“Demokrasi Komedisi” oyunu Türkiye’de kapalı gişe oynamaya devam ediyor. Oyunun yönetmeni gidişattan memnun. Bilet almadan oyunu ön sıradan izleyenler ne olduğunu tam olarak anlamasalar bile, sürekli alkışlıyorlar. Biletleri olmasına rağmen oyunu arka sıralardan izleyenler ise durmadan homurdanıyor. Zaman zaman yönetmen tarafından salona da alınmadıkları oluyor.
Bu oyunun en ilginç tarafı başrol oyuncusuyla figüranların hiç değişmiyor olması. Figüranlarda hiçbir gayret yok. Önce, en iyi yardımcı oyuncu, daha sonra da başrolde oynama hedefleri çok yetersiz. Aslında yıllardır devam eden bu oyundan beleşçiler de sıkıldı. Seyirci sayıları azalacak gibi görünüyor. Benzetmeler bir yana, tepkiler çok önemli. Yozlaşma sürecine yönelik tepkilerin toplumda bir bilinçlenme yaratacağına kimsenin kuşkusu olmasın. Kızgınlığı öngörerek ve pozitif yaklaşımla örgütlenerek, kızgın seçmeni motive edebilen öne çıkacaktır.
Türkiye, adeta, işgal kuvvetleri tarafından yönetiliyor gibi. Anayasa paspas olmuş. Yasalar, adalet ve hukuk ayaklar altında. Beştepe, devlet benim, başka bir güç tanımam demeye devam ediyor. Küresel bir salgınla mücadele ederken bile ayırımcı anlayış değişmiyor.
TBMM’nin iktidar kanadı, otomatiğe bağlanmış bir robot gibi çalışarak, yıkım ekibi görevini yerine getiriyor. AKP&MHP’nin, sanki tüm oyları almış gibi davranarak, muhalefet oylarını ve onların görüşleri ile, yaşam tarzını yok sayması, Türkiye’yi tehlikeli sulara doğru sürüklemektedir.
AKP’nin yaptığı en zararlı iş, dini siyasetin merkezine oturtturmasıdır. İktidar, “Ben bu dini hepinizden daha iyi bilir ve yaşatırım” dedikçe, “En Müslüman benim” diyen cemaatler, tarikatlar ve örgütlerle yarış içine girmektedir. Müslüman Kardeşler, El Nusra, Rabıta, Hamas, El Kaide ve türevleri örgütlerle ilişkisi olduğu söylenen AKP iktidarı, başka suçlularla da birlikte olmaktan rahatsızlık duymamaktadır.
Farklılıklarla bir arada yaşamanın toplumsal barış ilkesi olan laiklikten sapılmaması gerekmektedir. Batı’nın laik ve demokratik anlayışı ile ölümüne bir çatışma içine giren radikal İslam, Orta Doğu’da geriledikçe, Türkiye’de radikal dincilik akımı da gerileyecektir. Bugün gelinen noktada, Türkiye, radikal İslam’ın tuzağına doğru sürüklenmektedir.
AKP’yi anlayabilmek ve hedefini görebilmek için, Recep Tayyip Erdoğan’ın yetiştiği kültürün genetik kodlarına yazdığı değerlerin attığı her adımda baskın çıktığı gerçeğini bilmek gerekir.
Erdoğan’ın kodlarında yazan YENİ TÜRKİYE, hilafet eksenli İslam Birliği’dir. “Türk Ulusu” hesabını buna göre yapsın.
Ahmet Akın