teklif edilemez” hükmü sadece yasağı vurgulamak, kuvvetlendirmek içindir.’’
Türk yurdunda, ulus devlet anlayışı ile kimseyi ötekileştirmek amacı olmadan direniyor. Bir orman gibi kardeşçesine bir arada yaşayabilmek ve anayasal hakları için direniyor.Üzerine düşen görevleri yerine getirmeye az da, çok da olsa çaba sarf ediyor. Yurdunu milletini ayakta tutmaya çalışıyor.
Şüphesiz bir karşı direnç de var elbette. Yeni bir şey de değil bu hani. Bugünlerden çok öncesine dayanan bir bilek güreşi safhasının bize kısmet olan günlerini yaşıyoruz. Bizlerin kısmeti de maalesef bugünler ve bugünleri yaşamak.
Düşünen akıl bir noktada anlayabilir yaşananları.
Düşünen akıl elbette bir sonuca varabilir düşünmeye devam ettiği sürece.
Hesabı kitabı önceden yazılıp çizilmiş bir senaryonun hayata geçirilmek istendiğini, düşünen akıl görebilir.
Önce içeriden, önce iç cepheden başlatacaksınız ayrıştırmayı.
İnsanı insan ile bölecek, insanın insan ile yollarını ayıracak, doğru ve yanlışları üzerinden birbirinin üzerine salacak ve onlar alt alta üst üste iken de bu oyunların kurgucusu ya da yönetmeni olarak oyununuza devam etmek için kendinize alan açacaksınız.
Ne kadar tanıdık geldi değil mi?
Toplumda her şeye olan güveni sarsmak hedefi ile atılacak adımlar. Şüphenin mantığa, şüphenin akla egemen olmasını sağlayacaksınız öncelikle. İnsanın insana, insanın çevresine, insanın olaylara ve olayların kahramanlarına, söylem ve eylemlere, hak ve adaletin sağlayıcısı olması gereken devlet aygıtına, adlarının önünde satırlarca ünvanlar eklenmiş o devlet aygıtının görevlilerine, kurumlara, yazılı kanunlara, kanun uygulayıcılara güveni sarsıldığı bir ortam hazırlayacaksınız.
Tam bir düşünsel ve inançsal kaos.
Tam bir puslu hava, tam bir güven bunalımı.
Bu toplumda yaşayan herkes için büyük bir tehlike. Bu tabiri sadece bugünlerin iktidar sahipleri için kullanmıyorum. Yazılarımı takip eden dostlarım hangi noktada durduğumu ve hangi noktayı işaret ettiğimi anlayacaktır umudunu taşıyorum.
Basit bir, iki soru, gerçeğimizi tüm çıplaklığı ile ortaya koyacaktır.
Kim güvenilir, kime güveneceğiz?
Analiz yetimiz yeterli mi acaba?
Sentezlerimiz neleri işaret ediyor?
Dün ile bugünün matematiğinin sonuncunda pay ne payda ne?
Sorular sorup, cevaplarını aramak direnç noktamızın başlangıcı gibi gözüküyor. Sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan bir sıkıntının çığ gibi büyüdüğünü görememek, önceden sezememek ve ortak aklı bir araya getirememek, faturamızı kabartacak gibi.
Bu kurguda, her ne kadar şucu, bucu diye ayrıştırılmış olsak dahi her açıdan ‘’ canımıza okunma bedelini’’ fazlası ile birlikte ödeyeceğiz.
En azından bu tehlikenin farkında olan Cumhuriyetin cumhuru anayasanın ilk dört maddesi için direniyor.
Geriye kalan mı?
Günün moda ifadesi ile ”BURASI ÇOK ÖNEMLİ!”
Şükür namazlarında ekmek şarap ayini.
Yarınları da birlikte göreceğiz, neylersin…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!