SON DAKİKA

BİR ADAM Kİ, MEMLEKETİN KURTULAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜR, O ADAM DEĞİLDİR…

Bu haber 28 Ağustos 2019 - 14:04 'de eklendi. 48 Son Güncelleme26 Eylül 2019 - 16:31

Atatürkçü düşünce…
Önemli olan yüzümü görmek değil, düşüncelerime sahip çıkıp, onları yarınlara aktarabilmektir öğüdü veriyordu Gazi Paşa.

Atatürkçü düşünceyi eylem ve söylemlerinde kendine yol ve yoldaş tutanlar, bu isteğin derin derin anlamını düşününce bir utanma, bir mahcubiyet içerisinde midir acaba…?
Şahsen ben bu utanmaların zirvesindeyim.

Bir kaç gün sonra 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Günü’nü kutlayacağız hep birlikte. O tarihi anlamı derin günü,  elimizde bayraklar, dilimizde de marşlar ile sarıp sarmalayacağız.

T.C’ler tabelardan indirilip, Atatürk heykellerinin yerleri değiştirilip ya da Jandarma Genel Komutanlığı önünde olduğu gibi tamamen kaldırılıp, sokak, cadde bulvar isimlerinden, kurtuluş tarihimizi, Cumhuriyet devrimizi anımsatan cadde ve sokak isimlerinin birer birer sessiz sedasız değiştirilip, ulu orta, kimseden çekinip utanmadan “yeni bir devlet kuruyoruz” açıklamarı ile bir dönüşüm, bir değişimin hayata geçtiği günler.
Saray ve saltanatın, yeniden tek adam yönetiminin, astığı astık, kestiği kestik, söylediğim fermandır, ben yaptım, yaparım dediği, hukukun cübbesinde düğme aradığı, Paşasının da “bir yıldız bir yıldızdır” diyerek üç maymunu oynadığı günler.
Hem de “Atatürkçü düşünce”nin gözleri önünde…

Adına demokrasi, adına parti, adına sandık, oy pusulası, milli irade falan diyerek, bir kör dövüşünün içinde,  kendine savrulan yumrukların, atılan tekmelerin, yüzüne çarpan tokatların çaresini sandıkta, partide, seçimde gören bir koşullu alıştırılmışlık.
Adı demokrasi.
Amaç demokratlık.
Araç sandık.
Sonuç mu?

Sonucu tarihin izleri versin diye düşünüyorum.
Sonuç:
Hitler’ler de sandıktan çıkıyordu.

Birinci Meclis’in hangi şartlar altında toplandığı, önceki genelge ve kongreler ile zaman ve zemin şartları oluşturularak, nasıl bir araya gelindiği, her türlü farklı düşünce ve söylemler olmasına rağmen,amaç ve düşünce birliği sağlanarak, o  amacın da “vatanın selameti ve milletin kurtuluşu” olduğundan hareketle milli mücadeleye başladığını bir kez daha anımsatmakta fayda var.

Kurtarılan vatan, Cumhuriyet ve devrimler, Atatürk’ün kaybı ve hemen o kaybın ardından kapılarımıza yeniden dayananlar ve yetmez ama evet, içimizde, tam bağrımızda olup, bizdenmiş gibi görünen ve buyurun gelin diyerek onlara “yer göstericilik” yapmakta birbiri ile yarışanlar.

İktidarı, muhalefeti, sağı, solu, dincisi ve etnikçisi ile  mevcut siyasi yapıların tamamının bu değirmene su taşıdığını fark ettiğimiz an, aynen Çanakkale 261 Rakımlı Tepe’de olduğu gibi yani “süngü takıp yere yattığımızda” bu işgal ve yıkım sürecinden kurtuluşun adımlarını atmış olacağız.

Ha iyi de bu nasıl olacak arkadaş diye bir soru soracak olursanız eğer, bana göre her zaman yazıp da, söylediğim gibi, bu çemberin içinden, bu prangadan kurtulmanın yolu ve yöntemi bizimmiş gibi, bizdenmiş gibi görünen bu siyaset ve siyasi taşeronların reddedip ve tarihi izlerimizi takip ederek bir araya gelmekle.

Kuruluş ve kurtuluş ayarlarına dönmek, parti ve pırtıcılık ile değil, ulusal kimliği bayrak edinerek her türlü izm’den uzaklaşıp, kendi içimizdeki öz cevherler ile hep birlikte hareket etmek ile.

Yoksa yoksa, Atatürkçü düşünce, var olan bu düzende, Atatürk’ü düşününce bu kısır döngünün içinde dönüp dönüp dururken aynı yere gelecektir ve utanmalıdır fikrimce.

“Bir adam ki, memleketin kurtarılamayacağını düşünür, o adam değildir” der Mustafa Kemal.

Bu söz de, kıssadan hisse…

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü kutlu olsun.

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın