Bu millete Yenikapı’lardan demokrasi gelmez dedik

Kadıyı mı soruyorsunuz?
Çay topluyor biat tarlalarında.
Her şey rafa kaldırılmış saray katında.
Medya, kapıya kul, paraya pul, çok şüķürlü aminlerinde huşulu tapınmalarda.

Yayınlama: 27.12.2017
0
A+
A-
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

    Kadıyı mı soruyorsunuz?
    Çay topluyor biat tarlalarında.
    Her şey rafa kaldırılmış saray katında.
    Medya, kapıya kul, paraya pul, çok şüķürlü aminlerinde huşulu tapınmalarda…

    Düşün henüz yasaklanmadı

    Milletin birliği ve vatanın bütünlüğü.
    Meselemiz bu.

    Siyaset üstü bir konu dense de, uğruna mücadele edilmesi gereken, siyasetin tam merkezinde bir konu.
    Hakkari’den Edirne’ye, Edirne’den Ardahan’a birlik ve beraberlik anafikri altında yaşayabilmek, var olmak, var kalabilmek meselesi.

    Acaba gerçekten düşünsel ve davranışsal anlamda içinde bulunduğumuz durumdan daha da mı darmadağınız?
    Bir görünür el, bizlerin arasını açmak, saflara ayırmak, karşı cephelerde mevzilendirmek çabası içerisinde mi bakıldığında?

    Bizi bir arada tutan değerlerin üzerinden kurgulanan oyunlar bitmiyor gibi.

    İnsanın kendine yaptığı kötülüğü başkası yapmaz diye bir söz vardır güzel Türkçemizde.
    Ya bizim bize yaptığımız kötülük?
    Ya toplumu yönetenlerin bu toplumun bugünü ve yarınlarına soktuğu hançer?
    Bugünlerde yaşadıklarımıza bakınca…

    Düşünüyorum, o halde varım demiş Descartes. Düşünüyorum da, düşünüyoruz da neler oluyor böyle?

    Bu millete Yenikapı’lardan demokrasi gelmez diye haykırdığımız o günlerde de bugünleri görmüştük, düşüncelerimiz ile. Görüleni söyledik, yazdık dilimiz döndüğünce.
    O demokrasi gelmeyecekti, gelmedi de haliyle.

    2 başlı ejderhanın birbirine diş geçirme olayının son hamlesidir ki, yurt ve yurttaş her ikisinin pençesinin altında.

    15 Temmuz başarısızlığın lütuflu bir başarısıdır aslında. Vatan ve millet bu sefer tek başı kalmış ejderhanın dişleri arasında. Kavga aynı kavga.

    Sosyolojik olgulara erişebilmek için çevremdeki insan profillerini inceleme gibi bir alışkanlığım var. Her kesimden, her bir yönden.

    Sorgulayan insanlar var.
    Uykuları kaçan.
    Tepkisizler var.
    Tepkisini içinde gizleyen ya da belli etmeyen.
    Düşünenler var, içinde bulunduğumuz durumdan sancılanan.
    Memnuniyet içinde olanlarda var.
    Nötr olanda elbet.
    Konuşanlar.
    Konuşmayanlar.

    Tarihi bir sınavdan geçen yurt ve yurttaş birliği ve beraberliğinin ortak değerleri ve ideallerinin paramparça edildiğini gören, duyan ve anlayanlar.
    Bir de anlamazdan gelipte anlamama tarafında duranlar.

    Konuşmalarımız bir ve beraber kalabilme üzerine. Konuşmalarımız ülke ve ülkü birliği üzerine.

    20 Temmuz’da ülkenin rejimi fiilen değişmiştir. KHK devleti olarak idare ediliyoruz. Anayasa, yasa, tüzük müzük, yönetmelik ne varsa ayaklar altında.

    Kadıyı mı soruyorsunuz?
    Çay topluyor biat tarlalarında.
    Her şey rafa kaldırılmış saray katında.
    Medya, kapıya kul, paraya pul, çok şüķürlü aminlerinde huşulu tapınmalarda.

    Astığını asıyor, kestiğini kesiyor, olmadı yan baktın, o da olmadı düz baktın, yetki veriyorum, ez, linç et yetmez ama evet katlet, yetkilendiriyorum seni KHK’larımla.

    Memleket artık kılçıksız balık.
    Bosna’yı hatırla.
    Kürtsün Türksün, imanlı ya da kafirsin sokağa çıktığında.
    Sanki emperyalizmin sofrasında yeni Sevr’lere hazırlanan bir kolay lokma.
    Dışarıdan denediler olmadı, içeriden kurcalıyor, kurcalatıyorlar binbir oyunla.

    Sevgili yurtsever,
    bir araya gelmezsek var kalabilme yolunda, bugünlerimizi arar olacağız, çok uzak da değil hani, görülen o ki, pek yakında.

    Ancak düşünebiliyorsak var kalırız bu oyunda…

    Atatürk ile kalın.
    Selam ile…

    Cem Ayaz

     

    Parlamentohaber.com | Korku yok!

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı