Ankara’nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak…
İnsanlığın, o büyük insanlığın onurunu, erdemini arıyoruz. İnsanlık için, bizim insanlarımız ve bütün dünya insanlığı için. Nerede varsa, hangi dağın ardında, hangi mavinin ufkunda, gidip de alacak, alıp da yüreklerimize serpeceğiz tohumlar niyetine.
Fidana, ağaca dönüşebilsin ve o ağacın gölgesi altında hepimiz, her birimiz serinleyip, nefes alabilsin diye.
Ankara’nın, Ardahan’ın, Van’ın, Muş’un, Bitlis’in, Kütahya’nın, Diyarbakır, Ey Türkmen şehri Diyarbakır!
Hakkari, Urfa, Antep, Köroğlu’nun Bolu Dağı, Edirne, serhat şehri Kars, Tunceli ey Tunceli;
Teker teker sayıyoruz taşlarınızı, teker teker bağrımıza basıyoruz derdiniz, tasanız, yasınızı. Dört bir yanında yurdun, çoluk çocuk, kadın, erkek, bu yurdun evlatları, övüncünüz bizimdir. Kıvancınız da.
Gözlerimizin yaşı bundandır.
Derin derin iç çekmeler hep bundan. Bölüşürüz ne varsa elde avuçta. Bir olmak, beraber olmak üzere.
Biliriz bize bizden başka yoldaş yok!
Biliniz bize bizden başka kardeş yok!
Bir ormanda kardeş, bir ormanda özgür, bir ormanda aklı ve vicdanı hür;O orman vatandır ki;
Cumhuriyet ve Atatürk’ün gölgesinde.
İnsanlığın erdemini arıyoruz.
Yol ve yöntem, Ankara’ya döktüğümüz gözyaşlarının içinde…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Yazar Notu:
7, 8, 10, 13 Nisan’da İzmir Kitap Fuarında yeni kitabım “Saat 9’u 6 Geçe” yi okurlarım için imzalayacağım.
Doğu Kitabevi
Salon 2-315
Davetlisiniz.
Parlamento Haber/Korku yok!