Sanal ortam ne kadar sanal?

Hangisi Refik bey?
Hangisi Seda hanım ve elbette hangisi Merih hanım, hangisi sosyal medyadan gerçek hayata insan yanlarımızdaki haller?

Yayınlama: 17.12.2017
Düzenleme: 17.12.2017 17:43
4
A+
A-
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

    Hangisi Refik bey?
    Hangisi Seda hanım ve elbette hangisi Merih hanım, hangisi sosyal medyadan gerçek hayata insan yanlarımızdaki haller?..

    Sanal ortamlardaki gerçeklikler

    Uzun lafın kısası diye bir deyim vardır dilimizde.
    Aslında daha söyleyecek çok sözüm var da, bu kadarı yeterli başını daha fazla ağrıtmayayım konun özü budur anlamında.

    Uzun ya da kısa, ne söylersek söyleyelim, ne yazarsak yazalım, ne çizersek çizelim, karşımızdakinin anlayacağı kadardır derler iletişim olgusu ve bunun beraberinde sosyalleşme gerçeği.

    İletişim ve sosyalleşme.
    Dünya ve yaşadığımız çevre ile mesajlar alıp o mesajlara cevaplar verme. Bilgilendirme bilgilenme.
    Düşünme, gülme, eğitme, eğitilme, olumlu ya da olumsuz yönleri ile artma ve eksiltme tüm evrenle birlikte.

    Bir Pazar günü yazısında iletişim konusunun günümüzde en önemli geçidi olan sosyal medya üzerine düşüncelerimi paylasmak istedim.

    Sosyal medya dedikleri, düşüncenin düşünceye, haberin habere ve bilginin de diğer bilgilere tek tıkla ulaşabilme, ulaştırabilme olgusu.
    Sanal ortam derler ya yani?
    Bu ortamlarda gezindiğimiz, bir iki satır yazı yazdığımız, keyifli resimlerimizi paylaştığımız, savunduğunuz dünya görüşümüz hakkında fikir alışverişi yaptığımız bir ortam.
    Bir aklın ürünüdür her bir kesiti.
    Aklımızın ürünü olan düşünce olgusu da ilk başta sanal değil midir?
    Eyleme döküldüğünde, yazıya, resme ve yürüyüşe pek sanallığı kalmıyor gibi.

    Dolayısıyla sanal kelimesi bir aklın ürünü ile beslenen, büyüyen ve gelişen bu platform için biraz haksız bir benzetme gibi geliyor bana.

    Olumlu yönleri var sosyal medyanın. Elbette olumsuz tarafları da.
    Katkıları şüphesiz olduğu gibi zararları da hiç şüphe götürmez.
    Olumsuz yanlarına dikkat kesilmemiz gerekir elbet.

    Bu sanal dünyanın çeşitli platformları içerisinde herkes ve her şey, evrenin tüm doğruları, tüm yanlışları, tüm iyilikleri, tüm kötülükleri bir enter tuşu kadar yakınımızda, parmağınızın dokunduğu uzaklıkta.

    Bugün ben, olumlu bir yanından bahsedeceğim.
    Dün akşam yakın dostlarım ile birlikte bir Facebook grubunun davetlisi olarak bir akşam yemeği toplantısına katıldım.

    Grubun adı Eski Caddeliler.
    İstanbul, Bağdat caddesi ve civarında yaşayan dostlar.
    Bazıları ile sohbetlerim var sanal ortam üzerinden, evrene güzel mesajlarımızı paylaşıyoruz çoğu zaman.
    Paylaştıkça artıyor, arttıkça da daha çok değer kattığımızı düşünüyorum doğa anaya.

    İçeriye girdiğinizde sanal medya üzerinden birbirini tanıyan, selamlaşan, güldüren, bilgilendiren ve düşündüren, düşündürmeye sevk eden fakat daha önce yüz yüze gelip de hiç merhaba demeyen hatta tokalaşmayan yüzler ile karşılaşıyorsunuz.

    Sizi oraya o ortama, zihnizden geçen, onların beyin kıvrımlarıdan geçip de size kadar ulaşan ve sonunda da yüz yüze buluşturan bir güç.
    Aklın akla, insanın insana, iyiliğin iyiliğe, sohbetin de sohbete ihtiyacı.
    Sosyal bir varlık olan insanın insana ihtiyacı.

    O ortama girdiğinizde, bir iki satır yazıdan, bir iki resimden, bir iki beğeni ya da yorumdan çok fazlasınızdır artik.
    Sanaldan gerçeğe kanlı ve canlısınızdır.
    Adını sanını bildiğiniz yüzler size bir merhaba diyebiliyor örneğin. Ardından soruyor, nasılsınız diye. Her bir soruda ve her yeni bir merhabada kendinizi daha da bir iyi hissediyorsunuz artık.

    Zarif hanımefendiler, nazik beyler. Öncesinde sanal ortam dediğimiz mecrada ekilmiş düşünce tohumlarının çiçeğe oradan da meyvaya durmuş yüzleridir bu haller.

    Sohbetler yüzeyselden derine, derinden yüzeysele.
    Memleket meselerinden, insan hallerimize oradan İstanbul çilesine, müziğe, sanata, geçmişe ve geleceğe, umutsuzluğa ve umuda.
    Fonda elbetteki ruhu dansa davet eden güzel ezgiler.
    Genelde saçlara kır yağmış ama beyler hep delikanlı hanımlar ise hep bahar çiçekleri tazeliginde.

    Latin müziginden örnekler var sahnede. Bizden de motifler. Ah ahhh dedirten zamanda yolculuğa götüren nağmeler.
    Anadolu’dan da esintiler.
    Elbette olmazsa olmaz, İzmir’e ve Ata’ya bir selam.
    İzmirin dağlarında açıp da bir Caddebostan gecesine kadar kokusu getiren Kuvay-i Milliye’ciler.
    Eski Caddeli olup da, ilelebet Atatürk’ün çocukları, ilelebet cumhurlyetçiler.

    Bir begeni, bir yorum bir paylaşımın ete kemige büründüğü ve bir ruha dönüştüğü, ruhun ruha bezeştigi haller.

    Uzun lafın kısası diye başlamıştık söze de, bu güzel manzara içerisinde ne laf kısa tutulabiliyor ne de kısa anlatılabiliyor hanımlar beyler.

    Şimdi haydi bir daha düşünelim.
    Sosyal medya mı, sanal ortam mı yoksa düşünen aklın gercek ciceklerimidir üzerimize kokulari sinmiş bu güzel konfetiler ?

    Bu uzun satırların bir kısa sorusu olsun son cümleler .
    Hangisi Refik bey?
    Hangisi Seda hanım, hangisi Nesrin hanım ve elbette hangisi Merih hanım, hangisi sosyal medyadan gerçek hayata insan yanlarımızdaki haller?

    Atatürk ile kalın.
    Selam ile…

    Cem Ayaz

    Parlamentohaber.com | Korku yok!

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı