Kadın dördüz doğuruyor.
Üçüncü çocuğa kadar sorun yok fakat dördüncüde ebe de bebek de, şaibeli.
Bu duruma kim inanır?
Herhalde akil Kadir inanır.
E listeye bakıyorsunuz, 16 Nisan “mühürsüz” seçimi, 24 Haziran “oldu da bitti maşallah” seçiminde de aynı ebe
Ne oldu ki şimdi?.
Olayı anladıysak Arap olalım demek istemiyorum. Neden mi? E onu da oldu memleket.
Her yer ve her şehir “Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi vatandaşı. İstanbul’da oturduğum apartmanın bilmem kaçıncı katından danışmadaki görevli arkadaş “abi bak, bu Afrika’dan bir kabilenin kralı” diye özçekim yolluyor bana. Yani, yol geçen hanı yurdumuz, yol geçen hanı da olduk mu, olduk elhamdülillah.
Çok trajedi bir durum.
Allem kullem olayı.
Katakulli mi? Saraykulli mi ?
Adını siz koyun.
E tabi, her şerde de bir hayır vardır derler. Zaten düşünen, sorgulayan aklında dilinden bu olan bitenler için #hayır! kelimesi hiç düşmüyor.
“Bu işin neresinde hayırlı bir iş var Cemciğim” dersiniz diye, çok kısa düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizler ile.
Hani o bizim meşhur bir demokrasi tramvayı vardı ya? Hani onun malum vatmanı icabında papaz elbisesi dahi giyerdi? Hatırladınız mı?
“Unutmak ne mümkün!” dediğinizi duyar gibiyim.
İşte o tramvayın o vatmanı, tramvayı nicedir imamın sarığı, papazın cübbesi, 15 Temmuzların mağdurum da mağdurumu, Yenikapıların demokrasi kahramanı olarak getire getire 6 Mayıs YSK durağına getirdi.
Hikaye bilindik.
Nereden?
Tekrar hatırlatalım, 16 Nisan, 24 Hazirandan, daha öncesi ve daha da öncesinden.
Oyun ortada.
Kavuklu, Pişekar.
Hükumet, muhalefet.
Sanki orta oyunu.
E ne oldu da, 16 Nisan, 24 Hazirandaki seçim sonuçlarının meşruluğunu bile bile bağrına basan bizim mahalle, İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerini YSK eliyle kaybedince aslan kesildi?
Geçen seçimlerdeki hukuksuzluklar için neden yeri göğü inletmedi? Acaba neden sineye çekti?
Hadi muktedirin eylemlerindeki amaç ve hedef belli, yol, yöntem ve sonuç da belli.Ya muhalefet cephesinin yarabbi buna da şükürleri?
Umarım, bu soruları sormam sizleri rahatsız etmemiştir. Öyle mi? Değil mi?
Neyse sorumuz baki kalsın.
Gelelim bugünkü hikayeye. Adı “Bir İstanbul Masalı”
E ne sandınız.
Ne bekliyordunuz ki?
Adamlar sorgusuz, sualsiz gemilerini yürütüyor, mübarek oklarını da belediye parasından onikiye çakarken, milli irade “bir dakika birader ne oluyor” dedi.
Artık, yandaş, candaş, emeldaş ne kadar paydaş varsa, arpaları kesilecekti.
Ve, YSK emre amade, işi bitiriverdi. Seçim sonuçları “masal” deyiverdi.
Bizim mahallenin etkisi, tepkisi 16 Nisan, 24 Haziranda neredeydi?
Hanımlar, beyler;
Bir İstanbul masalıdır bu hikaye. Önümüze üç sandık koymuşlardı. Birini mühürsüz, ötekini AA , şimdikini de yine o mühürsüz YSK marifeti ile hallediyorlar.
E hani bize diye sorar iseniz bu kardeşinize? Bana değil, bizim mahalleyi yönetenlere sorun lütfen. Hem de çokça sorun.
Benim sorum belli.
“Ey masal tadındaki muhalefet, daha önce aklın neredeydi..?”
Not: Bu şerdeki hayrı söylemeyi unuttum;
Nihayet, 16 Nisan ve 24 Haziran oldu bittisi sorgulanmaya başladı iyi mi?
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem AYAZ
Parlamento Haber/Korku yok!