Bizler Atatürk gibi Ata Türkçülüğü yüreğimizde taşıyoruz.
Mücadelemiz, alın terimiz budur. Tüccarı değiliz bu siperin. Bir ferd-i mücahit olarak ki, bu Gazi Paşa’nın kendini tanımladığı bir tariftir, hayatımız o siperlerdeki ferd-i mücahit inancındadır.
Sevgili okuyucu bugünkü yazıma böyle bir girizgah ile başlamak istedim. Şüphesiz ki, bir nedeni var.
Hem bazı acı tespitlerimden söz etmek, hem de bir konuya dikkatinizi çekmek için yazıyorum bugün.
Doğru söylüyorsun diyeniniz de, hadi canım sen de, boş laf bunlar diye kızanınız da çıkabilir.
“Gerçekleri söylemekten korkmayınız” der Gazi Paşa.
Benim gerçeklerim de bu satırlar.
Takdir elbette sizlerindir.
Daha önceki yazılarımda “su gibi bir Atatürkçülük gereklidir bize” diye ısrarla vurgulamıştım.
Su gibi bir Ata Türkçülük!
6.Edirne Kitap Fuarı etkinliğindeki imza günlerimi dün itibarı ile tamamladım. Gözlemlerimi aktarmak ve eleştirilerimi paylaşmak istiyorum izninizle.
Fuara ilgi çok değildi.
Nedenlerini, niçinlerini konuşalım.
Okumayan bir toplum olduğumuzun tespitini yapmak zorundayız. Kitap fuarlarını test kitaplarından ibaret sayan ya da Atatürk’ü tezgahının baş köşesine koyup da “bu kitabı 1.5 milyon satacağız” diyen ticari mantığın “al benisine” kaptıran bir toplum.
Atatürk’ü anlatıyorsan, yola ticari hedefler koymak olmaz.
Şakşakçın, pohpohçun çok olabilir ama yaptığın iş ” bezirganlıktan” aşağı kalmaz.
Din tüccarlarından da farkın kalmaz.
Atatürk’ü pazara tezgahına dökemezsin arkadaş!
Dökemezsin arkadaş!
Aynı tezgah bizden bildiğimiz tv kanallarında da dönüyor, tüccar zihniyeti orada da tam gaz be arkadaş!
Gelelim Kitap Fuarına.
Ekonomik krizin dibine kadar vurduğu, darmadağın ettiği her ortamda elbette kitap da lükse giriyor baktığımızda. Eve ekmek götürmek, okula giden çocuğun cebine harçlık koyabilmek şüphesiz ki, birinci öncelik.
Haklılığı kesin bir zorunluluk, saygı ile karşılarız.
Bir iki diyaloğu aktarmak istiyorum;
” ne mezunusunuz?”
Cevabım: İlkokul.
“Tanınmamış yazarların kitabını almıyoruz”
Cevabım: Siz bilirsiniz.
Çünkü algı büyük.
Çünkü devrede Atatürk tüccarlığı var.
Çünkü içerik önemli değil.
Çünkü marka sever bir toplumuz.
Çünküleri çokça sıralayabiliriz sevgili dostlar.
Çünkü herkesin tezgahında ATATÜRK var.
İğneyi de çuvaldızı da kendimize saplamakta fayda var.
Devam edelim.
Kitap fuarının olduğu yer bir alış veriş merkezi. Mevcut dükkanların yüzde 70’i boş. Edirne Belediyesi bu boş dükkanları yayın evlerine tahsis etmiş, yazarlar da imza etkinliklerini oralarda icra ediyorlar.
Peki Bulgar komşularımız fuarın neresinde?
Cevap veriyorum: Tam merkezinde
Akın akın geliyorlar.
Şaşırdınız değil mi?
Kitap fuarına akın eden Bulgarlar.
Durum öyle değil sevgili dostlar.
Maalesef, durum hiç öyle değil.
Birinci katta büyük bir market var.
Cebinden 100 Doları, 100 Euro yu çıkaran Bulgar komşular, rafları boşaltıyorlar.
Kriz yok denilen memleketimizden trajik manzaralar.
Düştüğümüz acınası durumlar.
Doğu Kitabevi yazarları olarak, bizleri memnun edici bir okur kitlesi ile de tanıştık, sohbet ettik ve kitaplarımızı imzaladık. Emeğimiz değerini gördü, bunu da hatırlatmakta yarar var.
Yeri gelmişken, Edirne Belediye Başkanı Sayın Recep Gürkan ve değerli Belediye görevlilerine konuk severlikleri için çok teşekkür ederim.
Sözlerime “bizler Atatürk gibi Ata Türkçülüğü yüreğimizde taşıyoruz” diye başlamıştım.
Alınan alınabilir, darılan da darılabilir. Ticaretinde değiliz bu işin. Tarihe notlar düşüyoruz. Satırlarımızla yarınlara yön veriyoruz.
“Bu kitapları 1.5 milyon basacağız” tüccarlığı ile Atatürk’ü tezgahımıza mal, malzeme yapmıyoruz.
Cumhuriyet ve Atatürk Türkiye’si birinci önceliğimizdir.
En acilinden, bir milli telgraftır yazdıklarımız.
Sizlere düşen görev de, Atatürk bezirganları ile süngüsü kalemi olan biz ATA TÜRKÇÜLERE de destek vermeniz.
Din tüccarlığını fark ettiniz de, Atatürk tacirliğini hala fark edemediniz.
20 Ekimde başlayacak olan Antalya Kitap Fuarında “Vatan Kaderine Terk Edilemez” kitabım ile ATA TÜRKÇÜLERİ selamlayacağım.
Atatürk gibi Ata Türkçüler ile görüşmek üzere…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber /Korku yok !