“Düzelmeden memleketin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku giremez ki…
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın”
Memleket hali için “sesler alıp sesler vereceksin” diyordu Melih Cevdet Anday Telgrafhane şiirinde.
Bir sinyaldi bakınca şiir dilinde. Düşünürler, şairler ve yazarların kendince sinyalleridir memleket meselelerine. Taa o günlerden bugünlere.
Sinyal işaret anlamına geliyor Türk dilinde. Bir şey bildirmek için verilen, önceden kararlaştırılmış işaret demek.
Bir de, sinyalizasyon var.
Demir yolu, hava yolu ve limanlarda trafiği düzene sokan ışıklı sistemlere sinyalizasyon sitemleri adı verilir diyor bilim.
Ulaşımda ve ulaşım araçlarının güzergahında düzeni sağlamaya yarıyor anlaşıldığı üzere.
Bir düzenin olmazsa olmazı. Ne için olmalıdır bu düzen?
Bu düzen niye gereklidir?
Can ve mal güvenliğimiz, yani birinci önceliğimiz için.
Eğer toplum adına karar verici koltuklarda oturanlar o toplumun can ve mal güvenliğini hiçe sayıyor ve o toplumun bir bölümü de bu hiçe sayılmayı bağrına basıp çok şükür ayinlerinde kutsuyor ise, geldiğimiz nokta Ankara, Çorlu ve benzeri acı kayıplarımızdır.
Adı kaza deyip de, üzerini örtüp geçmeleri bir yana ” sinyalizasyon olmazsa, olmaz bir şey değildir” diyerek de aklımız ile alayın ötesinde, düşünen aklımıza küfrediyorlar.
Olayı kazaya, kadere bağlayıp er kişi niyetine, rant kişi işbirliği ile seccade ile kapatıp dualar ile okuyup üflüyorlar.
Hesap veren mi?
Yok!
Hesap soran mı?
O da yok!
Utanıp, sıkılıp da koltuğunu terk eden mi?
Şüphesiz ki, olmayacaktır elbette.
Ölen öldüğü, kalan acısı ile baş başa kalacak son tahlilde.
Demir yollarında sinyalizasyon olmazsa olmaz ise, ne ilk ne de son olacaktır ölümler ve kalımlar.
Cumhuriyetin cahiliye devrinde kendimizce sesler alıp, sesler veriyoruz, bu devir yer ile yeksan olsun diye.
İşbirliği ve el birliğine …
Atatürk ile kalın.
Selam ile..
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!