SON DAKİKA

EŞEK BİLE ANLAR BU İHANETİ…

Bu haber 03 Haziran 2019 - 21:24 'de eklendi.

Ergenekon ile geldiler.
Balyoz, Poyrazköy ve türevleri ile.

“Savcı bulun, delillendirin” dediler. Savcı bulundu ve deliller hazır edildi. Ümraniye’de bir çatıda el bombaları. Ergenekon davasının ilk tutuklusu emekli Astsubay Oktay Yıldırım. Son tutuklusu ise TSK’nın 26. Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ. Astsubayından Orgeneral’ine kadar işleyen bir tasfiye süreci.

Sabah mesaiye gittiğimizde Kuzey Deniz Saha Komutanı göz altına alınıyor, öğleden sonra Boğaz Komutanı. Amiral kadrolu Boğaz komutan kadrosuna bir Albay atanıyor gel gör ki, iki gün sonra onu da İzmir casusluk, fuhuş ve şantajdan alıyorlar.
Bir el, bir çok elin yardımıyla TSK’yı kafesliyor, kurgu yoluna devam ediyordu. Emekliler Silivri, görevdekiler Hasdal ve benzeri cezaevlerine.

O günlerde, görevdeki silah arkadaşlarından bile ziyaretlerine  gitmeye korkanlar varken “ben giderim” diyenlerdendim.
Ben giderim!
Gittim de…

Bir komuta kademesi tasfiye edilirken bizler de mesaide ceket ütüsü, hazır ol ve rahat ile uğraşıyor, uğraştırılıyorduk.
Ve bir karar verdim.
Bu kurgunun içerisinde, bu kurguyu başımı öne eğip, gözlerimi kapatıp izleyemeyecektim.
30 yıl hizmetten sonra emekliliğimi istedim ve son yuvam TSK’ya veda ettim.

Sonrası, yerleşme şu, bu.
Daha sonrası da her gün mesaiye gider gibi gittiğimiz Silivri kumpas mahkemeleri izleyici sıraları. Gün gün izledik. Gün gün isyan ettik. Gün gün mahkeme salonlarından atıldık. Gün gün tehditler, alınan isimler, el konulan kimlikler.
Biber gazı, copumuzu eksik de etmediler hani.
Kızlı, erkekli vazgeçmedik, pes etmedik.

Savcıların başı hep öne eğik, kurmalı sözde mahkeme başkanları ise aldıkları görev ile birer emir şövalyesiydi.
Emir eri diye tarif edemedim, şövalye bence cuk oturdu. Davaları izleyenler bilir.
Tutuklular ve avukatları destanlar yazıyordu. Kader birliği etmiştik, belki de kader birliği doğru bir kelime de olmadı hani. Kavga birliği etmiştik.

Sonrası süreç malum. Tahliyeler, sus pus olmalar, celladı ile aynı çizgiye gelenler. Sonunda da “Allah’a havale etmeler”

Gelin görün ki, bu kumpas ve tezgah,  halkı ile ordusunun arasını açamadı. Türk halkı ordusunun boğazına bıçak dayamadı. Tasfiyeler elbette ki, gerçekleşti. Belki de ellerini ovuşturanlar dahi vardı, çünkü önleri açılacak, paşa paşa,  paşa olacaklardı. Öyle de oldu.Belki de nihai hedefe giden yolda bir engel daha aşılmıştı.
Yetmedi.
Parola”yetmez ama evet” ti…

Aradaki süreci hızlı geçelim.
Nihayet, 15 Temmuz griliğinde kendi yurdunda Mehmetçik’in boğazına bıçak dayanıverdi. Adı Hava Harp Okulu öğrencisi Murat Tekin’di. Boğaz köprüsünde şehit edilen iki Harbiyeli’den biriydi. Genel Kurmay Başkanı makamında derdest edildi, alıkonuldu, tutuklandı vs.vs. Deniz Kuvvetleri Komutanı kendi beyanı ile “sabaha kadar araba içinde saklanıp, bir karakola sığınıyordu. Hava, Jandarma, Kara Kuvvetlerin kudretlileri de herhalde olayı Allah’a havale edip dua ediyordu. Kimi uçaklarını, kimi tanklarını, kimisi de gemilerini kaderine terk etmişti.

Sonrası mı?
Kimi bakan oldu, kimisi de paşa paşa emekli.
Tuvalete gitmek için bırakın komutanını, sınıf kıdemlisinden izin almak zorunda olan Harbiyeli, Astsubay okullu öğrenciler darbecidir diyerek müebbeti yiyiverdi. Paşaları da artık uzaktan birer izleyiciydi.

Sonrası, sonrası ve daha sonrası.
Hükümete yapılan darbede tek bir gravatlıya toz konmamış gel gelelim TSK darmadağın edilmişti.
Acaba bu darbe kimeydi?

Silivri’de bir düşman hukuku uygulanıyor, Boğaz Köprüsünde de yine bir düşman hançeri saplanıyordu. Belli, çok belliydi.

“Eşşek gibi birinin arkasında saf tutacaklar” diyenler acaba o gün ve bugün kurgunun neresindeydi?

Eşşek değiliz, eşşek deyip de geçme, o bile anlar bu ihaneti.
Anlıyoruz olup ve biteni.
Bu kumpasların, bu tezgahların taşeronu, kalemşörü, tetikçisi acaba kimin semerindeydi?

Tanrı Türk ordusunu, Türk ordusu Türk milleti ve Türk yurdunu korusun.
İtler ulur, kervan yürür efendi…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz

Parlamento Haber/Korku yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!