15 yıldır demokrasi tramvayının bu çok kostümlü yolcularının tahakkümü altında yaşıyoruz.
Bölen, parçalayan, ayrıştıran bir zihniyet….
Atatürk’te birleşeceğiz!
Kendi iç dinamiklerimizi, öz dinamiklerimizi hayata, kavgaya, mücadeleye geçirmeliyiz diye düşünüyorum.
Olan akılla, olmayan hukukla dahi olsa da eylem ve söylemle.
Her cephede.
Her cephede.
Ya tarih sizi yazar ya da siz tarihler yazarsınız mücadeleniz ile.
Ya hokka da mürekkep de sizin elinizde ya da hokkayı tuttururlar adama, divit ise hokkayı tutturanın elinde.
Yazar tarihinizi mürekkebi yettiğince.
15 yıldır demokrasi tramvayının bu çok kostümlü yolcularının tahakkümü altında yaşıyoruz.
Bölen, parçalayan, ayrıştıran bir zihniyet.
İçeride yurttaş ile kavgalı, dışarıda dünya ile kavgalı bir halde.
Sırtı mı?
O hep minderde.
Esiyor, gürlüyor, parlıyor, ey üstüne ey’ler ekliyor ve eninde sonunda da feleğin çarkı gibi dön baba dönelim pes ediyorlar.
Alttan alıyorlar.
Beyaz bayrak sallıyor, kandırıldık ninnilerine sarılıyorlar.
Uyutuyorlar mı?
Kısmen uyutuyorlar.
“Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür.” der Sun Tzu.
Cumhuriyet ve demokrasimiz için içinde bulunduğumuz vehametin boyutunun büyüklüğü karşısında, ilk önce tespit sonra da çözüm yolları için stratejiler ve daha sonra da bu stratejiler ile doğru orantılı taktikler gelistirmek gerekir diye düşünüyorum.
Strateji.
Taktik ve zafer.
Ne garip değil mi?
Ne tuhaf durumlar degil mi?
Ne acı haller içindeyiz.
90 yıl sonra yeniden vatan, bayrak ve rejim mücadelesi içersindeyiz.
Ne vahim bir durum degil mi?
Yenikapı’lardan bu memleketin insanlarına huzur, barış, birlik ve beraberlik gelmeyeceğini, demokrasinin, özgürlüğün yanından yakınından dahi geçilemeyecegini gördük, yazdık ve söyledik.
Söylemeye de devam ediyoruz.
Atlarına atlayıp da Üsküdar’ı geçenlerin heybelerinde demokrasi yoktur, çok şükür ki oyunun en başından beri biliyoruz.
Dağın ardını, ufkun ötesini görebiliyoruz.
Çünkü biz Kocatepe’den Afyon ovasına bakarken Akdeniz’i görebilen bir inancın savunucularıyız.
Tarihle, bilimle, akılla, bir siper öteye giderken, iki siper geriye bakıyoruz.
Bu topraklarda tarih sayfalarını şüphesizdir ki, Türk Milleti olarak bizler yazıyoruz.
Elbette ki, yüzümüze vuran, vurulacak olan her tokat için diğer yanagımızı da çevirmiyoruz.
Saltanat ile cumhuriyet arasındaki bu kavgada, en iyi savunma taarruzdur, biliyoruz.
Cepheyi asla ve asla terk etmiyor, yurdu yurttaşı çakallara yem etmiyoruz.
“Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır.Ben hic bir zaman umudumu yitirmedim” diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk, unutmayın, unutturmayın.
Strateji :
Yurtta sulh cihanda sulh.
Taktik :
Ne mutlu Türküm diyene.
Yeni zaferler için biraraya gelcegiz.
Birarada fikirler üreteceğiz.
Cumhuriyetçiyiz, milliyetçiyiz, halkçıyız, devrimciyiz, devletçiyiz ve laikiz diyor ve bu değerleri savunuyorsak eğer, bu mücadeleyi birlikte vereceğiz.
Atatürk’te birleşeceğiz!
Atatürk ile kalın.
Selam ile.
Cem Ayaz
Parlamentohaber.com | Korku yok!