Bizler de, öyle yapıyoruz. Bir karınca misali, yüklenip de insanlığın, yüklenip de memleketin yükünü, kağıda kaleme döküyoruz.
Dağın ardına, ufkun ötesine yol göstermeye, yön göstermeye çalışıyoruz.
Yazarımız, çizerimiz, her birimiz teker teker bir mücadele içindeyiz. Birkaç yazım öncesinde, biz satırlar ekelim, siz kitaplar hasat edin demiştim. Şairane bir anlatım olsun diye yazılmamıştı o cümle. Derininde anlamı, ufkun ötesine birlikte yürüyelim mesajıydı özünde.
Aslında zor bir işin emekçileriyiz bakınca.
Yazar arkadaşlarımızla dost sohbeti yaptığımız ortamlarda hep aynı şikayetten dem vururuz bakınca. ‘’Okumuyorlar, okumuyorlar birader’’.
Okumak değil midir her işin başı?
Bilgi değil midir okumanın yoldaşı?
Ve yine o bilgiler, güzel bir dünyaya açılan kapıların mihenk taşı?
Yorgun geceler, yorgun gözlerden akıp gelen o satırların çevrilmeyi bekleyen yapraklarında değil midir yarınlarımız?
İnsanlık tarihi kadar eskidir yazarı ile okuru arasındaki birliktelik. Düşüncenin ifadesi ve o ifadenin önce mağara duvarlarlarına, daha sonra da kağıda ve kaleme dökülmesi ve bu birliktelik için tarihe notlar düşen yazım emekçileri.
‘’Ne kadar meşguI oIduğunu düşünürsen düşün okumak için zaman ayırmazsan cahiIIiğe tesIim oIursun ‘’ der Konfüçyüs.
Bir kavga bu, sayfa sayfa, satır satır bir kavga.
Cehalet ile bilginin, karanlık ile aydınlığın bir kavgası. Bir adım öteye, bin fersah ötelere yol almanın bir kavgası.
Bugün, Barış ağabeyin ölüm yıl dönümü sevgili dostlar.
Adam olacak çocuklar dediği zamanları çoktan geride bıraktık bakınca.
Adam olduk, kadın olduk, her birimiz kendi hikayemizde koca koca insanlar olduk. Kendi hayatlarımızın kahramanı, kimi zaman kaybedeni, kimi zaman kazanını olduk. Kaybederken ya da kazanırken, elimizde, gözümüzde ve aklımızın içerisinde, A-B-C’yi okuma ve yazma ile başlayan yaşam serüvenimizde, kimimiz satırlara çok dost, kimimiz de daha az aşina olduk.
‘’Zararın neresinden dönsen kardır’’ ve ‘’hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?’’ derler güzel Türkçe’mizde.
Bir hafta sonu öncesi bu sohbetimizde, zararın burasından dönelim ve bir kitabın sayfaları arasında bir yolculuğa çıkalım derim.
Şiir, roman, hikaye ya da tarih örneğin.
Biraz bilim, biraz felesefe, biraz da sosyoloji. Hangisine varsa ilgi ve alakamız, okuyalım, okuyalım, okuyalım.
Bizler buraya kitaplarbırakalım Barış ağabey, okunsunlar ama değil mi?
Seni de cennetinde analım…
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz
Parlamentohaber/Korku yok!