Henüz karın doyurmanın, üzerimizi örtmenin ve barınmanın telaşındayız. Tuhaftır, ilk insanların ilk basit telaşları gibi.
Oysa takvimler 2018 yılını gösteriyor.
Neredeyse 2019 hani.
İlk insandan bu yana kaç adım öteye gitmişiz, cevaplanması zor bir soru.
O günlerden bugünlere değişmeyen tek gerçeğimiz, birbirimizle olan kavgamız sanırım. İnsanın insan ile, toplumların başka toplumlar ile, ülkelerin ülke belki yarınlarda da dünyaların başka dünyalar ile.
Bu su, hava ve toprak döngüsünde, önceki gelip ve geçenlerde olduğu gibi, bize kadar olanına misafiriz sadece. Nasıl bir misafirlik ise bu, ah ile vahın arafında yaşanıyor nedense.
Dünya misafirleri neyi paylaşamıyor?
Dünya misafirleri neden paylaşamıyor düşününce?
Alın size bir iki soru.
Düşününce başlıyor cevaplar, cevaplar düşünebilmenin gücünde.
Ne güzel kavga ediyor, ne güzel savaşıyor, ne güzel ölüp, ne güzel öldürüyoruz, o ilk günden bugünlere. Devam ettiği, süregeldiğine göre kavgalar ve ölümlerden hiç vazgeçmiyor isek eğer, baksanıza, güzel bir şey heralde.
Çünkü sebeplerimiz var.
Çünkü gereklilikler.
Zorunluluklar bakınca, başkaca nedenleri de var mıdır, bilemiyoruz elbette.
Sosyoloji, felsefe, psikoloji vb. bilimler bazı soruların cevaplarını verse de, hatta sayısal bilimler de bu cevapların neden ve niçinleri, toplayıp, çıkarıp, çarpıp, bölse de, sonuçlarına bakınca, elde kalanına yani, karda kalmıyor, artıya geçmiyor gibiyiz son tahlilde.
Benim karnım daha fazla doysun, daha iyisini ben örtüneyim ve gözümün gördüğü, ayağımın basabildiği yerden çok fazlası benim olsun kavgası bu. Toprağın altı üstü ne varsa benim olsun dövüşünde.
Bu neden ile ölüyor, öldürüyor, ağlıyor, ağlatıyoruz tarihi yürüyüşümüzde.
Dünyanın haline baktığımızda da, karnımız doymuyor, üstümüz örtünmüyor, başımızın üstündeki çatı yetmiyor gibi bu misafirlikte.
Ha bir de, benim inancım, senin inancın olayı var ki, insanlığın celladı olmuş yanlış ellerde.
Tanrı şaşıyor bu işlere.
İnsanın, insana ettiğini başka kimse etmemiş, başka kimse de etmiyor bu misafirlikte, dikkatinize…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!