Tarihin sahnesinde zaman akıp giderken “güç” karar verebilmektir. Güçlü ise karar verendir. Karar veren güçlüdür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi.
Verilen karar, tarih ve millet önünde o kararı verenleri haklı da çıkarabilir, haksız da. Güç, o kararları alırken tarihten gelen haklılığına inanmak ve güvenebilmektir.
19 Mayıs 1919 sabahı Samsun Odunluk İskelesine ayak basanlar, Amasya, Havza, Sivas, Erzurum ve yurdun her yerinde bir araya gelen herkes, o kararı verenlerdir.
Her şeye rağmen.
Her şeyin pahasına.
Güç, bir araya gelebilmektir.
Güç ve ortak karar.
Biz bu topraklarda istiklal-i tam bir vatan için güç ve karar beraberliğine Kuvayı milliye deriz.
Ne güzel bir son sözdür “İstiklal-i tam”.
Kuvayı milliye, Milli Kuvvetler. Türk toprağından, Türkün vatanından, Türk yurdunun insanından doğan bir karar ve ortaya çıkan bir güç.
Sonuç: Türk süngüsünün mutlak zaferi.
Hem savaş meydanları hem de diplomasi masalarında, bir milletin, vatan, bayrak, namus ve onur mücadelesinde tarihe övünç ile attığı imza.
Tarih önünde, ne kadar övünsek, ne kadar kıvanç duysak azdır.
Bir Mustafa Kemal dehası ve bir milletin kanı, gözyaşı ve alınteri. Karar ve gücün bir araya gelmesi.
Tarihin izlerinden bugünlere, insanlık tarihi üzerinde güç ve karar denince akla gelen ve hala yaşayan isimdir Mustafa Kemal.
Kavga onunladır.
Siperler onun orduları için kazılır.
Dışarıda ve içeride hesaplaşma onun istiklali tam Cumhuriyeti iledir.
Emperyalizmi getirdiğimiz nokta 9 Eylül ve o emperyalizmin günümüzde hedeflediği nokta ise o 9 Eylülün hesaplaşmasıdır.
Tarih Türk Milleti için tekerrür ediyor.
Güç ve karar bizimle olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!