Elbette Tanrı Türk’ü koruyacaktır, ama…

Neye mi güveniyorum bu hususta?
Damarlarımızdaki dolaşan sözde değil özde, o asil kana!..

Yayınlama: 10.01.2018
Düzenleme: 11.01.2018 19:39
3
A+
A-
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

    Neye mi güveniyorum bu hususta?
    Damarlarımızdaki dolaşan sözde değil özde, o asil kana!..

    Sizlere, vatanın bütünlüğü ve milletin birliği konusunda bu tahakküm düzenine karşı asgari müştereklerde mi birleşmemiz gerekir diye bir soru yöneltmek isterim.
    Hemen ardından da soru ile ilgili kendi cevabımı arz edeyim.

    Hayır!
    Asgari müştereklerinizde değil, azami müştereklerimizde birleşecek, birleştirecek fikirler, eylemler, söylemler ve tutumlar içerisinde olmalıyız.

    Peki asgari müştereklerimiz hususunu bir yana bırakırsak nedir bu azami müştereklerimiz?

    Anayasamızın ilk 4 maddesine bir göz atalım:

    I. Devletin şekli

    MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

    II. Cumhuriyetin nitelikleri

    MADDE 2. –  Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

    III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

    MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

    Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

    Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

    Başkenti Ankara’dır.

    IV. Değiştirilemeyecek hükümler

    MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

    Devam edelim.
    Kurucu değerlerimiz ve ulusal ödevlerimiz nelerdir?

    Cumhuriyetçi
    Milliyetçi
    Halkçı
    Devletçi
    İnkilapçı
    ve laik bir yönetim sisteminin devamlılığını sağlamak.

    Bu devamlılığın hayata geçmesi noktası da, millet egemenliğinin demokrasi ve evrensel hukuk kuralları içerisinde bir irade beyanı ile yapılan seçimler sunucunda kendi evlatlarından teşkil olunan ve adı da Türkiye Büyük Millet Meclisi olan bu toprakların en yüce kurumunu yetkilendirilmesi ile hayata geçer.

    Tabi bu sosyal bir hukuk devletinde, tabi bu, sistemin normal işleyişini devam edebilmesini hedeflemiş hatta demokrasi ve çağdaşlaşma adına yurdu ve yurttaşı bir adım daha öteye taşımayı hedeflemiş ülküler için geçerlidir.

    Bugün yurdumuzda yaşadıklarımıza bakınca, hatta yaşananların, yaşatılanların birebir tanığı ve yaşayanı olunca, yukarıda azami müştereklerimiz diye önemini vurguladığımız temel değerlerimiz konusunda bir araya gelmekten başka şansımız olmadığını düşünüyorum.
    Benim gibi düşünenlerin de sayısının az olmadığını bir de.

    Neye mi güveniyorum bu hususta?
    Damarlarımızdaki dolaşan sözde değil özde, o asil kana!

    Malumu tekrar tekrar ilan etmeyelim dostlar diyeceğim ama tekrarında bir kez daha fayda görüyorum.
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti, artık laik, sosyal ve bir hukuk devleti değildir.

    Artık milletin iradesi, demokrasi ve hukuk kuralları içerisinde yönetim şekline yansımamış ve yine milletin kendi kendini yönetmesinde kendinde söz hakkı kalmamıştır.

    Oyunun kurgulayıcılarının ilmek ilmek, satır satır çizdikleri uzun vadeli planları dahilinde, demokrasi tramvayına bindirip de, kimi zaman imam, kimi zaman papaz elbiseleri ile evimizin içine kadar gönderdikleri, getirdikleri taşeronlarının, ocağımızı, yurdumuzu başımıza yıkma taaruzları ile karşı karşıya olduğumuz günleri yaşıyoruz.

    Dünya üzerinde hiç bir millet, hele hele bizler gibi kanla irfanla bir Cumhuriyet idaresini kuran bu toprakların insanları, maruz bırakıldığı, maruz kaldığı bu durum karşısında eylem ve söylemlerinde müştereklerinin asgarisinde değil, azamisinde birleşmelidir.
    Bu bir yurttaşlık görevidir.
    Bu, çocuklarımızın yarınları için bizlere düşen bir ödevdir.

    Unutmayalım!
    Köklerimize, şehadete ermiş toprak altında uyuyan binlerce Mehmetçiklerimize de, borcumuzdur, zamanı geçmeden ödeyelim.
    Tanrı Türk’ü koruyacaktır elbet, yeterki Cumhuriyet değerleri ve Atatürk’te birleşelim.

    “Dünyada düşünenlere de ihtiyacı vardır yapanlara da.
    Ama düşündüğünü yapanlara çok daha ihtiyaç vardır ” demiş İrlanda’lı S. Breathnach.

    Zamanıdır şimdi, bizler de Mustafa Kemal Atatürk gibi düşündüklerimizin hayata geçmesi için birlikte azami mücadele edelim …

    Atatürk ile kalın.
    Selam ile…

    Cem Ayaz

    Parlamentohaber | Korku yok!

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı