Düşüncenin sınırları var mıdır?
Olabilir mi? Mümkün müdür bu? Elbette mümkün değil.
Düşüncenin kanata ihtiyacı yoktur, yeter ki uçmak istesin.
Düşünebilmek, adına insan denmiş olan bizlerin en önemli özelliği.
İç dürtülerimiz, beyin kıvrımlarımızda dolaşan elektromanyetik dalgaların ahengi ve sonucunda ortaya çıkan, çevremizle olan iletişim ve davranışlarımız.
Düşünce olgusunun gerçeklere döngüsü.
Etkiler ve verdiğimiz tepkilerimiz, tepkilerimiz ve karşılaştığımız etkileşimler.
Bizler, biz düşüncelerini kaleme dökenler, aslında beş duyumuzla algıladığımız çevreyi, bir eyleme dönüştürerek sizleri de o algı çemberine katmak için emek veriyoruz.
Yazar yazgıyı sorgulayandır.
Tümden gelen, tüme vardırandır.
İnançlara göre belki de yazgı, o ilahi enerjinin kalemindendir ama yazar takımı paragraf boşluklarını değerlendirerek yazgıların anlamlandırılmasında, noktalama işaretlerini yerlerine koyandır.
Sevgili okuyucu elbette bir yazarlık güzellemesi değildir bu yazı. Şöyle yazdık, böyle yazdık, şunu da yazdık, bunu daha güzel yazdık, en iyi yazardan daha iyi yazdık hikayesi değildir bu satırlar.
Ne yazarsak yazalım, kitap, makale, deneme, roman, masal, şiir, o yazılara değen gözün, o yazılanlarla bir yol arkadaşlığına çıkan düşünen aklın, besleneceği kadardır.
İnsanı yazıyoruz. İnsan ile insanın ilişkilerini. İnsanın doğa, insanın evren ile olan temasını. Sosyal, siyasal, psikolojik duruşları ve davranışların başka bir insan ya da insanlar ile olan alışverişini.
Bir selamlamadır her satır. Alınır ya da alınmayabilir. Fikirler verir ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Yaşam, sanat, politika, gerçekler, komplolar, olan ve bitenler ya da olacak olanlara dair öngörüler. Bir konuya dikkat çekenler, mutlu edenler, neşelendirenler veya can acıtanlar. Bazen dost işi bir acı söz dizimi, birer iğne batırma, bazen de devrimci hamleler ile bir çuvaldız saplamadır.
Düşüncenin sınırlarını aşma kavgasıdır ki bu kağıt, kalem ve cümleler de bu kapışmanın şahı, veziri, fili ya da piyonu.
Kalem ile kılıcın hesaplaşmasıdır.
Ellerinde kalemi ile “düşünmeyeceğim canavarına kafa tutanlar “düşünecek, düşünmelisin” davasına baş koyanlardır yazar takımı olarak.
Her bir satır, birer hamledir bakınca bir sonraki ana ve o aşılması gereken sınırlara.
Sevgili okuyucu,
5-12 Ekim tarihleri arasında 6. Edirne Kitap Fuarı, Doğu Kitabevi standında “Vatan Kaderine Terk Edilemez” adlı kitabımı siz değerli okuyucular için imzalayacağım.
Ben ve benim gibi birçok değerli kalem işçisi düşüncenin sınırlarını aşarak ellerinizden tutacak.
Yazım emekçileri olarak düşüncelerimizin kapılarını, güzel yarınlarımız için siz okuyucularımızın çalmasını beklemekteyiz.
Bir Pazar günü yazısıdır bu, yazı emekçilerinin kısa hikayesidir.
Sürç-i lisanımız var ise, affola…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamento Haber/Korku yok!