SON DAKİKA

Erdoğan’ın Siyonizme hizmetleri

Bu haber 11 Aralık 2017 - 20:29 'de eklendi. 2.068Son Güncelleme8 Mayıs 2018 - 10:56

İsrail ve Ortadoğu coğrafyasında son otuz yedi yıldır yaşananlar nedense sözde muhafazakar siyasetçilerin olduğu dönemde yaşanmıştır…

Kudüs dolmuşu! 

Tevrati plan adım adım işliyor.

Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’nın altında yapılan çalışmalar sonucu ilk hasar meydana geldi. Siyonistler 2020 yılına kadar Mescidi Aksa’yı yıkmayı amaçlıyorlar.

Bugün Donald Trump tarafından alınan Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınma kararının altında bu plan yatıyor.

Daha gerilere gidersek 1980 askeri ihtilali ve AKP’nin iktidara getirilmesi bu süreçle doğru orantılıdır. Bugün Erdoğan ağzına geleni sayıyor.

Fakat!

Bu durumun zemini bizzat siyonistler eliyle Erdoğan’a hazırlatıldı.

Erdoğan bağırmaya devam ederken İsrail savaş uçakları GAZZE’ye bomba yağdırıyor. Erdoğan ve diğer sözde İslamist yönetciler konuşmaya devam ettikçe provokasyona yol açacaklar. Buradan fayda ve çıkar İsrail devletine çıkar. Devamlı surette Filistinlilere bomba yağmaya devam eder.

İslamistler aslında Müslümanların ölümüne yol açacak yolları döşüyorlar.

İsrail’in Tevrat’a göre yıkıp yerine Süleyman Tapınağı’nı inşa edeceğini bilmeyen yok.
NİÇİN YIKMAYA ÇALIŞIYORLAR?

Tarihsel olarak incelendiğinde Siyonistlerin, geçmişte de bu tür girişimlerde bulunduğu ortaya çıkıyor. Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’teki Mescid-i Aksa, Haremüşerif’in batı duvarında Yahudilerin kutsal mekanı olan ağlama duvarı vardır. Ancak Yahudiler, Mescid-i Aksa’nın altında kendileri için kutsal sayılan Süleyman Mabedi ile Musa’nın sandığının bulunduğuna inanır.

Onlara göre sandığın içinde eski ahit vardır. Yahudilere göre hem mabed hem de sandığın geri alınması için Mescid-i Aksa’nın yıkılması gerekir. Bu nedenle İsrail yıllardır arkeolojik kazı çalışması altında Mescid-i Aksa’nın altını oymakta, orada tüneller kazarak, kendi kendine yıkılmasını sağlamaya çalışıyor.

28 Eylül 2000 tarihinde Ariel Şaron çok sayıda İsrail askerinin ve polisinin koruması eşliğinde, normalde Müslüman olmayanların girişine izin verilmeyen Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmesi pek çok çevre tarafından “provokasyon” olarak nitelendirilmişti.

Aynı Şaron 2005 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan’ı “İsrail ve Yahudi milletinin başkenti Kudüs’e hoşgeldiniz.” beyanıyla karşılamıştı.

5 Ekim 2009 tarihinde İsrail, Mescid-i Aksa’ya girişi engelledi. Bu yasak halen devam ediyor…

 

İSRAİL 2020’DE MESCİDİ AKSA’YI YIKMAYI PLANLIYOR

Siyonist İsrail 1967’den bu yana Mescidi Aksa’nın altında kazı çalışmaları yürütüyor. Bugün Mescidi Aksa’nın bulunduğu Haremüşerif bölgesi UNESCO tarafından koruma altında…

Ancak, tüm bu korumaya rağmen İsrail, kazı çalışmaları sırasında Mescidi Aksa’nın altını boşalttı, çok sayıda tünel kazıldı, Mescidi Aksa’nın altındaki tünellere bomba yerleştirildi ve daha fazla bomba ve dinamit yerleştirilmek üzere bu tünellerin içine çukurlar açıldı…

Siyonist İsrail’in amacının altına gerçek ise Süleyman Mabedini inşa etmek. Yıllardır yürüttüğü bu proje ile kutsal mekanın altı kazılara delik deşik edildi, tünellere bomba ve dinamit yerleştirildi. Zamanla altı boşalan Mescidi Aksa’nın çökmesi an meselesi…

Mescidi Aksa’nın çöküşü için ise kendilerine tarih belirlediler. Süleyman Mabedini 2020 yılında açmayı hedefliyorlar. Bu planları ise 2010 yılında kirli planlarını tam anlamıyla yürütmeye başladılar, bu sefer gizli değil açık açık amaçlarını gerçekleştiriyorlar. Bu süreçte iktidarda Başbakan olarak oturan Erdoğan şimdi Cumhurbaşkanı. Değişen bir şey yok.
YAHUDİLER İÇİN HARAP SİNAGOGU’NUN AÇILMASI MİLAT

2010 yılının Ocak ayından bu yana Kudüs’te yeni inşaat sahaları yaptılar, Mescidi Aksa’ya yönelik kuşatmayı iyice arttırdılar ve Mescidi Aksa’ya çok sık şekilde girmeye başladılar. Aynı yılın Mart ayında yıllar sonra yeniden faaliyete soktukları Harap Sinagogu, Mescidi Aksa’yı yıkma planının en önemli adımı olarak dikkat çekiyor. Harap Sinagogu, Mescidi Aksa’ya sadece 100 metre mesafededir ve şu an Yahudiler Mescidi Aksa’nın yakınına kadar girip ibadet ediyor. Harap Sinagogunun yeniden açılması Yahudiler için bir milat sayılıyor.

Bu plan devam ederken mevcut Suudi yönetimi çalkantılarla ve sorgulamalarla boğuşuyor. Suudi Arabistan iç karışıklığa çok yakın. Patlayacak olan bir iç çatışma Mekke ve Medine’nin güvenliğini tehlikeye sokacak. Bu durum sonrasında Mekke ve Medine boşalacak. Yani HAC için Müslümanlar Mekke ve Medine’ye gidemeyecekler.

İnsanlar ve tüm din mensupları kıble olarak Kudüs’e yönelecek. Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs tekrar birinci sıraya yerleşecek.

Tevrati plana göre başkent olan Kudüs’e kıble olarak secde etmeye başlayan Müslümanlar aslında  Tevrati plana göre Yahudilere secde  etmiş olacak.

Plan tıkır tıkır işliyor. Bugünlerde o kadar laf kalabalığı yapan siyasetçiler Kudüs’ün İsrail’e başkent olmasında yolları yapan kişilerdir.

Özal ve Erdoğan’lı  iktidar yılları  bu sürecin taşlarını döşemiştir. Dikkatle incelersek İsrail ve Ortadoğu coğrafyasında son otuz yedi yıldır yaşananlar nedense sözde muhafazakar siyasetçilerin olduğu dönemde yaşanmıştır.  Nedenlerini başka bir yazıda kaleme alacağım.

Mesela İsrail vatandaşları Türkiye’ye vizesiz girebiliyor.

Erdoğan Yahudi cesaret madalyasını hala boynunda taşıyor.

İsrail’in  OECD üyesi olabilmesi için Türkiye VETOSU bizzat Erdoğan tarafından kaldırıldı.

Erdoğan’ın çocukları İsrail ile ticaret yapıyor. Çocukların gemicikleri İsrail limanlarında demirliyor.

Bizzat Erdoğan tarafından yapılan açıklama “Mavi Marmara sonrasında İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi bölgenin yararına“ beyanı açık ve net ortada.

Yine Erdoğan tarafından yapılan açıklama “Türkiye – İsrail yakınlaşması hayati önem taşıyor.”

Şimdi Kudüs kırmızı çizgimiz diyenler, beyanlarını tekrar gözden geçirsinler.

Kudüs’e gitmek isteyenlere sözümüz yok. Sonra Cumhurbaşkanı tıpkı Mavi Marmara oyununda olduğu gibi bize sormadılar derse kimse şaşırmasın.

Saygıyla …

Hakkı Kahveci 

 

Parlamentohaber.com | Korku yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Hüseyin Hakkı KAHVECİ
Hüseyin Hakkı Kahveci[email protected]
Hüseyin Hakkı Kahveci(Parlamento Haber Genel Yayın Yönetmeni) Gazeteci, Yazar, Stratejist, Siyaset ve Terör Uzmanı olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. 19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara'da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA'de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD; Master düzeyinde Uluslararası İlişkiler ve Management eğitimi almıştır.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın